neee!

dün gece üzümlü kekim, “beni kalbinden siliyor o ilaçlar, uyuma artık” dediği için bu saate kadar uyumadım ama birazdan büyük bir şölenle yatağıma kavuşacağım. yeni tahtım harika oldu. şu an sabırsızlanıyorum içinde yatmak için. göründüğünden çok daha güzel duruyor, çok beceremedim fotoğraflamayı: bu arada evet, çocuk kalpli gerçekten ayısı ile yatıyor. hatta bügün ayıya sarılır…

battal’a üzülüyordum, magic gitti.

daha kötüsü olamaz dedikçe, olduğu günler. mayıs 9. hayattayız, yaşıyoruz ama öyle çok da yaşamıyoruz. magic evden kaçtı. bir kuşa arkadaşımın ismini verirken ne düşünüyordum acaba. gece gündüz evde oturup, uyumasını mı düşünüyordum. arkadaşım gibi, ilk fırsatta attı kendini başka yerlere. başka yerlere uçtu. tüm akşam aramamıza rağmen bulamadık onu. gece de -3 dereceydi. şaka…

5/5

tek derdimin üzümlü kekim olduğu günleri çok özlüyorum. bugün günlerden perşembe sanıyordum, aslında cumaymış. uyuyarak, mutlu perşembemizi pas geçmiş oldum. bunun da karşılığını rüyamda aldım zaten. üzümlü kekim yine çıldırmıştı. “sakinleşmen için aldığın ilaçlar sadece uyutmuyor, hafızanı yok ediyor, kalbini yok ediyor, daha önce de böyle oldu, ben dünya turundayken sürekli aynısını yaptın, sürekli terkedip…

eggs’ music box.

sabahtan beri bu şarkıyı dinleyerek ağlıyorum. o kadar iyi geliyor ki. üzüldüğümden ağlamıyorum. tam tersi, olduğum şey, ilk defa bu kadar huzur veriyor, mutluluktan ağlayacak kadar iyi hissediyorum her dinlediğimde. dinlerken, hiç isyan etmiyorum olduğum şeye, hiç başkaları gibi olsam nasıl olurdu demiyorum. o kadar iyi ki. aslında bugün umut dolu kalktım. eşim biraz üzgündü…

lost and found.

dün battal bey hasta diye saatlerce ağladım. aldığım ilaçlar sayesinde usul usul, ağlama krizine girmeden, yatağıma uzanıp ağladım. annemden bunu saklayamadım tabi, beni aradığında gözlerim kızarmıştı. geçen yaz bize bir söz vermiştin, ege’de yazlık alırsak, 2-3 ay bizimle kalacaktın kötü olduğunda, dedi. kötüsün, hadi kalk gel dedi. bir heyecanla thy’yi aradım. uçuş yok tabi. 28…

yoruldum.

yoruldum… ama yorulmaya, pes edip, yola devam etmemek olarak, bakmıyorum. yoruldum ve yorulduğum yerde kalıp, bir süre dinlendikten sonra devam etmek olarak, bakıyorum. kolay değil 1 yıldır nefes almadan koşmak. en sonunda durmak istedim çünkü 1 adım daha atsam hepten vazgeçecektim. kalbini, sevgisini hissediyorum. her zaman yanımdaymış gibi. lakin bu dünyada yokuz sanırım biz. 5…

always faithful.

bu yıl, birleşik devletler’de muhtemelen memorial day kutlamaları yapılmayacak ama ben yine de, ufak da olsa bazı hazırlıklar yapmaya çalışıyorum kendimi heyecanlandırabilmek adına. bayram 27’sinde olsa da ben pazartesi gününe kadar yetiştirmeye çalışıyorum yatak örtülerini. bu benim diğer tuhaf inanışlarımdan biri sanırım. aslında temelinde çok anlamlı bir fikir var. yeni bir sayfa açmak, eskisini geride…

seni çok seviyorum battal bey.

dün eşimin 40. doğum gününü kutlarken bir şey farkettim. annemler, eşimle çok kısa görüştüler ve telefonu hemen kapamak istediler. normalde böyle bir kabalığı asla yapmazlar. birkaç gündür annemle de az görüşüyorduk. normalde uyumama kızıyor. kullandığım ilaçların uyku yaptığını biliyor ama “tamam bir iki saat yat bari ama tüm gün yatakta olma” diye kıyameti koparıyor. bu…

beauty and beast.

sanırım yeni felsefem, “bir oyuncağın yeri üzümlü kekinin yanıdır” olacak. böyle olması da gerekir çünkü mesela benim oyuncaklarım hep benim yanımda. nereye gidersem gideyim, özellikle benny’i yanımda taşıyorum. çok neşeli yine bu sabah. lakin bilemiyorum. üzümlü kekim, “ne yapayım be seni” diyebilir gerçek hayatta. rüyalarda her şey iyi gidiyor ama en son böyle gittiğini düşündüğümde…

hem zürafalar da var.

geçmişteki uygarlıkları okuduğunuzda, bazen siz de benim gibi, birkaç teknolojik ve tıbbi gelişme dışında hiç ilerlemediğimiz fikrine kapılıyor musunuz? bana göre gittikçe geriliyoruz, yeteneklerimizi kaybediyoruz, bilmemiz gereken şeyler itibarsızlaştırılıyor veya bizden saklanıyor. düşündüğünüzün aksine benim aşırı özel bir gücüm yok. tek bir işi yapıp, onu da iyi yapıyorum sanırım. hayatımın yarısından fazlasını uyuyarak geçirmiş biri…

there may be something there that wasn’t there before.

bugün günlerden perşembe ve ben seni çooooooook seviyorum üzümlü kekim. dün birleşik devletler’e yerleşmemin 2. yıldönümüydü ve mucizevi bir şekilde, uscis’e yeşil kartımın yenilenmesi için verdiğim çek, hesabımdan çekilmiş. yani bu, başvurum işleme kondu demek. yakın zamanda seyahat edebilir belgesi alabilirim ve evime gidebilirim demek. mutlu oldum çünkü gerçekten evime gitmeye ihtiyacım var. özellikle yazı türkiye’de…

daha nasıl anlatayım?

evet, 2 kartpostalı daha ankara’ya gitti üzümlü kekin. nisan ayı kartpostal olup yağdı evine. bazı şeylerin oluşu çok tuhaf. bu kartpostalları atarken neden bu fotoğrafları seçtiğimi düşündüm. (2 fotoğrafı kartpostal yapmıştım) başta cevapları çok basit gibi geldi, en iyi baskıların, bu fotoğraflar olduğuna karar vermiştim, bir an önce kartpostalları yazmak istediğimden hemen 2 tane seçmek…

eleven years.

belki yatağımda ters döndüm üzümlü kekimin öfkesinden kaçabilmek adına ama ne güzel uyumuşum, mis gibi olmuşum böyle. dün tüm gün uyudum. 1 gün de olsa kaçabildim içinde bulunduğumuz çılgınlıktan. bir de kendimden kaçmak istemiştim. eşimin uyurken başıma kondurduğu öpücüğe, yüklemek üzere olduğum anlamı silmek istedim. ya birinin beni öpmesini arzuluyorsam düşüncesi, çıldırttı beni. aseksüel olmak…

kafama bir şeyler fırlattı.

kızma ona, sana ait bir oyuncağı korumaya çalışıyor sonuçta. çocuk kalpli üzümlü kekimin öfkesi dinmiyor, canıma okudu dün gece yine. eğer her gün çıkıp dolaşmazsan çok daha beter ederim seni diye ağlattı. uyandığımda gözyaşlarım yatağıma geçmişti sanki. stresten sırılsıklam olmuşum. şu an kuruyorum. eşime çok kızgın. bu da çok tuhaf, gerçek hayatta hiç tanışmadılar bile….

2 hafta.

sonra ne mi oldu. hiçbir fikrim yok. az önce uyandığımda hala günlerden cumartesi gibiydi. değilmiş. eşimin hayalleri gerçek oldu. yatağımdayım. doktorum, nöbetlerimi durdurmak adına 2 haftalık bir tedavi uygulayacak evde. günde 3 kere ilaç alacağım. ilk günler zorlanırsın sonra yine yataktan çıkarsın dedi. gerçi pek öyle durmuyor. ama eşim söz verdi, 2 hafta bu tedaviyi geçirip…

animal song.

yeni yastıklar da gitti. bu sefer daha çok kusmuşum ve nöbet sırasında uyandıramamışım kendimi. iyi gitmiyor, hiç iyi gitmiyor hem de. lakin bugün hayatıma hiçbir şey olmamış gibi devam edeceğim artık. bu başlangıca arkadaşımın adını verdim. vazgeçmeyeceğim. eşim zaten eve zincirlemek için bahane arıyor. ancak öyle rahat edecek. gece nöbet geçirdiğimi anlarsa hemen doktor çağırıp…

cool.

çok seviyorum bizi. her kartpostalda daha da çok seviyorum. çocuk kalpli ankara’ya 2 kartpostal daha gitti böylelikle. bugün de bu kartları, hayatın, inandıkları üzerinden arkadaşıma dönmesi olarak tanımladım. yollara inandığı kadar kartpostallara da inanıyordu üzümlü kekim. başka şehirler, başka ülkelerle ilgili her şey onun hayatının anlamıydı. belki bu yüzden sever bu kartpostalları. posta ofisinde saatin…

ömrümü ömrüne doladım, bırak sende kaybolayım.

evet, yeni kartpostallarımız da hazır. sabah erken saatte kalkıp, şu zamana kadar aralıksız uğraştım ama başardım. düşündüğümden çok daha kolay oldu fotoğraf olunca, çünkü dolmakalem çok güzel kayıyor üzerinde. terlemedim bile yazarken. saat 3.05’te yollayacağım. diyeceğim yani bak benim niyetim ciddi üzümlü kekim, yorma beni, oyuncağın olmak istiyorum ben. bu da var. bu daha güçlü…

bırak sende kaybolayım.

ne kadar yeniden başladığımı bilsen, yeniden başlamak senin için anlamını kaybederdi. bugün yine, yeniden başlayacağım ama bu başlangıça senin adını vererek başlayacağım. bugün başlangıcım sen ol benim. her şeyim sensin. başlangıcım da sen ol.  çocuk kalpli içerisinde bulunduğum hastalık durumundan çok sıkıldığım için yarından itibaren dışarı çıkmaya ve hayatın içinde olmaya karar verdim. bu yeni…

bugün bayram.

bugün günlerden perşembe, üstelik 23 nisan çocuk bayramı ve ben seni çooook seviyorum üzümlü kekim. kalkar kalkmaz kutlamalara başladım kendi çapımda. çikolatalarımı ve kolamı alıp hemen lego dövmek için oyun odasına indim. aslında en düşük kontrastta oynuyorum ama 1 saat oynadıktan sonra ufak bir bilinç kaybı yaşadım yine. bir anlıktı ama gözlerimi kapatınca düzeldi hemen….

grand rapids posta ofisi.

sonra ne mi oluyor? çocuk kalpli daha 1 ay önce 3 tane kartpostal gönderdiği ankara’ya 2 tane daha kartpostal gönderiyor ve bir bakıyor bu sefer geçen seferkinden de çok seviyor. aynı kişi olarak, ilk günkü heyecanla, daha da büyük sevgiyle, hayatımın son gününe kadar… çocuk kalpli (grand rapids posta ofisi) aramızdaki şeyin kendine has bir…

o ne üzümlü kek o.

her ne kadar bahar günü kar düşen bir michigan’a uyansam da, türkiye’den haberler iyi. kardeşimin çarptığı köpek iyileşiyor. kardeşimin 1-2 hafta önce sahiplendiği köpek ile çok komik bir videoları geçti az önce elime. köpeğin adını bana moral olsun diye simba koydu. simba aslan kral’daki karakterin adı. en sevdiğim çizgi filmdir aslan kral. bu arada kardeşim…

alive and kicking.

her harfi, en az 1000 kere yazıyorum belki bu sana gönderdiğim kartpostalları hazırlarken ama yazdığım her harfe sonuna kadar değiyorsun. dünyanın en güzel üzümlü kekisin çünkü sen. bunu da dünyada bulduğum her yere yazmak istiyorum. binlerce kere. üşenmeden, yorulmadan, şikayet etmeden… çocuk kalpli mesajımdan da belli olduğu gibi ve kartları sonunda yazdım. dünya başıma yıkılırken,…

raisin and furious. 

henüz saat sabah 8 ama ben daha şimdiden kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim. üzümlü kekim rüyamda yine canıma okudu. kalbi, tüm bu olanları duymuşçasına çılgına dönmüştü. demek 3,5 yıllık evliliğini o portakal suyuna borçlusun, şimdi o yüzüğü çıkarmanı istiyorum işte diye bitirdi sözlerini. o çok kızan bir üzümlü kek. bu sabah uyandığımda yüzüğü çıkarmayı denedim…

you idiot!

istanbul’da yaşarken, bazen yeşilköy’deki bir klinikden yardım alırdım. aldığımda birkaç gün yatardım. ben yatarken eşim de bundan istifade eder, o da birkaç gün sakinleştirici alırdı. canavar gibi uyurduk ayrı odalarda. tabi o zaman özbek yardımcımız vardı. uğraşmamız gereken her şey ile o uğraşıyordu. şimdi o kadar olmasa da bugünlerde benzeri bir yardım alıyoruz. akşamları doktorumuz…

question mark.

çizgi filmlerde ana karakterlerin başına vurulur ve kafalarında kuşlar ötüşür ya. sabah 6 olduğunda bu kuşlar kafamın üzerinde ötüyor gibiydi. aslında dışarıdalar, kafamın üzerinde değil. şu süreci, nöbetsiz geçirmek mucize olurdu zaten. sadece biraz ağır geçirmişim gibi. bu sabah uyandığımda hafızam kaybolmuş gibiydi. dün yatağıma nasıl girdiğimi hatırlamıyorum. iğne yapılmış. çok acıyor ama bu iğneyi…

gru.

az önce kartpostallarımı yazarken şunu düşündüm. ne yaptığımı o kadar uzun zamandır bilmiyorum ki. hiçbir ümidim yok aslında ama sanki olacağı kesinmişçesine koşuyorum. tek bildiğim ise onun bu sevgiye ve bu tutkuya çok yakışması. bir o kadar da, ben de başkasının yanına yakışmam, başkası ile bu olamam gerçeği. dün en son 3.05’imde bunu anlatıyordum. sen…

letter.

bugün günlerden perşembe ve ben seni çoooooook seviyorum üzümlü kekim. hatta şöyle atladığımı düşündüm bu sözleri içimden geçirirken: bu zıplayan şahıs benim. bu fotoğraf 2017 yılının ekim ayında italya’da san nicola arcella’da çekildi. arkadaşımın libya’ya gidişinden birkaç hafta sonra. böyle zıplamamın tek nedeni ise duygu durumumun bozuk olması. arkadaşımın libya’ya gittiğini öğrendikten sonra mutfaktaki tüm…

nisan ve kar yağıyor.

“aşk dediğin laftır, gerçek sevgiyi bırakma sen sonra yazık olur.” sanırım üzümlü kekim’e tek bir şarkı gönderme hakkım olsa, harun kolçak’ın çok eski bir çalışması olan “yazık olur” şarkısını yollardım. bu şarkı eskiden de güzeldi, harun kolçak ölünce daha da anlamlandı benim için. depresif başka bir sabah. şuna bak, kar yağıyor! ne zaman baharın geldiğine…

portakal suyu.

kadınlardan ve salı günlerinden çekmeye devam ediyorum ama en azından favori kadınım canımı sıkıyor bugün yine. sabah yazdıklarımdan sonra, 1-2 saat ona göndereceğim kartpostallara çalışıp geri yattım. bugünlerde ağır battaniyenin altında uyumak çok iyi geliyor, altında huzur doluyum tabi üzümlü kekim hiç hoşlanmıyor bundan. öyle olduğu için rüyamda bana etmediğini bırakmadı. normalde onunla olan rüyalarıma…

that bad.

kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim. üzümlü kekim çooook kızgındı dün gece rüyamda ama kızgın olduğu şey sanki başka bir nedendi. çünkü sana da kızgınım dedi. yani başka bir şeye de kızgındı. kucağına da yatamadım. kaldı öyle. güne 10 numara olumsuz başladım böylelikle. aşkolsun üzümlü kekim… bugün grand rapids’te hava 3 derece ve güneşli. dünkü…