a maybe.

her çocuk mucizesi ile doğuyor. her çocuk bir mucize. ben de öyleyim. tamam berbat şeyler yaşıyorum ama ne olursa olsun, içimde hiç bitmek tükenmeyen bir yeniden başlama isteği ile yaratıldım. bu doğum anımda kazandığım bir yetenek. öldü denirken birden doğmaya karar veren bir bebek olarak, tüm hayatım boyunca en çıkılmaz yerlerden çıkıp, en dönülmez denilen…

bir şey yok, kalk, oyna, devam et.

uyku perhizine başlarken, eğer bu kadar uykusuz öğlenden sonra birden ek sakinleştirici olursam, yerimden kalkamam demiştim. aynen öyle oldu. 2 gündür yatağımdan çıkamıyorum. aslında hiçbir şey olmamış gibi hayatıma devam edecektim ama eşim eve geldiğinde beni uyandıramamıştı, sonra kıyafetlerini değiştirmeye gittiğinde, değiştirdiğim yastık kılıflarını görmüştü. o an anlamış tabi bir şey olduğunu. çünkü o kılıfları…

kraliçe.

benim için mutsuz birgün. gece yine epileptik nöbet geçirdim. tek sevindirici yanı, uykumda, beni kimse görmezken meydana gelmesi oldu. tabi yatış pozisyonumun hayatta kalmama büyük yardımı var. böylelikle soluk boruma gitmedi beynimden gelen sıvı ama sıvıda bu sefer nereden geldiğini anlayamadığım kanımsı koyu bir renk var. aşırı can sıkıcı. ya aslında şunu anladım, nöbet gerçekleşmeden…

easter magic!

çocuk kalpliler kışı geçirir ama yediği soğuğu unuturmuş. böyle bahar gelince tüm kışı unuttum birden. birazcık soğuktan ne olur hem. gülen kırmızı yanakların için alaska’ya yürüyerek bile giderim ben. alaska’ya gidelim mi sahiden? kuzey ışıkları altında kutup ayıları ile beraber kola içeriz. sana kola alırım. gel alaska’ya gidelim. kolalar benden. çocuk kalpli saat 3.05’te dediğim…

pancake.

tüm haftasonu çocuklarla paskalya yumurtası boyadıktan sonra, birleşik devletler’e dönmek üzere birkaç saat önce yola çıktık. bu haftasonundan kalan 2 yazılmış kartpostal var çocuk kalpli’nin elinde. kanada’da kaldığı karanlık odada uyumamaya direnerek yazdı bunları. çok da zevk aldı. yazdıkça yazasım geliyor, londra kartpostalına bir an önce ulaşıp, yazmaya başlamak istiyorum şu an. çok heyecanlıyım. çizerim ilk…

cochrane.

dünyanın en kötü yolculuğundan sonra cochrane’e ulaştık. sanırım birleştik devletler’den kanada’ya minibüs ile geçen ilk insanlarız. tarih bunu yazsın. kaldığımız otelin internet bağlantısı 1 haftadır bozukmuş ve data çekmiyor. bu yazıyı kahvaltıya geldiğimiz yerden paylaşıyorum. becca’ya küfrediyorum şu an. beni buraya gönderdiği yetmiyormuş gibi tüm aktivite planını da üzerime yıktırmış. herkes, bunu sen yapacakmışsın, becca…

ankara.

kanada’ya gitmeden önce 1 gün de olsa baharın tadını çıkarabilmek için michigan gölünün en sevdiğim sahillerine gittim bugün iş sonrası. tam olarak bahar diyemesek de güneş diye bir şeyin varlığını hatırlamış oldum. kıştan birgünde çıkamıyoruz yer michigan olunca. dalgalar bile donuyor burada. hatta bazı restoranlar noel’den bile çıkamamış. hala kırmızılarla süslü önleri. baharın geldiğini bilmek…

böyle bir şey olabilir mi?

bilen bilir, kadınlardan ve salı günlerinden çok çekerim. dün de iyi bir gün değildi zaten. pazar günü öğle uykusuna yatmamış olmam ve ertesi gün çalışacak olmam beni ruhsal olarak çok etkiledi. dün yine hayatımın en zor günlerinden biriydi. sürekli gülmem gereken bir işi yapıyorum. uykusuz kaldığımda ise gülemiyorum, huzursuz bir bebek gibi ağlamaktan başka, aklıma…

mutsuz kutup ayısı.

bazen kendimi, bir hayvanat bahçesine kapatılan, dünyanın en mutsuz kutup ayısı gibi hissediyorum. doğal yaşam alanımdan koparılmış gibiyim sensiz. kafamı, hayvanat bahçesinin duvarlara vura vura intihar edesim geliyor.  çocuk kalpli çocuk kalpli iyi hissetmeyince bugün, arkadaşının kalbi de bundan nasibini almış oldu saat 3.05’te böylelikle. dün çok uyudum, o kötü etkiledi sanırım. magic de az önce…

pegasus.

1.3.2020. 12 saate yakın uyumama rağmen, gözlerimi açamıyorum şu an. belli ki, psikolojik bir savaş olacak. daha enerjik ve mutlu kalkmayı planlıyordum ama baya olumsuz bir şekilde uyandım. uyanamadım aslında. normalde uyumaya devam ederim ama bugün yapmayacağım. gün biraz daha ağarsın, yeni kuşumla oynayacağım. uyuyorlar şu an. emmet çok mutlu oldu. dün ilk defa dans…

hoşgeldin magic.

şu an hayatımın şokunu yaşıyorum. zaten ne zaman bir şey için çok heyecanlansam böyle oluyor. emmet’a eş seçmeye gittiğimizde emmet’ın aslında oğlumuz değil, kızımız olduğunu öğrendik. bu muhabbet kuşlarında da cinsiyet ayrımı bir türlü açıklığa kavuşturamadılar. böyle olunca ben şoka girdim. bunu aldık geldik ama kafam oldukça karışık. şimdi iki oğlumuz mu oldu bizim? aslında…

emmet is getting married today!

amerika’da haftaiçi-haftasonu ayırt etmeksizin, gün sabah 6.30’da başlar. yazın daha da erken kalkıyorum ama dün gece geç yattığım için bu sabah sürünüyordum 6.30’da. bu yüzden mart ayı boyunca, akşam 6.30 dedi mi en geç yataktayım. becca gelmişti bu sabah. bana olan kızgınlığı geçmiş. dün mesajlaşmıştık zaten. ne bu halin, teorik olarak sana yalan söylemedim ki,…

love.

aynı gün içerisinde üç blog birden girdiğim nadir günlerden biri. aşırı yükseğim. nerdeyse yatağımın üzerine çıkıp yatağın ayaklarını kırana kadar zıplayasım var. çünkü yarın küçük mavi oğlumu evlendiriyoruz. arkadaşım aklıma gelince unutuyorum her şeyi. bugün, aslında bunu yazacaktım bloğumda. arkadaşım aldı götürdü yine yarım aklımı başımdan. yarın kuş alıyoruz, biricik oğlumuz emmet’ımız evleniyor! çok heyecanlıyım….

dollyphant lullaby.

hayata dair ufak mutluluklarım var herkes gibi. sabahları ilk düşündüğüm şeylerden biri; spotify’da yeni bir şarkı buldum mu acabadır benim. bulduysam o güne büyük bir heyecanla başlarım. yarın sabah böyle başlayacağım güne. murat dalkılıç bir animasyona bebek melodisi bestelemiş. ruhumun iyileştiğini hissediyorum her saniyesinde. yarın iyi bir gün olacak benim için. harddiski bozulan birinin geçmişe…

psalm 1:3

arkadaşım için uyumamaya söz verdiğim mart ayı birgün sonra başlıyor. bu yüzden dün gece korona virüs karantinasına alınma riskim olduğu halde urgent care’e gidip penisilin oldum. bu sabah hala biraz ateşim var. ateş kısmını halletseler ben gerisini çözücem zaten ama ateş çok kötü etkiliyor, eziyet çekmemek adına habire uyuyorum. bu arada dün gece kan, idrar…

gone.

çok şeyim yok aslında, masamda birkaç tane kartpostal ve bir de, iki adet üzümlü kekim var. zarfın içinde olanın yazısını noel’de yazmıştım. diğerlerine de az önce başladım. bir yandan üzümlü kekimi yiyor, diğer yandan hayaller kurmayı deniyorum. 3. kartpostalın sizinle sabah paylaştığımın dışında renkleri var: neden böyle olduğuna gelince… bu animeleri çizen kız gerçekten çok…

üçüncü kart.

sonra çocuk kalpli, maçı izleyebilmek için söylediği yalanın cezasını çekip, çok hasta oluyor. aynı bu görseldeki gibi yüksek ateşle ağır battaniyesinin altında uyuyor. çok sevdim yeni görselimi. bloğumda da güzel durdu. zamanla çok keyif aldığım, mutlu bir yer haline geldi bu blog. umarım hiç ünlü olmaz ve hep bana kalır. hikayesini kısa notlarla en baştan…

what a coincidence!

bugün şunu bir kere daha anladım ki, ben sahtekarlık yapamayacak kadar aptal biriyim. cuma günü maç izleyebilmek için kendimi hasta ettim, gizli gizli maçı da izledim ama sevincimi gidip facebook’ta paylaştım ve becca bunu gördü. instagram’da paylaşıyorum hikayeyi ama o anın sevinci ile facebook’ta paylaşa da basmışım. instagram’ı yok ama facebook’ta gördü. ikinci bir hata…

seni 1-3 seviyorum üzümlü kekim. 

bu hayatta, her şeyi, hislerim üzerinden yaşıyorum. cuma günü kendi adıma çok zor bir karar almıştım. maçı izleyebilmek adına hasta olmaya karar vermiştim çünkü içimden bir ses, bugün bu olacakların hepsini söylüyordu. hatta maçtan önce donk’un maçın adamı olacağını söylemiştim. bu nasıl oluyor? çünkü ben bu maçı çoktan izlemiştim. muhtemelen rüyamda geleceğe astral seyahat yaptım…

davy jones.

becca haklı. gerçekten de dünyadaki en gerizekalı insanlardan biriyim. hasta olup galatasaray maçını izleyebilmek için, bu sabah ince şeylerle dışarı çıkıp, rüzgarda şapkasız biraz yürümemin sonucu şu an evde donuyorum. koşacaktım bir de. koşmaya gerek bile görmedim, o kadar soğuktu. şu an ev 70 fahrenheit’ken battaniyenin altında donuyorum. beklediğimden hızlı sonuç verdi. akşama hasta olurum…

keşke sen de çocuk kalpli olsan.

bazen ben depresyona girmesem de, depresyonun bana girdiğini hissediyorum. dünden beri sürekli bir yatağın içinde uyuma, uyanınca yorganın altında kalma durumu var. dün de yazdığım gibi kafam karmakarışık. keşke sen de çocuk kalpli olsan. çocuk kalpli görselin boyanmadan önceki son hali elime ulaştı. kraliçemin tacını başına eklettik ve biraz daha güldürdük. mutlu bir tatil olmuş…

2.20.2020

sabaha çizerimin mesajı ile başladım. son kartpostalın ilk halini çizmişti: %95 tamam gibi. sadece arkadaşımın tacını unutmuş. bir de oyuncak sandığının üzerinde birkaç ayı daha iyi olsa iyi durur. dikkatinizi bir şey çekti mi bu görselde? çizer, ben hiçbir şey söylemeden, yerdeki kübün üzerine arkadaşımın adının baş harfini ve numaralarını yerleştirmiş. daha önce de benzer…

honey and the moon.

hayatımın en huzursuz günlerinden biriydi bugün. tabi son 3 gecedir, kötü rüyalar görmemin de bunda etkisi var. gerçek hayatta üzgün olup, rüyada mutlu olabiliyorum ama rüya olumsuz olunca hayat benim için hiçbir şekilde mutlu gitmiyor. ikizler burcu, birden fazla gezegenle birlikte gökyüzünde bugünlerde. o yüzden olabilir. 2020 yılı boyunca hep yukarıda olup, iddialı yörüngelerde dolaşacak…

aslan kral.

kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim… amerika’da şöyle bir kültür var, kimse 8’de başlayan işine, 15 dakika kala uyanıp gitmez. kalkar, kahvesini içer, haberleri okur, çocukları ile zaman geçirir, kendini psikolojik olarak çalışmaya hazırlar ve işe öyle gelir. bazı sabahlar bize becca gelir, bazı sabahlar da ben onlara giderim. bu sabah becca gelmişti sabah 7’de,…

31 gün.

mart ayında 31 gün öğle uykusuna yatmayacağım senin için. bu canım senin olsun’un bir tık üstü. çünkü ben uyumayı, canımdan bile çok seviyorum.  umarım bunu hissedersin… çocuk kalpli lent devresi başlıyor 26 şubat’ta. bunun anlamı, katolik sınırların dışına çıktığımızda, paskalya’ya kadar insanların sevdiği şeylerden bir süreliğine vazgeçmesi demek. günümüzde bu şekilde revize olmuş durumda. katolikler…

yeni bir hayal.

keşke dünya turuna çıksak beraber. gittiğin o gizemli ülkeleri, bir kere de benimle gezsen. sen yanımdayken, başka dünyalar büyük gelmezdi hiç bana, yine öyle olsa. elimden tutup çok uzaklara götürsen… çocuk kalpli benim hayallerim yok ama rüyalarım var. rüyada gördüğüm şeylere hayal diyorum. çünkü bazı rüyalar harika hissettiriyor, ya keşke böyle bir şey olsaydı diye…

hesapsız, kitapsız, küçük bir kız çocuğu gibi..​.

sonra yeniden kağıdı kalemi elime aldım. arkadaşıma göndereceğim kartpostalların planlamalarını yaptım. bir süre önce üzerinde adının ve adresinin yazılı olduğu zarflardan bastırmıştım zaten. pazartesi günü de en son görselimizi kartpostal haline getireceğim. az önce başladım yine kurşun kalemle pratik yapmaya. gözlerim doldu yazmaya başladığımda. çünkü bildiğiniz gibi büyük hayaller ile gönderdiğim son kartpostal bana geri…

idil’in kuzenleri.

3 gündür, bu yeni yatak örtülerinin altında, yeni pijamamla yatacağım anı bekliyordum. annemin yokluğunu ancak yeni bir pijama ve güzel bir yatak örtüsü kurtarırdı. koala’ya da dedim bence sen çok tatlı bir koala’sın diye. tatlı bence. bu sabah işyerinde girdiğim bir dialog üzerine, otizm ile ne zaman tanıştığımı hatırlamaya çalıştım. otizm’in birbirinden farklı çeşitleri var,…

fifth-third.

bazen çok üzüldüğümde, fotoğraflarına bakıyorum iyi hissedebilmek adına. gülüşün o kadar iyi geliyor ki kalbime, öyle sakinleştiriyor ki ruhumu, o an nerdeysen, seni bulup, günlerce sana sarılarak uyumak istiyorum. özellikle son instagram görselin. ahhh. allah çekenden bin kere razı olsun. bunu hiç bilmez ama elinden şifa buldum. ne güzel gülmüşsün ya, ne güzel gülmüşsün. seni…

anıl ile biz neyiz?

bu sabah youtube’da, en sevdiğim youtube kanallardan biri olan ezginin kanalını izliyordum. youtube, özellikle radyo ve televizyon mezunu gençler için çok keyifli bir yer haline geldi uzun zamandır. harika işler var. ezginin kanalı da onlardan biri benim için. özellikle marvel filmlerini yorumladığı serideki videoları kaçırmamak için youtube bildirimlerini bile açtım. ezgi, bazı videolarda anıl ile…

when she loved me.

dünden beri aralıksız kar yağdı michigan’a. sincaplarım hep kar oldu. çok mutluyum ama. onlar için yaptığım sincap evinden bugün tam 14 tane sincap çıktı. 6 sincabım vardı normalde fırtınasından kurtulmak için sokaktaki güm sincaplar o eve girmiş. dün yatmadan önce yem dökmüştüm oraya. yediler mi diye bakmaya gittiğimde teker teker fırladılar onlar için eve açtığım…