olur, o zaman.

olur, o zaman. olur, o zaman… bu virüs nasıl bu kadar hızlı yayılabiliyor anlayamıyorum. tüm virüs kapma çabalarıma rağmen, test sonucum negatif çıktı. annemin kalbini daha az kırarak, bu dünyadan ayrılmayı düşünüyordum bu virüse ulaşarak ama bunu bile başaramadım. daha iyiyim. ya da değilim. hiçbir fikrim yok çünkü dünden beri aralıksız uyuyorum. eşim elinden gelenin…

tommy.

insanlar alışverişlere gittiklerinde yeni yeni şeyler alırlar kendilerine. ben almam. ben eskilerinin aynısından bulur, onları bir daha alırım. virüsten dolayı deneme kabini kullanılmıyor, bir de her mağaza önünde yarım saat sıra oluyor içeri az kişi aldıklarından dolayı ama benim işim 2 dakika sürdü. aradığım 3 şeyi de kısa sürede buldum. her zaman çocuk gibi gezmiyorum….

bloke.

güne, 4 temmuz kutlamalarının iptali haberi ile başladım. zaten kırpılmıştı kutlamalar, son rakamlardan sonra hepten kaldırılmış. nasıl kötü hissettiğimi anlatamam. eşim panik içinde, ne yapabilirim diye soruyor. ben de, beni frankemuth’a götür o gün, diyorum. orayı çok seviyorum ben. michigan’a ilk geldiğimde gittiğim küçük alman köylerinden biri. içerisinde, dünyanın en büyük noel mağazası var. bir…

dreamland.

tek sevdiğim özelliğim; en büyük umutların bittiği yerde bile, ertesi gün yeniden uyanıp, her şeyi sıfırdan umut edebilmem ve her şeye sıfırdan başlayabilmem. türkiye’ye geleceğim bu yaz. avengers end game’deki gibi “whatever it takes” diyip atacağım kendimi havalimanına. her şeye, 1 ay zaman veriyorum. temmuz 26 olduğunda, ne olursa olsun elimde valizimle şikago havalimanında olacağım….

hayatın. anlamı. üzümlü. kekim.

üzümlü kekimin sevgisini ve gök gürültüsünü, aynı anda hayatımın arka planında hissettiğim günler. dün, kötüleşip hastaneye dönünce özellikle, zihnimde yine duydum bazı şeyler. galatasarayı suçluyordu. maç takip etme olayının beni bu hale getirdiğine inanıyordu. ben de o yüzden “hayatın. anlamı. galatasaray” sözlerini, onunla değiştim. bundan sonra üzümlü kekimi destekleyeceğim. galatasaray aklıma gelince üzümlü kekimi düşüneceğim….

moshi.

bugün günlerden perşembe ve ben seni çoooooook seviyorum üzümlü kekim! biz de, biz de! her perşembe olduğu gibi bu perşembe de, arka bahçede fıstık şenliği var. ben de kendime waffle yaparım belki. sonra da oyun oynarım. ps5’in çıkacağını duyar duymaz, elimizdeki oyunları bitirmemiz gerektiğini anladık. çünkü yeni alet, eve geldiği an ps4 daha açılmaz. ben…

yarın mutlu perşembe.

ne zaman her şeyin harika gittiğini düşünsem, bir anda hayatım kayıyor. bugün hastaneden çıktım ama kırdıkları böbrek taşı nedeni ile hala kan işiyorum. bir süre böyle olacak. şu hastaneden kurtuldum ya, çok sorun değil aslında. inanamıyorum şu olanlara. aklımı kaçırmak üzereyim. çok canım yanıyor, uykulara kaçıyorum, kaçtığım yerde üzümlü kek yakalıyor ve tekrar canımı yakıyor….

kidney stone.

yanımdaydın dün, sadece yine ispatlayamadım. kızma bana. tamam maç sonucuna bile bakmayacağım, ilgilenmeyeceğim galatasarayla bundan sonra. çünkü dediğin gibi, sevdiğim bir şeye yapılan haksızlığa dayanamıyorum. çocuk kalpli maçla alakası çok var mı bilmiyorum aslında ama pazar günü maçtaki haksızlıklara ağlayarak uyuduğumda, sabah hasta uyandım. sağ yanım şiddetli bir şekilde ağrıyordu, işe gidince de kusmaya başladım…

çocukluk aşkımsın.

“çocukluk aşkımsın, sen ilk göz ağrımsın. kimseyi, kimseyi sevmedim senin gibi, sevdanın uğruna terkettim her şeyi, hayatının, anlamı, galatasaray!” söylemi gün itibarı ile bir kişi eksik. aslında kedimizin ayağı kırıldı, başkanımız da kanser tedavisi görüyor, takımın desteğe ve şampiyonluğa her zamankinden daha çok ihtiyacı var ama üzümlü kekim ne yazık ki izin vermiyor. yani her…

üzücüydü.

sanırım 3km’yi denemek için en yanlış günlerden birini seçtim. dışarıda öldüren sıcaklıkta ve nemde bir hava var, bu yüzden 1km’de durmak zorunda kaldım. sanırım 1-2 gün önce eeg’mde verilen madde de biraz etkiledi. çünkü hızlı başlayamadım. üzücüydü. rezaletti. skandaldı böyle! gidip büyük göle sokmaya karar verdik kendimizi. doğum günümden kalan balonları da odamdan çıkaracağım, tavanımdaki…

artık farklı.

bir daha dünya turuna çıkarsan, o turu ekran başında takip etmeyeceğim. oyuncağın değil miyim, zorla gireceğim çantana. bu sefer birkaç ülkeyi benimle dolaşmak zorunda kalacaksın. zaten daha önce neden kibarlık etmiş, davetini beklemişsem. artık farklı. bunu birgün anlayacaksın. çocuk kalpli sık sık yaptığım şeylerden biri, üzümlü kekimin dünya turunu anlattığı konuşmasını izlemektir. sesi çok iyi…

something, in general.

temiz çıktı üzümlü kekim, temiz çıktı! vurma artık lütfen. hem insan oyuncağını döver mi? yazık bana. çocuk kalpli değil. oyuncak aptal biriyse, dövülmeli diyor. bu kadar çok rüyamda olmamalısın, kaçmak zorundayım senden artık diyorum, gerekli gördüğümde bulacağım seni, öyle iyileştim diye sevinmek yok, her şey aynı devam edecek yoksa gösteririm gününü, diye cevap veriyor. dün…

“daha önce hiç olmadığımız kadar bir aradayız”

gerçeklerin ortaya çıkma gibi bir huyu vardır, derler. birgün, öyle bir ortaya çıktın ki, geriye baktığımda, daha önce gerçek olduğunu sandığım tek bir şey bile kalmadı. çocuk kalpli bugün, iş yerinde doğum günü mesajlarımı son kez okuyup, silerken düşündüm bu satırları. umduğum gibi olmamıştı. insanlar hatırlamıştı doğum günümü. içlerinde üzümlü kekimi tanıyanlar da vardı. hatta…

benim zürafa göresim var, beni afrika’ya çağırır mısın?

bugün günlerden perşembe ve ben seni çooook seviyorum üzümlü kekim. okuduğunda, perşembe mi olacak bilmiyorum ama bilmeni isterim ki ben haftanın her perşembe günü, doğduğun günü kutluyorum. aynı küçük prens’teki gibi, bayrama dönüştürdüm hayatımdaki tüm perşembeleri. çok da güzel oldular seninle. iyi ki doğmuşsun o perşembe günü. seni çok seviyorum.  mutlu yıllar. çocuk kalpli evet…

yeni oyuncağım.

aslında hem uyku saatim geçti, hem de bu saate kadar dışarıda onunla gezdiğim için gözlerim kapanıyor ama yine de aracımı ilk kullandığım günü yazmalıyım diye düşündüm. işte yeni oyuncağım: anlayamadığım bir şekilde sadece üst camı yok. türkiye’de satın aldığımda üst cam da vardı. bunda yok ama diğer tüm özellikleri tamamen aynısı. aracı da ilk sahibinden…

“en güzel yaşımda sevdim seni. bunu hep hatırla olur mu?”

uzun zamandan sonra, yarın ilk defa evimize birileri gelecek. böyle günlerde her zaman sağlam bir temizlik yapardık zaten ama bugün çiçekler de satın aldık. aslında yarın için çok daha büyük bir doğum günü partisi hayal etmiştik ama yine de hala birileri, evime gelebildiği için şanslı hissetmeliyim sanırım. hayal ettiğim gibi durmadı. çiçekler daha büyük veya…

hep 5 yaşında, 36 yaşında.

bugün balonlar benim için uçuşuyor. 13 haziran 2020. 1 yaş daha büyüdüm, ya da küçüldüm. bilmiyorum. yaşıtlarım 1 yaş daha büyürken, ben bir yaş daha küçülüyor gibiyim aslında. yine de balonlar çok güzel… bu sabah, üzümlü kekimin gök gürültüsünü duyuyorum yine hayatımın arka planında. dün de, ona sığınmak için yaşayınca tüm günü, hafiften kızmaya başladı….

user not found.

her mutsuz kadın gibi, kafamdaki tüyleri kestirip boyattım ama çok da yardım etmeyince iyi hissetmeme, yeni sakinleşme yöntemim olarak ilaçlarımı alıp, üzümlü kekimin kalbine sığınmaya gittim. dün öğlen 3’ten beri uyuyorum. üzümlü kekim pek mutlu değil bu duruma ama kızmadı. biliyor zorlandığımı. hissediyor. onun için aklımın çıktığını görebiliyor. bize hiçbir şey olmayacak diyip sakinleştirmeye çalıştı…

happy thursday 6.11.2020.

bugün günlerden perşembe ve ben seni çooook seviyorum üzümlü kekim. keşke bunu buraya yazmak yerine, hayatımın her perşembesi uyandığımda sana bu sözleri video mesajı olarak atabilsem. tıpkı aileme attığım gibi, sana da video mesajlar atabilsem. hakkını vermeye çalışacağım bayramımızın ama çok da mutlu değilim. yaz boyunca abd-istanbul uçak seferi öngörülmüyor. dün bu haberi aldığımda işyerimdeki…

the music of the night.

dün, doğum günüm geldikçe içime sıkıntı basıyorken, bugün itibarı ile, doğum günüm gelse de bir an önce yeni arabamı kullansam sevinci ile doldum. eşimin babası, artık kola içmediğime emin olduğu için, 36. doğum günüm hediyesi olarak bana araba almaya karar vermiş. normalde 2020 noeli için söz vermişti, o da hiç kola içmezsemdi ama ben mart…

alyssaerin.

yarın doktorumla konuşup lamictal’in dozunu azaltmak istediğimi söyleyeceğim. yoksa güneş altında dolaşabilmemin imkanı yok. bu sabah, sokak ortasında ölüyordum az kalsın. bacaklarıma güneş kremi sürmedim evden çıkarken. sabah erken saatte güneş yok gibiydi. güzel bir haziran sabahıydı. hafif serindi. yürümeye başladığımda, bir yerden sonra bacaklarım kaşınmaya başladı ama kaşındıkça daha çok kaşınıyorlardı. iki de bir…

giraffes.

çizerime son iş hakkında söylediğim tek şey, üzümlü kekimle beni, afrika’da, zürafalı bir anın içine yerleştirmesiydi. açıkcası neler yapabilir, çok merak ediyordum çünkü daha önceki çizimlerinde, bize, hep sihirli bir dokunuşu olmuştu. yine öyle olmuş, hatta bu sefer fazlasını başarıp, üzümlü kekimin gözleri kapalı bir şekilde güldüğünde, gerçek hayatta da yay çizen gözlerini bile yansıtabilmiş…

yorma o, sevimli üzümlü kafanı.

6 haziran 2020. becca’nın doğum günü. tüm aile öğleden sonra evine davetliyiz. aslında hediye almak istiyordum ama bu doğum gününü, sadece hediye kartı ile geçiştireceğim. türkiye’de de bazı mağazalarda vardır bu uygulama. örneğin bir mağazadan 100 liralık hediye kartı alırsınız, o kişi bu kartı kullanarak istediği şeyi alır. doğum günü hediyesini kendi seçer. o aslında…

soğukta burnumun kıpkırmızı olduğunu söylerdin.

grand rapids, hala hayalet bir şehir. 1 haziran’dan beri bazı işletmeler açılsa da, bazıları müşteri olmayacağı için açılmamayı tercih ediyorlar. apple’da onlardan biri. birkaç gündür telefonumun bataryası patlayacak kadar ısınıyor kendi kendine. (iphone 8 plus) son zamanlarda çok kötü fotoğraf da çekmeye başladı. ütü ile çekilmiş gibi çoğu fotoğraf. renkler sinirimi bozuyor. kötü düşürdüm yine…

heart, don’t fail me now.

inanılır gibi değildi ama sonuna kadar doğruydu. üzümlü kekim, iyileşirsen dönerim dediğinden beri, tüm hayatım değişmişti. 13 mayıs, gerçekten de büyük bir değişikliğin içine bırakmıştı beni. belki biraz erken yatıyordum ama o da işe yarıyordu, ertesi gün, gün içerisinde uyumuyordum, akşam üzeri uykum geliyordu ama kendimi yatış saatine kadar ikna edebiliyordum. ufak ufak spor da yapmaya…

belki bilmiyordu ama benden bir parça vardı içinde.

sadece sincaplarım değil, budgie’lerim de (muhabbet kuşu) sonuna kadar yaşıyor, mutlu perşembe bayramımızı. onlara kemirebilecekleri ve zaman geçirebilecekleri yeni oyuncaklar aldım. yarım saatte bir karmaşık bir şekilde diziyorum. hepsini devirip, teker teker masadan aşağı atıyorlar. yeni oyunumuz bu. bu oyun da sadece perşembe günleri oynanacak artık. bugünün, geçen perşembeden, daha mutlu ve hareketli geçmesini planlıyordum…

happy thursday, 6.4.2020.

bugün günlerden perşembe ve ben seni çooooook seviyorum üzümlü kekim! sincaplarım da en çok seni, bugün seviyorlar ayrıca. sayende fıstığa doyuyorlar şu an evimin arka tarafında. doğum gününün rakamlarını kemiriyorlar şu an: bu fotoğrafı çektiğimde aslında bir gizemimiz daha ortaya çıktı. üzümlü kekim rüyalarımda, uyku saatim için 7.30 konusunda çok ısrarcı, 1 dakika sonrasını bile…

suicidal muffin.

bu yılki doğum günü kartpostalını, posta kutuna elimle taşıyacağım. belki birkaç dakika evinizin önünden odanın camına da bakarım. sonra şehir merkezine kadar yürürüm. şehir merkezinde eskiden oturduğumuz kafelerden birine oturur, yanımdaymışsın gibi doğum gününü kutlarım. kocaman bir ankara hatıramız daha olur. yanımdasın da zaten. kanıtlayamıyorum ama biliyorum, yanımdasın. belki de gerçekten hiç gitmedin.  çocuk kalpli…

ne olduğunu bile anlayamadan…

erken yatmanın bir güzel yanı daha var: biraz da olsa seninle aynı karanlık altında uyuyorum. kızma tamam, bir daha telefona bakarak oyalanmak da yok, 7.30 dünyadan kesin ayrılmış, o tatlı karanlığa, bir dakika daha geç kalmak yok. çocuk kalpli erken yatıyorum, erken kalkıyorum, işe gidiyorum, gitmezsem spor yapıyorum ve kesinlikle kafamı gün içinde yastığa koymuyorum….

her şey güzel olacak.

işler, televizyonda göründüğü kadar kötü değil amerika’da. gerçi bugün grand rapids’te hiçbir şey olmadığını düşündüm ama dün şehir merkezi yakılıp, yıkılmış meğer. inanamıyorum şu yaşadıklarıma gerçekten. geldiğim günden beri, daha önce hiç yaşanmamış şeyler yaşanıyor burada. yarın işe başlayacağım güya (şu an itibarı ile dışarı çıkma yasağı geldi sabaha kadar). bugün o yüzden, bunun öncesinde…

31 mayıs 2020.

mayıs’ın son günü. geçen yıl bugün yazdıklarımı okudum bugün. üzümlü kekime (o zamanlar üzümlü kekim değil arkadaşım olarak geçiyormuş) doğum gününde ona güzel bir el yazısı ile bir kartpostal göndermenin hayallerini kurmuşum geçen yıl. sonrasında üzücü şeyler yaşanmış gibi dursa da aslında çok güzel şeylerimiz de olmuş. önce 3.05 mesajları başlamış. sonra eğlenceli kartpostallar bastırılıp,…