lullaby for penelope.

günaydın ama üzümlü keki olanlara daha çok günaydın! böyle üzümlü kekimin havasını atmış gibi oldum ama seviyorum sizi, biliyorsunuz bunu. vay be, 28. gün. 28 gündür zevk için öğle uykusuna yatmıyorum. aslında birkaç gün hastalık dolayısı ile yatmak zorunda kaldım ama önceden de 10 günüm vardı yine uyumadığım. 10. günde başarısız olunca, sayacı tekrar başlatmıştım….

alaska kartpostalı.

çok yorgunum, ilaçlarımı alalı 15 dakika oldu ama bu görseli paylaşmadan uyumayayım dedim. yarın yeni bir başlangıç olsun, o başlangıç da, alaska görseli ile başlasın istedim. üzümlü kekimle herkese mutlu geceler diliyoruz… çocuk kalpli

sonra daha çok bani aldım.

bu sabah, aslında, kadınlardan ve salı günlerinden çekmem gibi geliyordu. en azından, bari 1 gün çekmeyeyim diye düşünmüştüm. kendi halimde birgün geçirmek istiyordum. biraz daha paskalya süsü almaya ihtiyacım vardı, dışarı çıktım. lakin alışverişe çıktığım sırada annem görüntülü aradı. ben de saf gibi telefonu açtım. tam da süper marketin içinde yakaladı, ayarlasa bu kadar net…

paskalya yok ki?

neymiş fakir pastasıymış. siz türkler nasıl diyor? zıkkımın kökünü yiyin efendim. geceden yapılmış bir bisküvili pasta varsa, güne zıplayarak başlıyorum ben. hayat motivasyonu benim için. sadece yemiyorum, bu pastayı yaşıyorum adeta. başka hiçbir pastayı sevmem. bunu zevkle yerim. siz de dökmeden yiyin. arkanızdan teker teker elimle topluyorum döktüğünüz kabukları!! 27. gün. bu sabah bitmesine çok…

baniler.

tüm haftasonu yattıktan sonra düşündüm ki bugün paskalya süslerini dekore etmek için harika bir gün. daha çok tavşan almadan önce nasıl durduklarına bakmak istedim, hatta o sırada kapının numaralarından birini kırdım yine ama 4-5 bani daha alarak çözeriz biz bu işi. harika durdu bunny’ler. baniler. bu da oldu. 3-4 kutu yumurta daha aldık mı harika…

sun in my morning.

dün arkadaşımın rüyamda “ilaçlarını kendin al” demişti. eşimle oturduk konuştuk, haftalık kutular içinde, mutfak tezgahının üzerinde, olsun, oradan beraber takip ederiz, diye. bence çok güzel oldu böylesi. hem zamanla kendime güvenim da artar. soğuk algınlığı ilaçlarını yine o vermek istedi. o kadar fazla olursa karıştırırsın, dedi. iğne olmak dışında bugün soğuk algınlığı ilacı almayacağım zaten….

ilaçlarını kendin al.

tüm haftasonu yatağımdan çıkamadım. eşimin verdiği ilaç ve güçlü vitaminler çok işe yaramayınca, az önce hastaneye gidip penilisilin yazdırdık. normalde hastanede, bu iğnelerin hepsini orada yapıyorlar ama pandemi dolayısı ile çevrenizde konu hakkında eğitimi bunulmuş yakınlarınıza düşüyor bu görev artık. benim de becca. kahretsin. canımı nasıl yakayacağını hayal bile edemiyorum şu an. geceleri uyanarak yazdığım, değerli bir…

buna.

eşimin kalk bir şeyler ye, ondan sonra vitaminler ve soğuk algınlığı ilacı vereyim çağrısına uyandım. aslında vitamin değil, kortizon kullanmam lazım rahatlayabilmem için ama kardeşim özellikle uyardı, sakın kullanma bağışıklık sistemini düşürür diye. 24. gün. iki gün öncesine kadar her şey benden yanaymış gibi hissediyordum, hasta olunca rüzgar tersine döndü. bugün dışarı çıkıp yürüyüş yapmam…

kaptan çocuk kalpli.

bugün, dünyadaki en zor şeylerden birinin, hastayken, hasta değilmiş gibi davranmak olduğunu anladım. sırf eşimin paniğini durdurabilmek adına şu saate kadar video oyunu oynayıp, oyun odasına saklandım. ne zaman ki görüntüler kaymaya başladı, dedim ateşim var, bari gidip blog yazayım. video oyunları oynamayı çok seviyorum. özellikle lego’nun nerdeyse tüm oyunlarını satın almışımdır. şu an avengers’ı oynuyorum….

rum kırması.

dünden beri içine düştüğüm uzun uykulara rağmen, ateşim düşmemiş ama uyuduğuma yine de seviniyorum. eşimin hezeyanlarını biraz da olsa duymamak bana çok iyi gelmiş. huzur doluyum bu sabah. banyo yaptıktan sonra gece camı açık bırakırsanız hastalanırsınızı bir türlü aktaramıyorum kendisine. kesin virüs aldın, kesin virüs aldın diye yiyor kendini. en sonunda dayanamadım. tamam ulan virüs…

ayılar çok tatlı.

ne yazık ki yine uyuyakaldım. sinüslerim iltihaplanmış gene. hala ateşim var. iyi edebilmek için bazı vitaminler verdi, uyumadan önce eşim ama bir anda toplamamış beni. nasıl sızdığımı bile hatırlamıyorum. elimde değildi ama yine. uyku perhizim bozulmamış gibi devam edeceğim o yüzden. 5. kartpostal çizimini tamamladık. zaten bu bloğu, onu görünce gireyim dedim. yoksa ayakta uyuyorum. üzümlü kekimle…

love me like you do.

ben de tüm ebeveynler gibi karantina sırasında tüm zamanımı çocuklarımla geçiriyorum: depresyona girdim. son yaşananlardan sonra girmemem büyük bir mucizeydi zaten. böyle hiçbir şey yapmama isteği, böyle bir hayatı siz yaşayın, beni bir rahat bırakıncılık çöktü, dün üzerime. bir süre ara vermeye karar verdim bazı şeylere. astral seyahate çıkmayacağım uzun bir süre. dün yüzüstü yattım…

yeniliğe doğru.

lunesta’yı 3mg kullanıp, 20 gündür öğle uykusuna yatmadığıma inanamıyorum. sadece 1 kere sızdım üstelik. bunlar hep, arkadaşım, rüyamda benim için başar dediği için. bir de bunun karşılığı kucağında uyumama izin verdiği için. hatta en büyük motivasyon bu kucak işi oldu. paskalya’dan sonra birkaç gün yatar, sonra yine uyumamaya çalışırım bu kucak olayı için. dün gece…

allahın varsa.

I wish I had wings to fly with you. I’d never considered saying those words to someone in the world who I walked through my life. But, You.are.different. You know that. No more celebrating someone’s birthday. The only birthday I know is yours. And, That’s a loyalty oath. Childheart. benim niye arada uyandığımda beynim sadece…

başka bir bunny.

inanmayacaksınız ama bu bloğu yusuf güney eşliğinde yazıyorum. kötü olduğundan değil, tarzım değil. herkesin bir tarzı vardır, bu adam benim tarzım değil. ama çok sevdim bu şarkısını. sözlerini çok sevdim. “Sensiz günleri ömrümden siliyorum ben. Daha çok yanacağımı biliyorum ben. İkimizi kurtarmanı diliyorum ben. Aşkım güçlü ölümden” gerçi yine burda bir virgül sıkıntısı var. burada, “benim…

ne çektim be.

istesem öğlene kadar uyurdum ama sorumluluklarımı yerine getirmek uğruna, sanki işe gidermiş gibi 6.30’da kalktım. insani yardım böyle bir çalışma alanı. kimsenin yardımını bekletemezsin ama iyi uyuyamadım dün gece. erkenden yatamadım eşimin rahatsızlığından dolayı. her yere kustu. ara sıra alerjik reaksiyon veriyor böyle, ne dokundu anlayamıyoruz. sanırım herkeste farklı seyrediyor bu karantina psikolojisi. uyumadan önce,…

bunnies.

birkaç gün önce, üzümlü kekimi sonsuza kadar bir daha göremeyeceğim mektubu kendi elimle yazdığım yetmiyormuş gibi, bir de birleşik devletler’de sıkıştım kaldım ve yazın türkiye’ye gidemiyorum. bu yüzden moral olsun diye paskalya alışverişi yapmaya çıktım. evde ağlamak istemiyordum. alışverişte ağlayayım dedim. yaşadığım yerin en büyük marketlerinden birine gittim. dün gece paskalya için aldığım hindistan cevizli…

move!

uyanamıyorum bu sabah. tembellik iyice içine aldı bizi. sabah 8 ve hala bir miktarım yatakta. normalde cumartesi eşimle evimizi temizleriz. dün çamaşırlarımızı bile yıkayacak motivasyona sahip değildik. hiçbir şey yapmak istemiyoruz. normalde ben yapmasam o yapar ama o da yapmıyor. dün kyle’i koşarken gördüğümde, içimin azıcık da olsa burkulduğunu hissettim. 2 yıl önce bu fotoğraftaki…

o anlar.

sanırım geri kalan hayatımı sokaklarda yürüyerek geçireceğim. iki gecedir üzümlü kekimi rüyamda göremediğim için, bugün öyle bir paniğe girdim ki yaklaşık 10 km dolaştım. onu görebilmemin tek şartı dışarıda olmak bildiğiniz gibi. bir tek rüyalar kaldı zaten. bir tek rüyalar. hava kötü de olsa, tek sokağa çıkan ben değilmişim. kyle ile jubilee’yi gördüm. baba kız…

sevmek biraz da olsa anlaşmaktır bence yine.

sabah 9’da kalkmayalı ne uzun zaman olmuş. sanırım dün öğlen 12’den beri uyuyorum. sadece akşam yemeğine kalktım ve şu an hala yatak geri çekiyor, beni bırakma diyor. 15. günde sızdım ama bugün kalktığım yerden devam edeceğim. uyku perhizimde gün 16 yani. 2 hafta başarabilmem önümüzdeki 2 hafta için moral oldu. olacak, olacak. ama 31 günü…

london postcard.

çok kötü uyuyakalmışım ama oldukça sakinleşmiş uyandım. aslında dışarı çıkmaya hazırlanıyordum ama eşim geldi ve ilaçlarımı verirken portakal suyu koyayım, çok solgun görünüyorsun onu iç, öyle çık dışarı, dedi. ben de aldım portakal suyunu, oturdum yaslanan koltuğuma, hem içiyor hem kuşlarımı izliyordum. uyuyakalmışım. o da almış odama çıkarmış. uyku perhizim bozuldu olarak bakmıyorum, uykumun geldiğini…

bisküvili pasta.

bu kartpostal işi ne güzel oldu ya. en azından hala zevk aldığım bir şeyle meşgul olacağım. bir iki şey dışında çok mutlu etti beni son kartpostalın boyanmış hali. otobüsün ve telefon kulübesinin kırmızısını sevmedim. gökyüzünün, bu solgun rengine de gıcık olurum. ana sayfa üst görselime de sığmadı. revizyona gittik yine. bu kart noel’deki kartın dengi…

party is over.

daha önce evin çatısına oturmak neden aklıma gelmedi bilmiyorum. harika hissettiriyormuş. hem burdan tüm sincaplarımı da görebiliyorum. üzümlü kekimle, bu dünyadaki davamız, sonuna kadar kapandığı için artık sadece rüyalarım kaldı elimde. ben de öyle olunca, dışarı çıkıp ona rüyamda söz verdiğim gibi dolaştım. sonra eve geldim ve çatıya oturdum. umarım bu gece rüyamda görürüm, gerçekten…

benim aklım bile sensin.

bugün hayatımın en kötü günlerinden biri. ölmekten korkmasam şu an intihar ederdim. kosta rika’dayken rüyamda öldüğümü görmüştüm. ölmek çok kötü bir duyguydu. lakin arkadaşımı üzmek de kötü bir duygu. hatta bu daha da kötü. tarihe bu satırları düşüyorum şimdi onunla. “Nereden başlayacağımı inan şu an bilmiyorum. Bu mektubu kendi isteğimle bile yazmıyorum, bir şekilde zorunda…

ultra idiot.

hayatımın en kötü günlerinden birini geçiriyorum. sabahtan beri ne becca ile kavgam bitti ne de eşimle. eşimle uzun zamandır bu kadar şiddetli tartışmamıştık. becca ile zaten hiç tartışmamıştık. bana karşı bu kadar kırıcı hiç olmamıştı. becca’yı ilk gördüğüm günü hatırlıyorum. o kadar mutlu olmuştum ki onunla tanıştığım için. o kadar kalbime dokunmuştu ki sözleri. inanamıyorum…

ayı ile dansa kalkarsanız, dansı ayı bitirir.

dün de kadınlardan ve salı günlerinden çok çektim. aslında harika bir yürüyüşten sonra eve dönüp 5 gibi uyuyacaktım ama east grand rapids’e doğru yürüyünce becca’yı göresim geldi, bir de şirinlik yapmam gerekiyordu çünkü bana çok kızgın. eşim playstation sisteminde maç takip ettiğimi yakalamış, maç bittikten sonra kapatmayı unutmuşum ve direk becca’ya söylemiş. sana sırılsıklam aşığım,…

east grand rapids.

michigan’da tüm hayat durdu. önce evden çalışma kararı alınmıştı. şimdi 14 nisan’a kadar resim tatil ilan edildi. tüm organizasyonlarımız, aylardır üzerine çalıştığımız tüm faliyetler iptal oldu. eyalet, zararı aile başına 4000 dolara kadar karşılayacağını söyledi ama bunun mülteciler için mümkün olabilmesi için benim o evrakları doldurmam gerekiyor. kendi imkanlarımla doldursam, doldurduklarımı imzalattırmam, notarize ettirmem gerekiyor….

god save the queen.

dün yeni nevresim takımlarımı sermiştim uyumadan. istediğim gibi oldu. sadece biraz daha pamuksu, yumuşak bir kumaş bekliyordum ama onun dışında harika duruyor. fotoğrafa 10 saniye bakınca, god save the queeeen, god save our preciouuuuus queeeeen diye başlıyorsunuz güne. aslında bir şey daha gördüm, bu fotoğraflara bakarken: ASLA İNGİLTERE’YE GİDEMEYECEĞİM!!! salı günlerini hiç sevmiyorum. bugün, muhtemelen…

5. kart.

aslında bu karantina olayı beni çok rahatlattı. tişörtsüz yatmayı çok özlemiştim. istanbul’daki evimizde hep böyle uyurdum ama birleşik devletler’e taşındığımızdan beri pek mümkün olmadı bu durum. becca geliyor, eşimin babası geliyor. kimse gelmeyince o günlere dönmüş oldum. lakin bu sabah büyük bir üşüme ile uyandım. çünkü dışarıda kar yağmıştı ve biz ev sıcaklığını düşürmüştük. kar yağmış….

çok kızgın bir üzümlü keksin sen ama?

dün ilk defa börek yaptım. tadı ilk başta çok tuhaftı. eşim, bu da güzel ama anneninki daha iyiydi diyerek teselli vermeye çalıştı ilk. sonra bir baktık meğer pişirme kağıdı ile yiyormuşuz. ev hanımlığım bu denli trajik durumda benim. ama çok lezzetli oldu. eşim bir tepsiyi kendi başına yedi. bu adamın yemek yiyişi beni çok korkutuyor…

her shore.

bazı insanların verdiği sevgi, onlardan çok şey götürür severken. gittikçe azalır, zamanla tükendiklerini hissederler. seni sevmek öyle değil. tıpkı bir dalganın, denizin kıyısına vurması gibi, kıyına ulaştığında daha da çoğalarak geri dönüyor bana. azalmıyorum seni severken. tükenmiyorum. bu sevgi benden hiçbir şey götürmüyor.  mutluyum kıyına vurduğum için. her insanın, hayatında karşılaşmak isteyeceği kişiyi sevdiğim için çok…