çocukluk aşkımsın.

“çocukluk aşkımsın, sen ilk göz ağrımsın. kimseyi, kimseyi sevmedim senin gibi, sevdanın uğruna terkettim her şeyi, hayatının, anlamı, galatasaray!”

söylemi gün itibarı ile bir kişi eksik. aslında kedimizin ayağı kırıldı, başkanımız da kanser tedavisi görüyor, takımın desteğe ve şampiyonluğa her zamankinden daha çok ihtiyacı var ama üzümlü kekim ne yazık ki izin vermiyor. yani her şeye inananıyorum da, şuna inanamıyorum. elim kolum öyle bağlanmış durumda ki. aman ne olacak bir kere izleyeyim, en fazla rüyamda kızar, döver bile diyemiyorum. ya çok kızar ve tamamen giderse rüyamdan? ya gün içerisinde onu hissettiğim anlar kaybolursa? haklı da zaten. hem iyileşirsen dönerim demişti, ya maç izlerken heyecandan fenalaşırsam? artık farklı dediğim şeylere en çok kendim dahilim. eskiden seviyordum, şimdi ise tapıyorum. hayatta kalmak için ona, galatasaraydan daha çok ihtiyacım var.

lakin becca, sadece telefon ve bilgisayar teslim etmemi kabul etmedi. beni de içeri alacak. maç saatleri boyunca evinin bodrum katında çocuklarla çizgi film izlememi istiyor. benim için de önemli bu maç işi, takip etmeni en az onun kadar istemiyorum, evdeki başka elektronik sistemle takip edersin, sana güvenmiyorum, bu yüzden maç günleri evimin bodrum katındasın, diyor.

dondurma isterim! çocuklara da bana da dondurma al o zaman, dedim. neyse ki kabul etti. en azından dondurma yiyeceğiz çizgi film izlerken.

gece iyi uyuyamadım. dün, rüzgarla şikago’dan gelen kirli hava grand rapids’in en nemli havalarından biri ile birleşince ölümcül tehlike yaratmış, solunum sıkıntısı olan kişiler için. bunlardan biri de ben ama ben ne yaptım, çıkıp koştum, koşmaya da yürüyüş yaparak gittim, yetmezmiş gibi tüm dün de dışardaydım. çok geç öğrendim bu bilgileri. akşamdan beri boğulacak gibi öksürüyorum. dün grand haven’da da durum aynıydı. güya yüzmeye gittik ama sokakta yürüyecek halimiz bile yoktu. öyle sıkıntılı bir gökyüzünün altında nefes alıyorduk ki, fotoğrafta renklere bile yansımış durumda havanın bu mavi-griliği.

IMG_8288

şikago’da insanlar bu hava kirliliği ile nasıl yaşıyor acaba? hep içindeyseler anlayamazlar. ben de türkiye’de yaşarken çok anlayamıyordum havanın kirli olduğunu ama ne zaman ki michigan gibi doğa ile iç içe yaşadığım bir yere geldim, o zaman anladım ne kadar kötü bir şey olduğunu. dün nefes aldıkça boğuluyor gibiydim. koşuya da iyi başlayamadım zaten, daha ilk saniyeden bir şeyler ben yanlışım diye bağırıyordu. eşimle kaçkar dağında kamp yaparken, geceleri boğulma ve göğüs baskısı hissi ile kalkardım. (şu dağ işinden boşuna nefret etmiyorum) aynısı oldu dün gece.

babalar günü. babama harika bir haber vereceğim birazdan. sonunda türk hava yolları abd seferlerine, kesin uçacağı biletleti satmaya başladı. biletimi alıp, ona hediye olarak yollayacağım. çok üzülüyordu, bu yaz gelemeyeceğimi düşünüyordu.

Screen Shot 2020-06-21 at 07.24.36

sanırım geliyorum. 31 temmuz’da, elimde kartpostalımla, üzümlü kekimin kapısında olacağım.

çocuk kalpli

4 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. millionquestions dedi ki:

    çook sevindim gelebilecek olmanıza 🙂 mutlulukla gel mutlulukla git çocuk kalpli güzel insan 🍀

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Çok teşekkür ederim, ben de çok mutluyum açıkcası. Çok zor bir süreç geçirdik burada. Buna ihtiyacımız vardı ailece. 🧸

      Liked by 1 kişi

      1. millionquestions dedi ki:

        yaşayacağınız o güzel günlerle unutursunuz o zamanları umarım 💚

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.