happy thursday 6.11.2020.

bugün günlerden perşembe ve ben seni çooook seviyorum üzümlü kekim. keşke bunu buraya yazmak yerine, hayatımın her perşembesi uyandığımda sana bu sözleri video mesajı olarak atabilsem. tıpkı aileme attığım gibi, sana da video mesajlar atabilsem.

IMG_7976

hakkını vermeye çalışacağım bayramımızın ama çok da mutlu değilim. yaz boyunca abd-istanbul uçak seferi öngörülmüyor. dün bu haberi aldığımda işyerimdeki ofisimde ağlamaya başladım. bir yandan çalışıp, bir yandan ağlıyordum. yetmedi ama. o an olabilecek en saçma şeylerden biri daha oldu. eşim aradı ve hemen masamın altına saklanmamı istediğini söyledi.

nasıl yani? diyemeden, büyük bir rüzgar çalıştığım fabrikaya vurdu ve tüm binayı sarstı. binanın elektriği gitti ve ne olduğunu anlamak için camları ve kapıları açtığımızda, dışarısının, gece koyusunda bir karanlık altında bardaktan boşalırcasına yağmur yediğini anladık. çöp kutuları gibi hafif şeyler ise havada uçuşuyordu. kapıları kapattık ve hepimiz masalarımızın altına girdik. bulunduğumuz yeri tornado vurdu dün. hayatımda ilk defa bir tornado yaşadım. gökyüzü michigan’ı dövüyor gibiydi.

eşimin major’larından biri meteoroloji mühendisliği. o biliyor bunları ama beni sadece 5 saniye önce uyarabildi. çünkü dediğine göre radardan bilgi o kadar hızlı gelmiyor. bana 10 dakikan var demişti ama 5 saniyem bile olmadı. hala çok gerisindeyiz bazı şeylerin, doğaya karşı savunmasısız.

eşim, hemen iş yerinden gelip beni aldı ve eve götürdü. ben de ilaçlarımı alıp erkenden yattım. birkaç gündür kaşıntım için antihistaminik kullanmam gerekiyordu, onu da çarşamba iş sonrasına saklıyordum. etkisi sayesinde, dünden beri canavar gibi uyuyorum. biraz da olsa rahatlamışım. dün, bir konserve kutusunun altında sıkışmış gibiydim. üzümlü kekim de bir şey demedi erken uyumama. nedenini biliyordu rüyamda kucağına yattığımda. oyuncağıma bir şey olmasını istemiyorum, sakın unutma, ben hep yanındayım, mutlaka bir şey çıkar, sabahtan akşama kadar twitter’da galatasaray like’layacağına biraz uçuş sitelerine bak, evine, annenin ve battal bey’in yanına gitmeni istiyorum, dedi.

battal bey’i hatırlıyor mu ya da ona hiç bahsettim mi battal bey’den bilmiyorum ama üzümlü kekim battal bey’i çok seviyor. aslında en çok magic’i sevmesi lazım çünkü ona, onun adını verdim ama o battal bey’i seviyor.

bilmiyorum. iyi hissetmiyorum çok. bu sabah becca’ya verdiğim sözlerden birini tutamıyorum yine. kendim uçamıyorsam üzümlü kekim de uçamıyordur diye düşünüyorum. etiyopya’nın virüs rakamlarına bakıyorum. başladılar işte ölmeye, virüs yayılıyor diye gözlerim doluyor. üzümlü kekim delirebilir. seyahatsizlik, bir yerde kısıtlı kalmak ona göre bir şey değil. biz amerika’da bile nasıl dağıttık. kim bilir afrika neler yaşanır. bari instagram profilini gizli yapmasa. ne güzel stalk programları var şimdi, teknoloji çok gelişti. ruhu bile duymazdı ama ondan haber alır rahatlardım. çok zor geçecek benim için bu yaz! daha önce, ortak arkadaşlarımızın birinden birkaç fotoğrafını aldım ama bir daha isteyemem ki, iyice delisi olduğumu anlar. ne dönüyor bunların arasında böyle der. üzümlü kekim de zarar görür bundan.

en çok da, ankara’ya, doğum günümde kendi ellerimle getirmeyi planladığım karta üzülüyorum. çok heyecanlandırmıştı beni, gizliden de olsa onun evinin çevresinde dolaşacak olmak. sevdiğimiz kafelere de gidecektim. ankara’da dolaşacaktım. hala her şey bitmiş değil ama bilmiyorum 31 temmuz’da türkiye’de olabilir miyim.

aslında 13 haziran’da değil, 31 temmuz’da doğdum. sen, çıplak ayaklarında yere ilk bastığında, ben anlam kazandım ve hayat buldum. bugüne kadar bir çok doğum günüm ve hediyem oldu ama benim bu hayattaki en büyük hediyem hep sen oldun. isterlerse bana dünyaları versinler, mutsuzluğumuzu bile bu hayatta hiçbir şeye değişmem…

çocuk kalpli

üzümlü kekim, yeni arabamdan çok hoşlanmayınca, ankara’ya, zonguldak’taki eski aracımı alıp gitmeye karar vermiştim. 2006 model bir citroen’im var zonguldak’taki evimde. ilk uzun yolunu, üzümlü kekim ile yaptık o arabanın. beraber antalya’ya gittik. beraber kullandık. beraber trafik cezası bile aldık. o araç hala duruyor zonguldak’ta. kardeşim kullanıyordu ama çalıştığı işyeri araba verince, yıllardır garajımızda yatıyor şimdi. aslında vurmadığım, parçalamadığım yeri kalmadı ama çok sevdiğimi bildiği için ailem, hiç satmak istemedi.

UNADJUSTEDNONRAW_thumb_11d7

o tatili de hiç unutamıyorum. ne aptalım. keşke her yerini videolasaymışım, tonlarca fotoğrafını çekseymişim üzümlü kekimin. zaten birgün barışırsak, uyurken bile kayda alacağım. gizli gizli videolarını çekeceğim. anlayıp, beni dövene kadar kaydedeceğim her anımızı. çünkü hepsi bu hayattaki en büyük hazinelerim. toprağın altında altın bulsam, bu kadar mutlu olmam.

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.