belki bilmiyordu ama benden bir parça vardı içinde.

sadece sincaplarım değil, budgie’lerim de (muhabbet kuşu) sonuna kadar yaşıyor, mutlu perşembe bayramımızı. onlara kemirebilecekleri ve zaman geçirebilecekleri yeni oyuncaklar aldım. yarım saatte bir karmaşık bir şekilde diziyorum. hepsini devirip, teker teker masadan aşağı atıyorlar. yeni oyunumuz bu. bu oyun da sadece perşembe günleri oynanacak artık.

IMG_7838

bugünün, geçen perşembeden, daha mutlu ve hareketli geçmesini planlıyordum aslında ama eşimin babası dişçiye götürünce, biraz modum düştü. 3 ay türkiye’de kalabilmek için, implant tedavimi türkiye’de yaptırmayı düşünüyordum. dişçiden bunun için bir belge almam gerekiyordu, iş yerimle paylaşıp daha uzun kalabilecektim türkiye’de. bu mümkün olmadığı gibi, anlatılanlar karşısında tansiyonum düştü. 3 yıllık, büyük bir tedaviden bahsediyor dişçim. çünkü kaybettiğim üst arka dişin, yerine yenisinin konabilmesi için alttaki 2 dişin önce düzeltilmesi gerekiyor. düzeltildiği sırada da sinüslerin yukarıya çekilmesi. bayılacaktım. zor tuttum kendimi. eve geldiğimden beri yüzüm gözüm de bembeyaz zaten. tahminen çok ciddi 3-4 going under söz konusu. çok da sağlam ağrılar ve acılar da tabi. kışa doğru başlayalım dedim. şu an gerçekten hazır hissetmiyorum kendimi.

IMG_7818

ben de terapi amaçlı giysi dolabımı düzenlemeye karar verdim. çok kıyafetten nefret ediyorum. sadece sevdiğim 10 parça kıyafetim olmalı benim. 10’unu da sonsuza kadar eskitmeden giyebilmeliyim. daha önce de paylaşmıştım. aynı şeyleri yeniden satın alıyorum eskidikleri zaman. aynılarını bulamazsam, benzerlerini alıyorum. hiç eskimesinler istiyorum aslında ama kıyafetlerimin hijyeninden emin olamadığımdan, bir tişörtü 2 yıldan fazla giyemiyorum ne yazık ki. ne marka olursa olsun. hiçbir kumaş yıkanmaya dayanmıyor.

lakin çok istemesem de, yaptığım bazı aktiviteler ve özel günler telaşı yüzünden çok sevmediğim şeyleri de satın alabiliyorum bazen. öyle olunca, onları ayıklamam, bağışlamam gerekiyor. türkiye’deyken kızkardeşime bağışlardım. mezarcının allahıdır. boş mezar bulsa, gerçekten içine atlar. kendi doktor, eşi doktor ama ruhu mezarcı. ben vermesem bile, bazı kıyafetlerimi çalar benim. ocak ayında buraya geldiğinde bile, aldı götürdü türkiye’ye yine bir şeyler. bu sefer o gelmeden camiye bağışlayayım da bari ihtiyacı olan birilerine gitsin.

doktorlarımdan biri, her normal insanın bile, hiç bilmediği bir tane otistik özelliği olduğundan bahsetmişti. seninkini hiç düşünmemiştim bugüne kadar. bugün kıyafetlerimi düzenlerken, ne kadar az kıyafet sevdiğini ve tıpkı benim gibi sevdiğin şeyleri yıllarca kullanmayı seçtiğini hatırladım. seninle ufacık bir konuda bile aynı hissedebilmek, çok mutlu hissettiren bir şey bugün.

çocuk kalpli

sadece bir fikri yaşamıyor, bir heyecanın parçası olmuyorum. uzun zamandır, içine katmadığım, bir şeyin içinde aramadığım tek anım yok üzümlü keki. öyle olunca da her gün yeni bir şey buluyorum onunla ilgili. onun çok gözle görülen, bir otistik huyu varmış ve ben bunu fark edememişim meğer. benim gibi eşyaları ile gönül bağı kuruyordu üzümlü kekim. hatta o kadar önemli ki, yeni bir şey almak, yeni bir şeye değer vermek yerine, daha önce annesi tarafından değer verilmiş kıyafetleri bile kullanabiliyordu. dünya turunda böyle yapmıştı. annesinin bazı kıyafetlerini kullanmıştı. bir kere de hayal meyal, babasının pijamasını giydiğini hatırlıyorum. kıyafet dediği şeyin anlamı olmalıydı, iyi hissettirmeliydi onu, dışarıdaki insanın ne düşündüğünün bir önemi yoktu onun için. giydiği kıyafeti sevmeli ve hissetmeliydi. bu onun tek otistik özelliğiydi, belki bilmiyordu ama benden bir parça vardı içinde.

uçak biletine karar veremedim. eşimin babası, türkiye’den geldiğinde boston’a insen, oradan hep beraber göl evine gitsek diye bir şeyle geldi bugün. tüm akrabalar yılın bir ayı, aile çiftliğine yerleşip beraber zaman geçiriyorlar. canım bir miktar ona da sıkıldı. seyahat etmeyi sevmiyorum. gıcık oluyorum. ayrıca bir diğer anlamı da, daha az kal türkiye’de, biz de özleriz seni, zaten.

neyse hala temmuz, ağustos’um var türkiye için. implant tedavimi burada yaptırsam bile, hala 2 ayım var. fabrika bu 2 aya izin veriyor. 1 hafta vermont’ta zaman geçirmek çok sorun olmaz, döndüğümde çalışmadığım günleri de çalıştığımda. eğer türkiye’deki zamanımı iyi kullanabilirsem, her şey güzel olacak galiba.

mutlu geceler,

çocuk kalpli

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. millionquestions dedi ki:

    “mezarcının allahıdır” bayıldım bu tanımına 😂 ve biraz da kendimi gördüm… sanırım bende öyleyim 🙊

    Liked by 1 kişi

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Kızkardeşim gibi olamazsınız. Hem annemin, hem benim kıyafetlerime çöker. İhtiyacı olsun veya olmasın, üzerine olsun veya olmasın, alır götürür. 😂

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.