zürafalar ve kutup ayıları.

bugün kanatlarım olsaydı uçardım herhalde. olmadığı için sadece göle yürüdüm ama yarından sonra bisiklete de binebilirim. binilebilecek kadar ısındı hava, hem kaslarımın da açılmasına yardım eder. çok sıkışıklar. 12 km’yi 2 saatten fazla sürede yürüyorum şu an. kaslarım sıkışık olduğu için, bacaklarımı istediğim gibi açamıyorum. kasların açılması lazım daha çok yürüyebilmek için.

mutluluğum diğer bir işareti olan, güne waffle ile başladım. en son paylaştığımda aaa evde waffle bile yapıyorlar diye bir yorum gelmişti. omlet yapmaktan çok daha kolay waffle yapmak ama öncesinde gereken 2 önemli şey var. birincisi waffle yapabilecek kadar enerjik ve mutlu olmak, ikincisi yiyebilecek kadar iştah sahibi olmak. yapamayacak kadar mutsuz ve depresif hissetmeyi geçtim, benim bazen açlıktan öldüğüm günler oluyor. açlıktan ölüyorum ama hiçbir şey yemek istemiyor canım. strese girdiğimde bu oluyor bazen. yapımı çok kolay. waffle’ları hazır alıyoruz zaten. ekmek kızartma makinesinde kızarıyorlar sonra da bu aşağıdakileri ekliyoruz üzerine. akçaağaç şurubu ve meyveler sağlığa yararlı. diğerleri pek değil. zaten her gün yapmıyorum, çok kalorili bir şey, her gün yiyebilmek mümkün değil ama tam benlik. mutlu olduğum günleri mutlaka bununla süslüyorum.

IMG_7219

göle yürüdüm, becca’yı da çağırdım, evi çok yakın göle. onu beklerken de bu elamanları izledim. yavrular yüzmeyi öğreniyordu. tüm hayvanlar yavruluyor yaşadığımız yerde, bahar ayında. çocuk kalpli deli oluyor buna.

IMG_7226

becca’ya tüm rüyamı anlattım. duasının kabul olduğunu bilmesini istiyordum. çok sevindi, beklentim çok daha büyüktü ama bu da işimizi görür, dedi. 15 gündür benden uzak durmaya çalışmış. o da ayrı kızıyor bu ek sakinleştirici olayına. fotoğrafların bile yetti sinirlenmeme diyor. holland’a gidip fotoğraf çekilmişsiniz, sen ayakta zor duruyorsun, gözlerin yarım kapalı, eşine yaslanmışsın, eşin bir adım çekilse, nerdeyse yere düşeceksin, çıldırdım görünce, diyor. elimizde değildi, eşim için de kolay değil o ilaçları bana vermek diyorum. sağlıklı düşünemiyor bir süredir bence, neyse çok sevdindim bu rüyaya hadi bakalım, diyor.

üzümlü kekimle %100 aynı tepkileri verdiler eşimle ilgili. çocuk kalpli’nin de kendine göre hayat tecrübeleri var. bildiğim tek şey, arkadaşım bu olanları rüyasında görüyor olabilir. hatta uyandığında rüyayı hatırlamayabilir belki ama hatırlamasa bile rüyadan ona miras kalan hislerini kaybetmeyecektir. yani birgün tanışırlarsa eğer, belki de hiç iyi davranmayacak eşime, bu hislerinden dolayı. ben bunun örneğini çok gördüm hayatımda. rüyada da açık açık söylüyor onu istemediğini. rüyamda dövdü bile beni bu yüzden. haklıydı ama gerçekten 15 günün hesabı yok. yine bir boşluk oluştu zihnimde eşim yüzünden. yine soru işaretleri ile doldu kafam.

becca çok sevindi ve kendince birkaç öğüt verdi gelecek ile ilgili. kendine paniksiz bir hayat yarat ama eğer başına gelirse panik zamanlarında, sadece kendi ilaçlarını erken alıp yat sadece, dedi. beni bir konuda özellikle uyardı. üzerine çok düşünmüş belli ki.

“virüs eninde sonunda afrika kıtasını da bizi vurduğu gibi vuracak, öyle mesaj atmalı, bloke edilince ağlamalı, nöbet geçirmeli, hastaneye gitmeli işler olmayacak bu sefer, kendine hakim olacaksın. zürafalar ve kutup ayılar için, güvende ve sakin kalacaksın”

zürafalar ve kutup ayıları için. bunu çok sevdim. bizi çok seviyorum, üzümlü kekimle biz çok güzeliz ya.

bir keresinde şehrin ankara’da buluşacaktık ama sen kaldığım oteli bulamamıştın. saatlerce bekletmiştin beni ama ben hiç umudu kesmemiştim senden. o gün bir türlü gelemedin ama ben üzülmek yerine, ne kadar sevimli olduğunu düşündüm. şu an da böyle düşünüyorum. belki nerede olduğumu bulamıyorsundur, sorun değil. nasıl olsa seninim.

yine oturur beklerim.

çocuk kalpli

3.05’im bugünü anlatıyordu. 2009 yılının son günlerinde, ankara’da işimle ilgili bir toplantıdaydım. o gün üzümlü kekimle buluşacaktık. kaldığım otele gelecekti. lobide kitap okuyordum onu beklerken. o gün ne oldu bilmiyorum ama bir türlü bulamadı oteli. doğma büyüme ankaralı ama oteli bulamadı o gün. ilk 1 saat ha geldi ha gelecek şeklinde geçti. ikinci saat onun mesajları ile geçti. tamam buldum, 15 dakikaya kadar ordayım, diye mesajlar attı. üçüncü saat, sanırım bulamayacağım, başka zaman görüşsek olur mu, dedi. gülerek tamam, dedim. 3 saat onu beklememe rağmen, yaşadığımızın çok komik olduğunu düşündüm. başkası yapsa aynı tepkiyi verir miydim bilmiyorum. ufak da olsa bir küfrederdim sanırım. o yapınca komik ve sevimli gelmişti.

bugün yürüyüşte belki böyle oluyordur yine diye düşündüm. yaşadığımız her şeyi sevimli bulmalıyım diye düşündüm. özellikle rüyamda yediğim dayaklar çok komik zaten. onlar gerçekten sevimli. ilk uyandığımda kötü hissediyorum ama gün içerisinde komik geliyor sonra. onun durumu daha da komik. baktı dayakla da olmuyor yine benim seviyeme indi. zürafalar ve kutup ayıları ile ikna etti beni.

zaten bu yüzden onunum. ne zaman isterse gelir alır, ben oturur beklerim yine.

mutlu geceler,

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.