baniler.

tüm haftasonu yattıktan sonra düşündüm ki bugün paskalya süslerini dekore etmek için harika bir gün. daha çok tavşan almadan önce nasıl durduklarına bakmak istedim, hatta o sırada kapının numaralarından birini kırdım yine ama 4-5 bani daha alarak çözeriz biz bu işi. harika durdu bunny’ler. baniler.

IMG_6069

bu da oldu. 3-4 kutu yumurta daha aldık mı harika durur. aferin lan çalı. bir kere de olsa işe yaradın.

IMG_6064

paskalya ruhunu çağırdık eve sonunda. hem artık magic’imiz de var.

IMG_6060

şu an popomun üzerine oturamıyorum. becca’nın eli çok ağırmış. iğne yaparken, orta yerinde türkçe bağırmaya başladım, babanın düşmanlarını s. senin, batır batır, iyice derine batır diye. hem gülüyorum hem acıdan mosmorum. iğne bitince tercümesini ettirdi, babanın düşmanları hakkında pek uygun olmayan şeyler söyledim, dedim.

onları sevmem ama en kısa zamanda arayıp nasıl olduklarını sormalıyım, dedi. 3 kişiyi gömmüş bu sabah. 3’üde orta yaşlarda insanlarmış. hayat bu küskünlükler, bu anlaşamazlıklar için çok kısa dedi. seninkinden var mı haber diye sordu. (üzümlü kekimden bahsediyor) hayır, yaklaşık 1-2 yıl da beklemiyoruz, dedim. evine gitmiyorsa da eve gelen şeylerin fotoğrafını çektirip kendine göndertmiyor mu sence bu üzümlü kek? dedi ki, benim kalp atışlarım orada bir hızlandı, ben orada bir gittim geldim.

aman tanrım! şimdi bittim işte. kartpostallar hadi neyse de mektup! ulan ya o mektubu başkası okursa. hatta çoktan okumuş bile olabilir. ben artık mahvolmuş biriyim!!! seni öldürmemem için bana tek bir neden söyle becca, dedim.

öldürme, çünkü harika bir zamanlama ile gönderdik mektubu. şu an dünyadaki tüm insanlar, küresel sıkıntıdan dolayı, birbirleri ile barışıyorlar, zaten gelmek üzereydi, zaten az kalmıştı, akşam ilaçlarını aldıktan sonra gelsin diye uyardım sadece, dedi. 

becca gittikten sonrada hemen emanuel ile yazışmaya başladım, içimde bir doğrulama sağlamak adına. emanuel öğrendi tabi becca ile mektup yazdığımı. oradan başladım anlatmaya. (kızdı yine biraz) dedim bu küresel olayda şansımız var mı sence?

bunlar olmasaydı da şansınız vardı. hasta olmasaydın veya tüm dünya virüs ile boğuşmasaydı da o gelecekti. sadece doğru zamanı bekliyordu, muhtemelen hala bekliyor ama zamanın daraldığının o da farkında. her gün gelebilir. amerika’dasın. virüsün en kötü yerinde. aslında konu şu an o bile değil, konu sensin. ailenin yanına uçsana? ayrılsana amerika’dan?

öyle kolay olsa emanuel keşke, dedim. havayolundan alıyorsun virüsü zaten. ayrıca tüm yurtdışı seyahatleri yasaklandı.

doğrulasam da güzel şeyleri, yine de inanamıyorum üzümlü kekimin döneceğine. hayalini bile kuramıyorum. korkuyorum da. öyle kötü şeyler yaşadım ki 1 yıl içerisinde, öyle büyük hayal kırıklıklarına uğradım ki, ödümü patlatıyor artık her şey. değil diyaloğa girmek, bazen adını yazıyorum instagram’a veya facebook’a. belki blokelerimi açmıştır diye. kalbime öyle camlar saplanıyor ki o an, o affetse, ben affedemeyecekmiş gibi kanıyorum. ama sonra, neden sevdiğimi hatırlamaya çalışıyorum ışık hızıyla. düşündüğümde ağzımdan şu kelimeler dökülüyor:

çünkü çok güzelsin, çünkü çekilen tüm bu acılara değersin…

çocuk kalpli.

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. albaraz dedi ki:

    Heyecan ve merakla okuyorum:) Sevgiler.

    Beğen

    1. Çocuk Kalpli dedi ki:

      Çok teşekkür ederim. Uzun zamandır enteresan bir heyecanın içindeyim bende, arkadaşım rüyalarıma girmeye başladıktan sonra blog bambaşka bir hal aldı. Ünlü olmaz umarım. Bu bloğa en çok kendimin ihtiyacı var. 🧸

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.