benim aklım bile sensin.

bugün hayatımın en kötü günlerinden biri. ölmekten korkmasam şu an intihar ederdim. kosta rika’dayken rüyamda öldüğümü görmüştüm. ölmek çok kötü bir duyguydu. lakin arkadaşımı üzmek de kötü bir duygu. hatta bu daha da kötü. tarihe bu satırları düşüyorum şimdi onunla.

“Nereden başlayacağımı inan şu an bilmiyorum. Bu mektubu kendi isteğimle bile yazmıyorum, bir şekilde zorunda bıraktırıldım. Eğer ben yazmasam, sana yine söylenecekti.

Bir süredir rahatsızım…

2016 yılında uyku ilacı bağımlılığı tedavim başarılı olsa da her şeyi düzeltemedim. O günlerin sıkıntıları fiziksel olarak hala devam ediyor ve beni hırpalıyor. 2017 yılında, sen Libya’ya gittikten kısa bir süre sonra, İtalya’da uluslararası bir koşuya katılmıştım. O heyecanı kaldıramadım ve düşüp bayıldım. Çok mutlu olmuştum o gün. (Bunu sırf sadece kötü anlarımda değil, iyi anlarımda da bu rahatsızlığın beni bulduğunu söylemek için yazıyorum) Sıcak çarpması olduğunu düşündük, üzerinde çok durmadık, ayrıca EEG’mde de bir şey çıkmadı. 1 yıl sonra Cansu evlendi. Ben çok mutlu oldum ve çok heyecanlandım yine. Düğünde bir daha düştüm. O gün bilincim uzun süre kapalı kaldı, ailemi bile hatırlayamadım. Sonra bunun epilepsi olabileceğine karar verdiler. Düğünden sonra Birleşik Devletler’e geri döndüm (2 yıldır burada yaşıyorum) ve tedavi sürecini başlattık. Sonra ardı arkası kesilmedi bu nöbetlerin. Epilepsi gibiydi ama EEG çektirdiğimizde bazen görünmüyordu, o yüzden bir zamanlar bağımlısı olduğum uyku ilaçlarının kötü bir geri çekilmesi olarak tanımlandı. (Hala öyle, epilepsi hastası değilim kesinlikle) Önce tedavi etmeye çalıştık. Başarılı olduğumuzu düşündüğümüz bir günümüz de oldu. Lakin o günlerde hiç hesapta olmayan bir şey oldu.

Libya’daki iç savaş, dünya gündeme düştü. Sen, Libya’ya gittikten sonra, bunu kaldıramayacağımı ve orada olduğun sürece seni rahatsız edeceğimi düşündüğümden, seni çok az takip etmeye karar vermiştim. Tamamen unutmak diye bir şey yok ama dediğim gibi orada seni bir gün bile rahat bırakmazdım. Orada dünyamın ve algımın çok ötesinde şeyler vardı.

O günlerde sana doğum gününde göndermek üzere bir kart için çalışmalar yapıyordum. Kaligrafi dersleri aldım bunun için. Yani Libya’ya gelmek gibi bir planım yoktu aslında ama bu savaş, hastalığımın verdiği kötü ruh hali ile birleşince, yapabileceğim en salakça planlardan birini yaptırdı bana ve ansızın bir gece Libya’ya uçak bileti aldım. İyi olduğundan emin olmam gerekiyordu. Aklımı kaçırmıştım okuduklarım karşısında. Çok korkuyordum ama seni bulmadan, nasıl bir yerde yaşadığını görmeden rahat edemeyecektim.

Sabah uyandığımda önceki gece hazırladığım çantamı alıp çıkmaktı niyetim. Uyandığımda telefona baktım ve beni bloke etmiş olduğunu gördüm. O sırada yine bu bahsettiğim nöbetlerden birini geçtim ve düştüm. Ama kötü hissetmeni istemiyorum, yukarıda bu yüzden yazdım işte mutlu olduğum anlarda da geçirebildiğimi. Tabi Libya’daki olaylar bitmedi, benim de artık tüm dikkatimi almıştı, bende savaşın içine girmiştim ruhen. Bir hastanenin bombalandığını duyunca yine kontrolümü kaybettim ve sana yazdım. Ne yazık ki, onu da bloke ettin. Nedenlerini sorgulamıyorum. Çok geride kaldı benim için bunlar. Zaten önemli olan, iyi olmandı benim için. Tabii ki hayallerim var ama benim hayallerim sen hayatımdayken de vardı. Hep yanında olmak istedim. Senin yanında olmanın hayalini kurdum tanıştığımızdan beri. Uyku ilaçları kullanırken çok belli edememiş olabilirim ama böyleydi. Bundan birkaç gün sonra bu süreci yönetemediğimden, akıl hastanesinde kalmam gerekti. Sorunlarımla başa çıkamıyordum, yardım almak zorunda kaldım. Tekrar ediyorum, senin yüzünden değil, seninle hiç alakası bile yok, içerisinde bulunduğum hastalığın ruh hali yüzünden bir türlü iyi olamıyordum zaten. Savaş sadece son damla oldu. Hastalandıktan sonra bir türlü düzelmedi psikolojim. Doğuştan gelen başka sorunlarım var bildiğin gibi. Hem seni hem kendimi zora sokacak bir ruh haline girmiştim. Dengem tamamen kaybolmuştu.

Bu arada, inanmayacaksın ama ben akıl hastanesini çok sevdim. Bir yere kilitlenmiş olmak bana çok iyi geldi. Tarifsiz bir huzur ve güven duygusu verdi. Kötü bir yer değildi zaten. Hatta keşke beni sonsuza kadar alsalar oraya. Orada yaşamak istiyorum ben.

Bildiğin gibi, bundan sonra Noel’de çıktım karşına. Aslında sadece kart göndermeyi planlıyordum ama kendimi kaybettim Noel olunca ve sana, içerisinde küçük hediyeler olan bir kutu göndermeye karar verdim. Sonra yine üzüldük ve ben yine düştüm seninle diyalog kurmaya çalışırken. Bunda da kötü hissetmeni istemiyorum çünkü Whatsapp’ten gönderdiğim mesajların, okundu mavileri çıkınca bayıldım ben ilk. Sen daha bir şey bile yapmamıştın. Kaldıramadım bu heyecanı. Uyandığımda bloke etmiştin. O bayılmanın verdiği ruh hali ile sana üzücü şeyler yazmaya başladım. Lakin mesajın ortasında yine fenalaştım, her ne kadar kendimi sakinleştirmeye çalışsam da başaramadım ve yine nöbet geçirdim. O gün o yüzden mesajı geç tamamlayabildim ve uyanınca daha üzücü şeyler yazdım. Noel’e verdiğim önemi bilirsin. Yıkıldım gerçekten.

Ama bu da çok geride kaldı…

O üzücü günden sonra sana verdiğim sözümü tuttum. Tutabileceğime kendim de inanmamıştım ama başardım. Gerçekten kısa bir süre sonra seni daha çok sevmeye başladım ve elimden geldiğince daha iyisini yapmaya çalıştım. Noel’den sonra yine akıl hastanesi yardımı almam gerekti ama önemi yok, ihtiyacı olan her insan gerektiğinde yardım almalı. Böyle bakıyorum. Sen de böyle bak.

Hala daha iyisini yapmayı deniyorum. Bir sürü kartpostal göndermeyi planlıyorum çünkü kaligrafiyi senin için öğrendim. Bu kartpostalları yaptırmak da çok heyecanlı oluyor. Sevdiğim bir şeyi yapıyorum özetle. Bu kartpostalların arkasına yazılan mesajları aslında her gün aynı saatte yazıp kalbine gönderdiğimi hayal ediyorum. Yaklaşık 200 tane mesaj oldu. Bunları 1-2 yıl içerisinde toplayıp sana kitap şeklinde göndermeyi planlıyorum.

Sana söz verdiğim kitabı sonunda yazmaya karar verdim…

Dediğim gibi bu mektubu göndermek zorunda bıraktırıldım. Yoksa asla yazmak isteyeceğim şeyler tüm bu yazdıklarım. Epileptik nöbetler geçirmeye devam ediyorum. Lakin yine bir madde aldığımı düşünme sakın. Alkol almayı bile bıraktım. Hatta alkolü geçtim kola bile içemiyorum içerisinde uyarıcı olduğu için. Çevremdeki insanlar nefes aldırmıyor, annem ve ailem bir yana, eşim ve bir sürü insanın gözetimi altındayım. Bu nöbetleri minimize etmek adına bazı ilaçlar kullanıyorum. Geceleri iyi uyumam gerekiyor. Çünkü az uyku bu nöbetleri tetikliyor. Ne düşünürsün bilmiyorum ama içerisinde farklı bir tip bir uyku ilacı var yine. Lakin elime asla bırakılmıyor bu ilaçlar. Geceleri eşim veriyor. Bir yatma saatim var, kışın 6.30, baharda 7.30, yazın 8.30 mesela. Lamictal ve Lunesta alıyorum bu saatlerde. Ama dediğim gibi sadece minimize ediyor nöbetleri, tamamen durdurmuyor. Lunesta farklı türde bir uyku ilacı. Benim bağımılık sıkıntısı çektiklerim önce uyutup sonra kafa yapıyordu ama bunun etkisi çok daha kısa, önce sakinleştirip ondan sonra uyutuyor, kalktığında hiçbir etkisi olmuyor ama yine de kötü kullanırsan bu da benzeri olur diye düşünüyorum. Elime bırakılmıyor, seyahatlerde bile bırakılmıyor.

Kimsenin bu konuda bana güvenmesini beklemiyorum zaten…

Hiçbir şekilde üzülmeni istemiyorum çünkü biliyorum ne yaşamış olursak olalım, bu yazdıklarım, seni mutlaka üzecek.

Yapma…

Ayrıca ben mutluyum şu an geldiğimiz bu noktadan. Çok üzülmüştüm gittiğinde ama bir süredir gerçekten bu ayrılığa ihtiyacımın varmış diye düşünüyorum. Bizi biz yapan, bu ayrılık oldu. Seni yeniden tanıyormuş gibiyim. O kadar çok şey buldum ki seninle ilgili, bunları görebilmek için biraz uzağında kalmam gerekiyormuş. Bunların hepsini bir gün seninle de paylaşacağım ama şu an yazmaya devam ediyorum. Zamanla daha da güzelleşecek diye düşünüyorum. O güne kadar benden kartpostallar almaya devam edeceksin ve bir gün o bahsettiğim kitabı sonunda yazacağım. Tam olarak nasıl bir şey yapmak istediğime karar vermedim ama içeriği az çok tahmin edersin. Hissettiğim şeyleri, hiçbir zaman hissedemediğim duygular üzerinden anlatmaya çalışıyorum. Anlaşılmak kolay olmuyor böyle olunca. Yazın bahsetmiştim aslında, aşk değil arkadaşlık değil, kendim gibi seviyorum demiştim. Çocuk Kalpli bir sevgi içindeyim ama yine de bu duyguları başkasına hissetmediğim için gayet özel içinde olduğum şey. Bunu yazıyorum çünkü sana bir daha asla yalan söylemeyeceğime karar verdim. Doğruları saklamak da bir yalan benim için.

Artık senden hiçbir şeyi saklamayacağım…

Bu mektubu bizim hakkımızda bir şeyi değiştirmek için yazmıyorum. Zaten bu mektupla değişecekse, bu beni sadece üzer. Dediğim gibi zorunda bırakıldım. Bu kartpostallara cevap geleceğini ve ciddi bir nöbet geçireceğimi düşünen biri, eğer ben söylemezsem, kendi söyleyeceği konusunda beni tehdit etti. Kendince çok doğru bir şey yaptığını düşünüyor ama ben bu mektubun her kelimesini ağlayarak yazdım. Umarım merhamet eder de son anda vazgeçer bundan.

Her şey için çok üzgünüm. Seni çok seviyorum ve bundan hayatımın bir günü bile vazgeçmeyeceğim. Şu an nerede olduğunu bilmiyorum ama ne olur kendine çok dikkat et ve çok mutlu ol.

Her gün aklımdasın. Hayır eksik oldu, benim aklım bile sensin…”

becca gelmiş ben uyurken, buzdolabının üzerine burdaydım, odana girmedim ama güvende olduğundan emin olmam gerekiyordu yazmış. öyle yazınca tüm kızgınlığım da geçti. küsemiyorum da. hatta küsmenin ne olduğunu bile bilmiyorum. o kadar savunmasız yaratılmış durumdayım ki, böyle zamanlarda o kadar çaresiz kalıyorum ki. diyorum ya ölmekten korkmasam bu sabah intihar ederdim.

“Bir yatma saatim var, kışın 6.30, baharda 7.30, yazın 8.30 mesela. Lamictal ve Lunesta alıyorum bu saatlerde.”

şaka gibi. devamına, salı günleri de sakın gelme çünkü becca o gün mutlaka gelip benim hayatımı daha da zorlaştırıyor yazacaktım.

şunu yazdığıma mutluyum ama…

“Hissettiğim şeyleri, hiçbir zaman hissedemediğim duygular üzerinden anlatmaya çalışıyorum. Anlaşılmak kolay olmuyor böyle olunca. Yazın bahsetmiştim aslında, aşk değil arkadaşlık değil, kendim gibi seviyorum demiştim. Çocuk Kalpli bir sevgi içindeyim ama yine de bu duyguları başkasına hissetmediğim için gayet özel içinde olduğum şey.”

yine midem bulanıyor. dün sıkıntıdan hiçbir şey yiyemedim. sabaha kadar da kabus gördüm.

bugün kesinlikle hayatımın en zor günlerinden biri.

çocuk kalpli