ultra idiot.

hayatımın en kötü günlerinden birini geçiriyorum. sabahtan beri ne becca ile kavgam bitti ne de eşimle. eşimle uzun zamandır bu kadar şiddetli tartışmamıştık. becca ile zaten hiç tartışmamıştık. bana karşı bu kadar kırıcı hiç olmamıştı. becca’yı ilk gördüğüm günü hatırlıyorum. o kadar mutlu olmuştum ki onunla tanıştığım için. o kadar kalbime dokunmuştu ki sözleri. inanamıyorum bugün yaşadıklarımıza. becca beni çok kırdı. bu kadar güç kullanmamalıydı üzerimde. sabah ağlayarak yalvardım bunu yapmak istemediğime dair. tek dediği “hayır” oldu. kocaman bir hayır.

ona, %1 şansım varsa onu da bugün bitireceksin, bundan çok etkilenecek, bana zarar vereceğini düşünecek ve asla gelmeyecek, dedim. ayrıca gelecek diyelim, bu plan çok saçma çünkü ben bana mesaj attığı an her halükarda düşüp bayılacağım zaten diye bir kere daha denedim şansımı. şok olursunuz, dediği şu oldu:

“bu yüzden kullandığın ilaçları ve aldığın zamanı yazacaksın o mektuba.”

harika, gün de vereyim mi diye çıldırdım artık ama söylemedim, keşke söyleseydim çünkü çok daha güçlü vurdu bu sefer.

“hala anlamıyorsun değil mi, dünyanın en gerizekalı insanlarından birisin ve seni korumaya çalışıyorum, aslında bu mektubu ben göndermek, bunun ultra gerizekalı olduğunu nasıl anlamadın yazmak istiyorum.”

sen kimi kimden koruyorsun diyecek oldum ama tek kelime daha tartışsak, tüm köprüleri atacaktık artık. bu kavganın bir parçası da josh bu arada. pazartesi ana ofise gideceğim için kızdı. josh için gittiğimi düşünüyor. buna da çok kırıldım çünkü elimden geldiğince insanlara yardım etmek istemiştim. elimde 10 dosya var, 10 kişinin virüs karantinası sırasında maddi yardımları almasını sağlamalıyım. insanlar gece gündüz arıyorlar ve ben hiçbir şey yapamıyorum. 1 gün de olsa ofise gitmek zorundaydım. josh umrunda bile değil. o söylemese, josh benim aklıma bir saniye bile gelmiyor gün boyunca.

konuşmayı dışarı çıkıp yürüyeceğim diye bitirdim. her gün dışarı çıkıyorum bildiğiniz gibi. nereye gideceğimi sordu, göle doğru yürüyeceğim, dedim. çok güzel, arkadaşının adı ve adresi yazan zarfı posta kutuma bırak, yazdı. göle çok yakın oturuyor. o an aklımdan geçenleri yazayım. o zarfı bir taşa bağlayıp camını kırarak evine atmayı düşündüm ama çocuklar var. çocuklar olmasa kesin yapmıştım. o kadar zorladı beni.

aynı sırada eşimle de tartışıyoruz. ne var bu kadar tepki gösterecek, sadece kanada’ya yolluyor seni, haketmedin mi yazmış.

HA BİR DE KANADA’YA GİDİYORUM!!!

becca’ya sorduğumda ne deseydim, arkadaşını mı anlatsaydım, kanada’ya da gideceksin, zaten asıl cezan o, diğeri için hem arkadaşın hem de sen birgün bana teşekkür edeceksiniz, dedi.

kesin.

gidip türkiye’ye bilet aldım. tüm yazı, yazlığımızda ailemle geçireceğim. bunu hem becca hem eşim haketti. uscis belgeleri alır almaz, evraklar işleme konuldu, yurtdışına çıkabileceksiniz damgası verecek. en geç haziran’da işleme konur diye düşünüyorum. ben de temmuz’a bilet aldım. yaptığım işi de bırakacağım. çok yıpranıyorum, yeter artık.

sonra gidip becca’nın posta kutusuna zarfı yerleştirdim ve evinin hemen yakınındaki futbol sahasına oturup hem ağlamaya hem de arkadaşıma göndereceğim satırları yazmaya başladım.

IMG_5698

umarım birgün eline o mektup geçtiğinde kötü hissetmezsin. seni çok seviyorum ve hiçbir şekilde üzülmeni istemiyorum. zorla yazdırıldı bana o satırlar. seninle hiç ilgisi yok durumumun. sıra dışı bir hayat yaşadığımı biliyorsun. her şey giderek zorlaşmaya başladı sadece, altından kalkamıyorum eskisi gibi.

seninle ilgisi yok. sorumlusu veya nedeni değilsin. olamazsın da. bana her zaman iyi gelirsin. bu şimdi bile böyle.

çocuk kalpli

özetle elimden geldiğince senin suçun yok, çok mutlu olduğumda da, çok heyecanlandığımda da oluyor tüm bunlar, yazdım. ilaç saatlerini de yazdım. az önce becca’ya gönderdim, çok romantik olmuş ama daha detaylı anlat yazmış. akıl hastaneleri de eklememi istiyor.

çıldıracağım…

aslında dışarıda harika birgün var. insanlar paskalya süslemelerine başlamış. keşke ben de iyi olsam şu an da, ben de yapsam. burada camlara oyuncaklar yapıştırılıyor. benim de bir sürü oyuncağım var.

IMG_5703

noel kadar olmasa da eğlenceli bir bayram paskalya.

IMG_5701

çocuklar da caddeleri boyuyorlar.

IMG_5707

arkadaşıma göndereceğim mektubu yazıp erkenden yatacağım. eşim ilaçlarımı eve bırakmış ben yokken. posta kutusuna bırak, eve sakın girme demiştim ama kalbini bir kere daha kıracak gücüm yok, o kadar tükenmiş durumdayım şu an. yemek de yiyemem. sabahtan beri portakal suyu kusuyorum. ruhum strese girdiğinde bedenim de giriyor.

ne yapacağımı gerçekten bilmiyorum. yüzde %1 şansım da bitti bu mektupla ama yine de dönmeyeceğim verdiğim sözden, bugün 13. gün.

mutlu geceler,

çocuk kalpli

edit: yolda cüzdanımı düşürmüşüm. bankadan aradılar, biri yolda bulmuş, müşterimizsiniz diye bize getirmiş, dediler. kalbim nasıl çarptı akşam akşam anlatamam. içerisinde green card’ım ve sosyal güvenlik numaram vardı. öldüm korkudan.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.