5. kart.

aslında bu karantina olayı beni çok rahatlattı. tişörtsüz yatmayı çok özlemiştim. istanbul’daki evimizde hep böyle uyurdum ama birleşik devletler’e taşındığımızdan beri pek mümkün olmadı bu durum. becca geliyor, eşimin babası geliyor. kimse gelmeyince o günlere dönmüş oldum. lakin bu sabah büyük bir üşüme ile uyandım. çünkü dışarıda kar yağmıştı ve biz ev sıcaklığını düşürmüştük. kar yağmış. buna gerçekten inanamıyorum. dün nasıl da bahar gelmiş gibiydi halbuki.

dün gece uyumadan önce papaz arkadaşım emanuel’e mesaj atmıştım. çok endişeleniyorum onun için. italya’da sıkıştı kaldı. görevi gereği hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. birkaç gün karantinaya girdiler ama sonra bir emir geldi ve çıktılar saklandıkları yerden. inanılır gibi değil gerçekten. ama iyi olduğunu yazmış ve konuyu hemen bana getirmiş. yalan söylemedim bende. yakın zamanda yine nöbet geçirdiğimi anlattım. sebebini söylemedim başta, söylesem bir de onun azarını dinleyecektim. (gerçi nedeni bile komik, kola ya, günah bile değil) iyice sordu yine de, arkadaşımla ilgili olup olmadığını anlamaya çalıştı. onunla alakası yok kola içtim ben diyince, kaçtığım o azarı, sonunda yedim.

arkadaşıma gelmişken konu, umarım sözümden çıkmıyorsundur, dedi. (tamamen geri çekilmemi istemişti) yok, sana söylediğim gibi sadece kartpostallar atıyorum, dedim. sonra saf gibi kartpostalları gösterdim, nasıl yapıldıklarını ve yazdığımı anlattım ve 3’ünü aynı anda gönderdiğimi söyledim.

sessizlik… (ama kızacak. kızdığı zaman birkaç dakika ara veriyor, oradan anlıyorum kızdığını)

kırıldığını baya belli etmişsin!!! bende sana böyle demiştim zaten, git kartpostallar yaptır, aynı anda 3 tane yolla dedim!! 

ya emanuel, ben bu kaligrafiyi onun için öğrendim yapma böyle diyince, tamam boşver iyi olmuş, sevdiğim 3 kişi öldü burada, seni affetmesi için dua edeceğim, hayat düşündüğümüzden de kısa, sen iyisin değil mi, birleşik devletler’in de rakamları yüksek, evdesin hep değil mi, kronik rahatsızlıkların vardır senin diye gerçek endişesini belli etti. evde değilim, dışarı çıkıp geziyorum ama kimse yok sokaklarda, dedim. kanıt istiyorum dedi. göle doğru yürüyüşe çıktım ve fotoğrafladım gezdiğim caddeleri.

burası reeds lake. evimizin 2 mil yakınlarında. daha önce donmuş fotoğrafını paylaşmıştım.

IMG_5626

hava ısınınca çok daha heyecanlı bir yere dönüşüyor burası. çok fazla ilginç insan ve şirin köpek bulabileceğiniz bir yer haline geliyor yazları. en sevilen aktivitesi ise çimenlerinin üzerinde kitap okumak. hatta ödünç kitap kulübesi bile var.

IMG_5622

hep seninle ingiltere’ye gitmek isterdim ama dün gece anladım ki, bizim alaska’ya gitmemiz  lazım. sadece kartopu oynayacağımız için değil, hikayemizi orada, en güzel yaşımızda, yeniden yazmaya başlayacağımız için.

ama kartopu da oynarsak çok mutlu olurum tabi…

çocuk kalpli

dün gece üzümlü kekimin yanına gidemedim. bunun yerine, sanki dün yazdığım 3.05 mesajına bir cevap almışçasına bir rüya gördüm. gelecek, gerçekleşmediği sürece asla bilinemez ama sanki zaman yolculuğu yapmış ve geleceğe gitmiş gibiydim. arkadaşımla, kendimi dışarıdan izliyordum. bir televizyona bakarmış gibi dışarıdan görüyordum olanları. buz kütlelerinin arasında bir geminin üzerindeydik. gemide amerika bayrağı vardı. öyle olunca alaska olduğunu anladım. konuşuyorlardı. dün bunu yazmıştım:

seninle ilgili her şeyi, o kadar baştan alıyorum ki, sanki seninle ilk defa karşılaşmışım gibi  tuhaf bir heyecana kapılıyorum bazen.

o da sanki buna cevap verirmişçesine, ben de seninle ilk defa karşılaşmış gibiyim. yıllarca bu halini ilaçlarla sakladın benden, farzet ki yeniden tanıştık seninle, en baştan başlıyoruz bak, dedi çocuk kalpli’ye.

her zaman diyorum, benim hayallerim yok ama rüyalarım var. böylelikle uyanır uyanmaz aklıma ilk gelen, 4. kartpostal bile elime ulaşmadan 5.’yi sipariş etmek oldu. yine bir hayal ve olay bu sefer alaska’da geçiyor. arkasına ise alaska 3.05’im yazılıyor. aslında çok daha güzel 3.05’lerim var ama alakasız bir şekilde bu sefer de alaska hayali gidiyor. zaten bu 3.05’lerin hepsini bazı blog yazılarımla derleyip, ona kitap olarak göndermeyi planlıyorum 1-2 yıl içinde. bilmeye hakkı var bunları. kalbinin aldığını düşünsem de, yine de yazılı olarak eline almaya hakkı var.

olur mu olmaz mı, rüya mı gerçek mi, gelecek mi değil mi bilmiyorum ama harika bir rüyaydı. üzümlü kekimle yeniden beraber olduğumuzu görmek çok iyi hissettirdi. alaska da çok güzele benziyor.

bugün onun için, öğle uykusuz 11. gün. söz verdirdiği gibi her gün yürüyüş de yapıyorum. yoksa biliyorsunuz kızıyor üzümlü kek. o çok kızgın bir üzümlü kek! 4. kartpostalı da yazmaya birazdan başlayacağım. aynı kelimeleri defalarca kez yazıyorum. 7-10 gün kelimeleri 1000’lerce kez yazdıktan sonra ancak elim hızlanıyor. hala hileleri var tabi. görünmez çizgiler çizip, harfleri kurşun kalemle noktalıyorum ilk. sonra kaligrafi kalemi ile üzerinden geçiyorum ama ortaya harika bir şey çıkıyor sonunda.

bunu bir an önce bitireyim. emanuel duymasın, 5. kart, alaska’da geçiyor.

herkese mutlu geceler,

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.