bir şey yok, kalk, oyna, devam et.

uyku perhizine başlarken, eğer bu kadar uykusuz öğlenden sonra birden ek sakinleştirici olursam, yerimden kalkamam demiştim. aynen öyle oldu. 2 gündür yatağımdan çıkamıyorum. aslında hiçbir şey olmamış gibi hayatıma devam edecektim ama eşim eve geldiğinde beni uyandıramamıştı, sonra kıyafetlerini değiştirmeye gittiğinde, değiştirdiğim yastık kılıflarını görmüştü. o an anlamış tabi bir şey olduğunu. çünkü o kılıfları 2 gün önce kendi yerleştirmişti. beni iyi hissettirmek adına hep yapar bunu. yatağımı düzenler, yeni çarşaflar serer, temiz pijamalarımı üstüne koyar. ben tabi hesap edemedim eve geldiğinde üzerindekileri çamaşırhaneye atacağını. zaten halsizlikten ölüyordum, umrumda bile değildi sanırım artık o kadarı.

yastık kılıfındaki kanımsı izi görünce aklı yerinden çıkmış. beni de uyandıramamış. beyin kanaması geçirdiğimi düşünerek ambulansı aramış. gözümü hastanede açtım böylelikle. bir şey çıkmadı ama. nöbet sırasında burnumdaki kılcallardan biri patlamış. birkaç saat hastanede durduktan sonra eve geldik ama hastanede yaptılar bir şeyler tabi. istemiyorum bir şey dedim ama öyle çoktan seçmeli bir prosedürümüz yok, başka nöbet geçirmemeniz için ve kaslarınızın zarar görmemesi için yapmak zorundayız, dediler.

gitti böylelikle benim uyku perhizi. bugün çarşamba diye uyandım, aslında perşembeymiş. öyle uzun uykulara atmış beni. bugün de kalkmayacaktım ama hem becca hem kardeşim rahat bırakmadı.

kardeşim, her zamanki yine kalk, oyna, devam et yok bir şey tavrı ile karşımdaydı. kola içtiğimi duyunca, kendi düşen ağlamazmış diye azarlamaya başladı beni. doktor kardeşim. 1 tane bile içmemen gereken kolayı lıkır lıkır içmenin sonunda epileptik nöbet geçirip sen 2-3 saat hastanede mi kaldın, sen burada olsan sadece hastaneye almamakla kalmam, seni bir temiz de döverim diye, devam etti. biz burada apandisit ameliyatı yapıyoruz, hastanede yatak olmadığı için acil serviste 2-3 saat yatırıyoruz, sonra o anestezi ile kalk evine git diyoruz, diye finali yaptı.

abla kardeş nasıl bu kadar farklı olabildik, gerçekten bazen anlayamıyorum.

becca daha yumuşaktı ama. anladığım kadarıyla eşim canını fena sıkmış. eşim demişti zaten kanada’ya giderken, sen oradan bir hasta dön, onun bu sefer kalbini çok kötü kıracağım diye. kırmış. ben sesinde kırgınlık hissettim. ona sorduğumda korktum sadece, dedi ama konuşmanın devamında iyi olduğumu anlayınca ama yavaş yavaş konuya girdi.

bir de utanmadan uyku ilaçlarımı elimden aldırdım diye kızıyorsun? kolaya dayanamayan, uyku ilacını kim bilir ne yapar!

böyle patladı. bana güvendiği ilk köşede aldattım çünkü onu. üzüldüm böyle diyince. yüzüm düştü.

seviyorum da seni. aptalın teki olmasan çoktan görürdün gününü.

gülüştük sonra. bundan sonra çok daha dikkatli davranacağım, hadi çık yataktan bir şeyler yap diye moral verdi. uyku perhizim bozuldu, hiçbir şey yapmak istemiyorum diye konuyu kapatmak istedim, paskalya’ya hala 31 gün var, istersen yeniden başlayabilirsin, dedi. mantıklı geldi ama heyecanım 3 gün önceki gibi değil tabi. hissizleştim ek sakinleştirici sonrasında. sonra masamın üzerindeki bu kartları gördü:

IMG_5288

arkadaşıma kartlar yazdığımı biliyordu ama nasıl bir kart gönderdiğimi ona söylememiştim. utandım o görünce. bu arkadaşım ve ben, çok gerizekalı değil mi, diye sordum. hayır bunlar çok güzel, dedi. beni sevdiğin için böyle söylüyorsun, bizim yaşımızdaki normal insanların pek ilgi alanı değil böyle şeyler, dedim. bunlar çok güzel! diye tekrar etti. facebook’ta görüyormuş, ne olduğunu anlamaya çalışıyormuş, çünkü arkadaşımın saçlarının uzun olduğu fotoğraflarını görmüştü sadece, o olduğunu anlayamamış.

yarın göndereceğim bu yazdıklarımı, bir tane daha var. 3 tane zarf göndereceğim yarın, dedim. araba kullanmanı istemiyorum yarın, eşin de evde yok, ben gelir alırım seni, beraber gideriz, dedi. ciddi misin, dedim. bu işte beraberiz, diye güldü. ama o an hiç beklemediğim bir şey daha söyledi.

kutuyu beraber yolladığımızda, arkadaşının dönmemesinden korkuyordum ama şimdi döneceği için korkuyorum, birden karşına çıksa, seninle bire bir diyaloğa girse seni öldürür, şu an nöbetsiz o heyecanı kaldıracak durumda değilsin, o yüzden korkuyorum, kevin’ı daha yeni kaybettik bu nöbetler sonucunda, dedi.

hayatımı kaybetmeye bile razıyım diyecektim ama ben daha ilginç bir şey söyledim. son diyaloğumuzda anladı zaten bana bir şey olduğunu, iyi olduğumu anlamaya çalıştı, o heyecana dayanamadığımı çoktan gördü bile, ayrıca bir şey olduğu yok, eline ne zaman geçeceğini bilemediğim kartlar yazıyorum şu an. kaybolup hiç gitmeyebilir bile, boşuna telaşlandırma kendini, dedim.

umarım böyle bir şey yapacaksa bile ilaçlarını aldıktan sonra yapar, dedi. ilaçlar işe yaramıyor diye düşünüyordum ama hastanede o ilaçların beni daha şiddetli nöbetlerden kurtardığı ortaya çıktı. endişelenmek de haklı aslında, durumum gerçekten berbat halde.

ama bunları düşünürken mailime son kartpostal siparişimin ilk hali düştü. gülmekten karnıma ağrılar girene kadar güldüm. birden modum olumlu yönde değişti. arkadaşımı o kadar komik çizmiş ki bu sefer:

sufisketch

tacını da unutmuş. bir de caddenin ortasında dans ediyor gibiyiz. ona gerçek bir fotoğrafımızı göndermiştim halbuki. bükreş’te çekildiğimiz komik bir fotoğrafımız vardı ama dans etmiyorduk yolun ortasında. şu otobüsün üzerinde chelsea 31 yazısı vardı, onu da unutmuş.

yazarken bile hala gülüyorum. revize için yorumunuz varsa dinlerim. bu 4. kart olacak. ilk 3’ü yarın gidiyor. yarın 3. ayın 13’ü. bu sefer 3.05’te 3 tane kart gidiyor. yarın yine bir başlangıç. uyku perhizine yeniden başlayacağım bu nedenle. arkadaşımı rüyamda en son gördüğümde onun için devam etmemi istiyordu. bana bunu bir o yaptırabilir zaten. rüyamda bunu benden istemesi isabet oldu.

her şey benden yana aslında. havalar iyi gidiyor. alışılagelmedik bir şekilde erkenden ısındı michigan. gerçi virüs sıkıntısı var. teker teker tüm faliyetler iptal ediliyor, en çok aziz patrik günü geçit törenlerine üzüldüm. şu mail kalbime oturdu.

IMG_5281

pazar günü de güya becca’yı kandırıp maç izlerim diyordum ama becca, bu pazar bize gel sonunda şu aslan kralı izleyelim, dediğinde maçı anımsayamadım bile. tamam dedim. yani izlemeyeceğim. bu da isabet oldu çünkü bugün twitter’da okuduklarıma yeterince delirdim.

neyse kardeşimin dediği gibi:

bir şey yok, kalk, oyna, devam et.

mutlu geceler,

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.