mutsuz kutup ayısı.

bazen kendimi, bir hayvanat bahçesine kapatılan, dünyanın en mutsuz kutup ayısı gibi hissediyorum. doğal yaşam alanımdan koparılmış gibiyim sensiz. kafamı, hayvanat bahçesinin duvarlara vura vura intihar edesim geliyor. 

çocuk kalpli

çocuk kalpli iyi hissetmeyince bugün, arkadaşının kalbi de bundan nasibini almış oldu saat 3.05’te böylelikle. dün çok uyudum, o kötü etkiledi sanırım. magic de az önce elimi ısırdı. korkuyor benden. çok üzüldüm buna ben. emmet da ilk geldiğinde ısırıyordu ama magic’e kırıldım, bu kuş arkadaşımın ruhu çünkü benim için.

ısırdı ya. acıttı da. o an içimden geçen “evet, sen gerçekten arkadaşımın ruhusun” oldu. hatta bununla ilgili komik bir anım daha var. nerede bilmiyorum, arkadaşımın bir fotoğrafına rastlamıştım. yaralı bir köpek ile fotoğraf çekilmişti. garibimi dişisi yaralamış yazmıştı. o an kendime şunu dedim:

“benim de dişim beni yaraladı, ben ne olucam?”

böyle hiç haberi olmadan küserim bazen ben ona. şu an küstüm mesela. çünkü tek başına bıraktı beni bu dünyada. şu an gerçekten kendimi yukarıda bahsettiğim kutup ayısı gibi hissediyorum. odamı duvarı ile bakışıyorum şu an. vursam mı acaba kafamı duvarlara?

sanırım erken uyumak çok iyi bir fikir değil. çok uyuyunca hayattan kesildim, uyanınca, yine benim bu hayatta ne işim var noktasına geldim. uykudan da uyanamadım çok uyuyunca. sanırım akşam 7.30 – sabah 6.30 daha iyi bir seçenek olacak.

bugün yürüyüş yapmayı her şeyden çok istiyordum ama yatağımdan bile çıkamadım bugün. uyumadım ama yatağın üzerindeydim hep. bir şey yemek de istemedi canım. yediklerimi de yatağa döktüm zaten. hep döküyorum. her döktüğümde de yeme şu yemeği yatakta!! diye kendime kızıyorum. iyi bir ev kadını da değilim. lekeleri çıkaramıyorum. daha iyi bir çamaşır makinesi satın aldık, eskisi lekeleri çıkarmıyor diye. sorun bendeymiş meğer. benim lekelerimle başa çıkabilecek bir çamaşır makinası henüz icat edilmemiş. beyaz giyerim hep. bu yüzden çıkaramıyorum lekelerimi. gene sevdiğim tişörtlerden biri çilek lekesi oldu bugün.

benim için zor bir hafta olacak. zor dediğim ise 3 gün öğlen 3’e kadar çalışma. bu bile zor geliyor. siz düşünün halimi.

ben oyun odasına inip biraz kötü lego döveyim en iyisi. bayadır inmedim oraya, kaptan amerika’nın kalkanını, kafalarında kırmayı çok özledim. inip döveyim hepsini.

mutlu geceler,

çocuk kalpli.