love.

aynı gün içerisinde üç blog birden girdiğim nadir günlerden biri. aşırı yükseğim. nerdeyse yatağımın üzerine çıkıp yatağın ayaklarını kırana kadar zıplayasım var. çünkü yarın küçük mavi oğlumu evlendiriyoruz. arkadaşım aklıma gelince unutuyorum her şeyi. bugün, aslında bunu yazacaktım bloğumda. arkadaşım aldı götürdü yine yarım aklımı başımdan.

yarın kuş alıyoruz, biricik oğlumuz emmet’ımız evleniyor! çok heyecanlıyım. sarı almak istiyorum ama hangisi cana yakın gelirse onu alacağız. çok zor bir karar aslında. geçen sene de emmet’ı alırken benzer korkularımız oldu ama bir şekilde yoluna girdi ve hep beraber mutlu bir hayatımız oldu. öyle olur diye umuyoruz. çok heyecanlıyım. yerimde duramıyorum şu an.

hayatımı kazıdıkça altından arkadaşım çıkıyor. hep böyle. bir iki tane olsa tesadüf dersin. tesadüf değil. ben o çıktığım çocukla ne olurdum diye düşünmedim hiç. çünkü benim biri ile evlenmek gibi bir planım yoktu. üniversite biter bitmez yurtdışına gittim zaten. ne birleştiğimize sevindim ne de ayrılmamıza üzüldüm. üzüldüğüm konu başkaydı. onun hakkında duyduklarım karşısında “ya biz aslında gerçek sevgili değildik, çok yakın arkadaştık, takılıyorduk” demek zorunda kaldım çoğu zaman. bir insanın, bu kadar kendini kaybedebileceğini, ben ilk onda gördüm. ona tek dediğim şey: “böyle olduğunu bilsem elini bile tutmazdım. bir elini tuttum, onu bile tutmazdım. senden utanıyorum, bir daha çıkma benim karşıma” oldu.

ben de burada biraz büyük konuştum sanırım. çünkü bir yıl sonra, bu çocuğun ikizi denebilecek sadık adında başka bir çocukla cinsel münasebetim oldu. denemek zorundaydım. gerçekten aseksüel miyim, değil miyim anlamam lazımdı. günah dolu bir gece geçirdik ama o gece işlediğim tek günah, bayılana kadar içmem oldu. gergindim. o yüzden sarhoş oldum. başka türlüsü olamazdı zaten. yine de beceremedim. anlamsız geldi. vücudum bazı tepkiler verse de beynim bunu tanımlayamadı. baktım olmuyor, benim uykum var diyip yattım uyudum. çocuk çok bozuldu tabi. öyle küfürler etmişti ki ertesi gün, ölmüş dedemin bu işle ne alakası var yazmak istedim birkaç kere. ne orijinal küfürler etmişti ya. bu adam bir de doktor şu an. görsen bu adam mı etti bu küfürleri dersin. anlamlarına google’dan baktım. neler yazmıştı öyle ya. salak herif. gören de nikah masasında terkettim sanır.

bakire miyim. değilim. bu da ayrı olay. bir dönem adet sancılarım dayanılmaz hale gelmeye başlamıştı. bazı testler yapacaklardı, bekaretin bozulması gerekiyormuş. annemle gitmiştik. bana bakire olup olmadığımı sorduklarında emin değilim, dedim. annem şoka girdi tabi. emin değilim derken? allah senin belanı versin! diye bir bakışı var bana, hiç gözümden gitmiyor, düşündükçe gülüyorum. sonra baktılar bakireyim ama artık söyledim anneme ben bir halt yediğimi. annem eski erkek arkadaşıma söylediğim tüm o hakaretleri bana yedirdi. özellikle sadık olduğunu duyunca hepten çıldırdı. (tanıyordu çocuğu) bir otel odasında buluştuk diyince aklını kaybetti hatta.

yani diyeceğim o ki, öyle çok büyük konuşmamak gerekiyormuş.

benim hayatımda bana birkaç günlüğüne heyecan veren bir sürü adam oldu. internet vasıtasıyla konuştuğum kişiler de oldu. hiç sevgilim olmadı ama bu bahsettiğim kişinin dışında. aslında ondan önce biri daha vardı ama o öldü. o hikayeyi buradan bile paylaşabileceğimi sanmıyorum. lisedeyken daha basit flörtlerim oldu ama hayal meyal şeylerden ilk aşkımız derler ya. hepsi öyleydi. hayal meyal. üniversitedeki erkek arkadaşım da sonunda doğruyu buldu yeniden. bir kadınla evlendi, bir oğlu oldu ama hiç takip etmiyorum artık, rüyama girdiğinde bile sinirleniyorum çünkü. hala unutamıyorum duyduklarımı. hep böyle miydi, bana mı oynuyordu yoksa içindeki bazı duyguları bastırdı yıllarca o duygular birden açığa çıkınca kendini mi kaybetti bilmiyorum ama diyorum ya, onunla çıktığımızı yalanlamak zorunda kaldım utancımdan. duyduklarımı anlatamam çünkü bloğumu kirletmek istemiyorum o şeylerle.

arkadaşımın başka bir erkek arkadaşı var mı yok mu bilmiyorum. birkaç yıl önce bisikletçi bir çocuk var gibiydi ama emin değilim ondan da, arkadaşı gibi duruyordu. sonra takip etmedim zaten. o kadar çok bloke etti ki, bıktım gerçekten bir yerden sonra. o çocuğu da kardeşim söyledi. çocuk arkadaşımla birlikte bize gelmiş güya. kesinlikle tek bir anını hatırlamıyorum o günün. belki aynı çocuk değildir. bilemiyorum. gerçek hayatta onun hakkında gerçekten hiçbir şey bilmiyorum ama mutlu olmasını her şeyden çok isterim. bisikletçi de olur, o ilk gerizekalı erkek arkadaşı da olur, hiç hesapta olmayan başka biri de olur. ben arkadaşımı, yakın arkadaşı saydığı bir çocuğa çok yakıştırmışımdır. murat adında çok sevimli bir arkadaşı vardı. olabilir gibi gelmişti bana ama çok da anlamıyorum bu işlerden tabi. “seni seviyorum”dan çok daha fazlasını paylaşıyor insanlar. özetle bilmiyorum hayatında biri var mı yok mu. vardır umarım. etiyopya’da tek başına olmasını istemem. umarım hayatında biri vardır ve onu çok mutlu ediyordur.

çocuk kalpliler için uyku vakti. okuyan herkese mutlu geceler.

“sleep well, grow well, love beautiful baby”

çocuk kalpli