dollyphant lullaby.

hayata dair ufak mutluluklarım var herkes gibi. sabahları ilk düşündüğüm şeylerden biri; spotify’da yeni bir şarkı buldum mu acabadır benim. bulduysam o güne büyük bir heyecanla başlarım. yarın sabah böyle başlayacağım güne. murat dalkılıç bir animasyona bebek melodisi bestelemiş. ruhumun iyileştiğini hissediyorum her saniyesinde. yarın iyi bir gün olacak benim için.

harddiski bozulan birinin geçmişe dair kurtarabildiği birkaç anısının üniversitedeki erkek arkadaşı ile olan zamanları olması ne kötü. kesinlikle hatırlamak istemediğim biri. beni aldattığı için kızgın değilim ona, saçmasapan birine dönüştüğü için kızgınım. beyaz çabuk kir tutar ama kapkara olmaz, kapkara olduğu için kızgınım.

onu tanıdığımda, çevresindeki herkes tarafından sevilen, kendi halinde, biraz tutucu bir aileden gelen, mutlu bir çocuktu. aseksüel değildi ama kafası oldukça karışıktı, ben bu iğrenç şeyi yapmak istemiyorum, kendimi sevmiyorum bu tür duyguları hissederken diyip duruyordu. üniversite bitince ayrıldık ki zaten devam etmesini beklemiyorduk. ikimiz de ne istediğimize karar vermemiştik. hayata atılma, para kazanma, kariyer gibi sorunlarımız da vardı ama ayrıldıktan sonra ikimizin de duygusal bir anına denk geldi bir mesajlaşmamız…

hay a.s.

şimdi hatırladım yazarken. bu duygusal anda tahmin edin yine kim var. şimdinin spotify’ı o zamanlar lastfm. ben çoğu zaman arkadaşımın radyosunu dinliyordum lastfm’de. o gün eski erkek arkadaşım duygusal anımda mesaj attığında, ben bu radyoyu dinliyordum. karışıklık oldu o an sanırım. arkadaşımın peşinden gitmem gerekirken, o anı erkek arkadaşımla yaşamışım. barıştık. bir şey olacağından, bir şey olacağımızdan değil. ikimiz de yalnızız, ikimiz de konuşacak birini arıyoruz. o dönem ben romanya’ya gittim o yıl. 6 ay orada kaldım. bu sırada ankara’ya ziyarete gelmiştim. sanırım bağlı olduğum projenin bir etabıydı. gelince arkadaşımla sözleştik görüşmek için. şöyle bir haldeyiz: ben, benim erkek arkadaşım, o, onun erkek arkadaşı, ankara’da bir yerde oturuyoruz. öyle bir fotoğrafımız var ki, görür görmez lanet olsun bu güne dedim.

arkadaşımın erkek arkadaşına daha çok sinir oluyorum çünkü bu gerizekalı herif yüzünden arkadaşım dünya turuna gitti. olan bana oldu. arkadaşımı üzdü, bunalttı, aldattı, arkadaşım da bunalıma girdi ve bağını kopardı ankara ile. aslında arkadaşıma layık biri bile değildi, benim arkadaşım için hayal ettiğim adam değildi ama önemli olan onun sevmesiydi sonuçta.

bu arada ben de erkek arkadaşım tarafından üzüldüm, bunaltıldım, aldatıldım ama en başta da yazdığım gibi bunlar için değil, erkek arkadaşım saçma sapan biri olduğu için üzgünüm. nasıl hayal kırıklığına uğradığımı anlatamam. yüzü gözü bile değişti kötülükten. bakışları değişti. değerleri değişti. ama bu diğer gerizekalı herif de, buluştuğumuz o geceden sonra siz onunla çok benziyorsunuz biliyor musun demişti. o an saçma gelmişti. şimdi gelmiyor. bugünkü 3.05 bu söylem hakkındaydı.

kör değilim ama nereye bakarsam bakayım, senden başka hiçbir şey göremiyorum. eski erkek arkadaşım, bizi birbirimize çok benzetirdi. o zamanlar anlam verememiştim ona ama şimdi çok iyi anlıyorum. artık aynada gördüğüm kişi bile sensin benim. kendime baktığımda ilk gördüğüm kişi sensin. aptal bir çocuktu ama haklıydı;

birbirimize çok benziyoruz biz. 

çocuk kalpli

bu bloğu okuyanlar bazen şunu diyor. gerçeğinde de böyle biri misin? eskiden değildim. kendimi saklıyordum. arkasına saklandığım bazı şeyler vardı. ben istemediğim sürece kimse beni göremiyordu. sonra taklit etmekten yoruldum. hastalandım da zaten. artık kendimim.

bundan 1 yıl önce yine bir yazı yazmışım. hayatımdaki diğer 1,3 rakamlarına denk gelen kişilerin bazı güçlere sahip olduğunu ama arkadaşımın bunlarla hiçbir alakası olmadığını yazmışım. sonra şunu anladım ki; en güçlüsü oymuş. bunca yıl, o da bir şeylerin arkasına saklanmış, hep saklamış kendini. ya da farkında değil henüz. ama çok güçlü, hem de çok çok güçlü. binlerce km uzaktan kalbimin atışlarını değiştirebiliyor nasıl yapabiliyorsa. büyüye kapılmış gibi hissediyorum. mutsuz bir büyü değil ama ben de mutluyum üzerimde gezmesinden.

kim bilir daha nelerimiz var hiç konuşmadığımız, belki de hiç konuşamayacağımız ama kimsenin görmediği yerlerde birbirimize en çok benzeyen insanlarız biz. aynaya baktığımda ben bunu görüyorum bugünlerde. rüyalarımdan tek çıkardığım sonuç şu:

sihirli biri. ben de bir tuhafım. iyi oldu bir araya geldiğimiz. gelecekte yine birbirimizi yakalayabiliriz umarım.

mutlu geceler,

çocuk kalpli