davy jones.

becca haklı. gerçekten de dünyadaki en gerizekalı insanlardan biriyim. hasta olup galatasaray maçını izleyebilmek için, bu sabah ince şeylerle dışarı çıkıp, rüzgarda şapkasız biraz yürümemin sonucu şu an evde donuyorum. koşacaktım bir de. koşmaya gerek bile görmedim, o kadar soğuktu. şu an ev 70 fahrenheit’ken battaniyenin altında donuyorum. beklediğimden hızlı sonuç verdi. akşama hasta olurum diye düşünüyordum ama şimdiden genzime kosta rika’da yüzdüğüm denizlerin tuzları akmaya başladı bile.

sabah uyanamadım da zaten. sincabım zorla uyandırdı. hani hasta olmak için, tam günü seçmiş gibiydim. zaten kırgınlık da vardı kalktığımda. bir de soğukta dolaşınca süper oldu.

IMG_4969

umarım hasta olduğuma ve becca’larda aslan kral’ı çocuklarla izlemeyi kaçırmama değecek bir maç olur. yoksa çok üzülürüm. aslan kral kısmına daha çok üzülürüm. bu filmi en çok sevmemin diğer bir nedeni daha vardır. ana karakter, yavru aslan simba’nın, babasına, antilopları neden yemesi gerektiğini anlayamadığını söylediği bir sahne vardır. babası şöyle cevap verir:

“When we die, our bodies become the grass, and the antelope eat the grass. And so we are all connnected in the great Circle of Life.” (Öldüğümüzde bedenlerimiz çimen olur, sonra antiloplar çimeni yer. Hepimiz muhteşem hayat döngüsünde birbirimize bağlıyız)

işte bu replik bana hayat vermişti. çünkü doğduğumdan beri, aç kalmamak için hayvanları neden öldürdüğümüzü anlayamamıştım. sürekli tanrıya kızıyordum içimden. azot döngüsüyle aslan kral filmi ile tanıştım. hala çok sevmiyorum et yemeyi, sadece ihtiyacım olanı alıyorum ama kötü anlarımda ne yazık ki yine benzer hezeyanlarım oluyor, sonra filmi açıp yeniden izliyorum, ruhum rahatlıyor o sahne ile. ölünce beni de yiyecekler ve ben de toprağa karışıp, hayvanlara besin, hayata oksijen olacağım diyorum. ben de döngüdeki yerimi tamamlayacağım.

(off çok üşüyorum, maç izleceğim diye azot döngüsüne beklenenden çok önce katılmayayım bir de.)

benim için diğer bir yaşam döngüsü de hans zimmer’in davy jones adında bir çalışmasıdır. bu şarkıyı herkes dinleyemez, çünkü güçlü organ sesleri vardır. ben organ sesini beynimde farklı tanımlayabildiğim için çok severim. bana iyi gelir. şarkıda anlatmak istediğini zihnimde bu şekilde tanımlıyorum:

şarkı bebek melodisi ile başlar. bu bebekliktir. bebek melodisini hafif yükselen bir organ takip eder. bu çocukluk ve ergenliktir. ses daha çok yükselmeye başlar, bu kişinin 25 yaşına kadar olan bölümüdür. sonra sesler tekrar yükselip ürkütücü bir hal almaya başlar, bu aralık 25-35 yaştır. bu kısımda kıyamet kopar, burada savaş vardır. sonra şarkı tekrar bebek melodisine döner. çünkü savaş bitmiştir. her şey başladığı yere geri dönmüştür. hans zimmer, bana bunları anlatıyor bu çalışmasında. benim için yaşam döngüsü davy jones’un organ sesleri de gibi. şu an bebek melodilerine geri döndü. sadece çocuk olsam gene iyi. bugünlerde bebekliğime iniyormuş gibi hissediyorum.

sevgiler,

çocuk kalpli