honey and the moon.

hayatımın en huzursuz günlerinden biriydi bugün. tabi son 3 gecedir, kötü rüyalar görmemin de bunda etkisi var. gerçek hayatta üzgün olup, rüyada mutlu olabiliyorum ama rüya olumsuz olunca hayat benim için hiçbir şekilde mutlu gitmiyor. ikizler burcu, birden fazla gezegenle birlikte gökyüzünde bugünlerde. o yüzden olabilir. 2020 yılı boyunca hep yukarıda olup, iddialı yörüngelerde dolaşacak ikizler. bu gece özellikle en net görülen yıldız. tam da 10.03’te en net görüntüsüne ulaşıyor bu arada:

işten gelince öğle uykusuna yattım. birkaç saat de olsa kaçtım bu huzursuzluktan ama uyanınca yine kaldığım yerden devam ettim. kafam karmakarışık şu an.

“Don’t know why I’m still afraid
If you weren’t real I would make you up”

dün ne kadar net ise, bugün o kadar karışık. yarın iyi ki işe gitmiyorum. haftanın ilk 3 günü 3’e kadar çalışacak şekilde ayarladım tüm programımı. değiştirmek istemiyorum çünkü bahar geliyor gibi. geçen sene çok geç gelmişti ama bu sene erken gelecek gibi. sürekli kar yağıp, eriyor. kar yerde hiç kalmıyor. geçen seneki gibi kar fırtınaları olmadı.

emmet’a eş almaya karar verdik. kuş bizim yüzümüzden depresyona girdi. kafesinden hiç çıkmıyor, hiç ötmüyor. bunaldı tabi, konuşmayan iki insanın evinde. herkes işten gelince odasına çekiliyor. normalde ben her gün oynuyorum emmet ile ama bugünlerde yapamıyorum. eskiden sincap arkadaşlarının yanına giderdi, artık onların yanına da gitmiyor.

eşimle birlikte, gürültü sevmiyoruz ama kuş sesleri biz istesek de istemesek de yaşadığımız doğa nedeni ile hep bizimle zaten. yine de stresli bir iş yeni eş bulmak. sabah akşam gözetlememiz gerekecek birbirlerine alışabiliyorlar mı diye. bir kafes daha alabiliriz. birbirlerini sevmezlerse ikisinden biri strese girip ölebilir. bu da benim için hiç iyi olmaz. geçmişte yaşadım böyle bir şey. babam kaybettiğim kuşumun yerine, yenisini getirmişti. hayvan geldiği gün öldü. battal bey öldürdü onu.

“But right now
Everything you want is wrong,
And right now
All your dreams are waking up”

bu sabah güne yakın zamana ait eski bir yazımı okuyarak başladım. o yazıyı kaldırsam mı zaten. akıl hastanesine götürüldüğüm günkü travmam, blog yazısı olarak duruyor. bugün yine arkadaşım, aslında bir hayal mi değil mi noktasına getirdi beni ama o gün yaşadığım travmanın tek nedeni o değildi. arkadaşımın kutusu dönmüştü ama avusturalya’daki koalar da ölmüştü ve ben onların fotoğraf ve videolarını görmüştüm. kosta rika’da tatilin yardımıyla çok hissetmemiştim acıyı ama döndüğümde gerçekler yine karşımdaydı. ben daha acı, çok az şey gördüm bu hayatta.

“And right now
I wish I could follow you
To the shores
Of freedom,
Where no one lives.”

bloğuma ilk defa denk gelenler, en başından beri bu hikayeyi çok merak ediyorum, diyor. şunu söyleyeyim ki, bu hikaye zaten sürekli baştan yazılıyor. yoksa imkansızdı bugüne kadar gelebilmek. biz her zaman çok üzüldük ama son zamanlarda ben ciddi hasarlar aldım. bu sabah, yukarıda bahsettiğim yazıyı okuyunca şunu diyordum kendime:

umarım vazgeçmem, umarım devam ederim, umarım bırakmam.

bazı günler ne kadar olumluysa, ertesi gün de o kadar alakasız olabiliyor. yaptığım iş de kötü. altında eziliyorum ama aynı şekilde esneklik ve daha iyi şartlar bulabileceğim bir iş de yok. .

bugüne dair kısa notlarım olsun bu da.

okuyan herkese mutlu geceler dileyeceğim ama kimse okuyamayacak twitter’da cezalı duruma düştüğüm için. o yüzden ben de sadece kendime iyi uykular diyorum.

çocuk kalpli