31 gün.

mart ayında 31 gün öğle uykusuna yatmayacağım senin için. bu canım senin olsun’un bir tık üstü. çünkü ben uyumayı, canımdan bile çok seviyorum. 

umarım bunu hissedersin…

çocuk kalpli

lent devresi başlıyor 26 şubat’ta. bunun anlamı, katolik sınırların dışına çıktığımızda, paskalya’ya kadar insanların sevdiği şeylerden bir süreliğine vazgeçmesi demek. günümüzde bu şekilde revize olmuş durumda. katolikler hala kuru ekmek yiyerek geçiriyor tüm ayı ama protestanlar; günümüz şartlarının değiştiğini, insanların eskisi kadar sağlıklı bir doğada yaşamadığını, hastalıkların çoğaldığını, bağışıklık sisteminin eskisi gibi olmadığını düşündükleri için, aç kalmak yerine başka yöntemler bulmuşlar. aslında daha önce de böyle bir planım vardı ama uygulamaya koymaya bir türlü cesaret edemedim. bu sabah becca cesaretlendirince beni, kararımı verdim.

lent devresi boyunca uyumuyorum!

ben 1 mart’ta başlayacağım. arkadaşımın benim için rakamsal karşılığı olan, 31 gün, öğle uykusuna yatmayacağım. inanın aç kalmaktan bile daha zor benim için ama bunu yapmam gerektiğini de düşünüyorum. sanki yaparsam arkadaşım da huzur bulacakmış gibi geliyor. en azından artık rüyalarımda kızmaz.

becca da çok mutlu oldu. beni daha da çok motive etti bu planımı duyunca. kullandığın ilaçlardan dolayı bir yerde sızabilirsin, ohh bozuldu neyse denedim ama olmadı diyip vazgeçme, olmamış gibi devam et, dedi. kolay ilaçlar kullanmıyorsun şu an, olması çok normal ama sakın vazgeçme diye defalarca kere tekrar etti.

bu ilaç işini de konuşucam bu hafta zaten. sağlık sigortamı değiştirip başka bir hastaneye gideceğim artık, orada tüm tanılar sıfırdan konacak. salı günü eeg’ye giricem. ne çıkacak bilmiyorum ama benim dışımda kimse epilepsi olduğumu düşünmüyor. o da değilsin derse, ilaçlarımın dozunu azaltmak istiyorum. lunesta’yı 3mg alıyorum şu an. yumruk yesem daha az bayılırım. o kadar güçlü şu anki doz. 1mg kullanırken 20 dakikayı bulurdu uykuya dalmam. bunu aldığımı bile hatırlayamıyorum, eşime dün gece ilaçlarımı verdin mi diye sordum birkaç kere.

ama sakinleştirici etkisi de var, bugün maç izledim bildiğiniz gibi. hiç öyle stresten bayılacak gibi olmadım. gerçi haftaya derbiyi kaldırabilir miyim hala bilmiyorum. zaten yenemiyoruz, bu yusuf fahir baba olayını düşündüm bugün. ya ciddi ciddi var böyle bir şey, kaç kere son saniyede top direkten döndü, kaleye giden top alakasız bir şekilde falso alıp başka yere gitti, bomboş kaleye bir sürü adam vuramadı. var o stadda bir şey. hiç yormayayım ben kendimi.

onun yerine bir tane daha kardan galatasaraylı yaparım:

C3F92B80-4072-4F93-9B48-7AAA3D3DBAD2

yaklaşık 10-15 gündür doğru dürüst güneş görmemiştik. bugün her yer güneşti. kardan da yansıyor ya ışınlar, şu an denizde yüzmüş gibiyim. yandı cildim. gözlerim de acıdı. ama eğlendik yaparken. mutlu birgün oldu hem galatasaray yenip hem güneşli günde dışarıda eğlenince. kola da içtim bugün. yaşıyorum bu hayatı.

IMG_4923

arada blog görsellerimi yapan çizer ile mesajlaştım. fiyatı nerdeyse yarıya düşürdü benim için. tüm planlarımı konuştuk. gelecek görselimin detaylarını netleştirdik. lakin bu detayları verirken bir şeyi daha farkettim.

ben gene bir hayalimi çizdiriyorum aslında…

verdiğim detaylarda camdan bakan sincap, mavi kuş (emmet) gibi şeyler var, ben uyuyorum, arkadaşım da çantasını hazırlıyor bir yere gitmek için.

bu görsel michigan’da geçmesi istenen bir hayali anlatıyor. arkadaşım michigan’a gelmiş beni ziyaret etmeye ama giderken üzülmeyeyim diye, ben uyurken terkediyor.

havalimanlarından nefret ediyorum. eskiden bu kadar üzmezdi beni ama birleşik devletler’e yerleştiğimden beri nerdeyse sinir krizi geçiriyorum veda ederken. şu an bile gözlerim doldu, birkaç gün önce annemle gene böyle vedalaştığımızı hatırlayınca. eşime söyledim, annemle kardeşim bir daha geldiğinde, sen götür onları havalimanına, ben uyurken al götür onları, diğer türlü kaldıramıyorum artık.

çizere detayı verdikten sonra hangi 3.05 mesajı yazacağımı da buldum birden:

dünya turun sırasında gidemediğin vietnam’a sonunda gitmişsin. aynı tur sırasında, tüm amerika’yı baştan başa geçmene rağmen michigan’a da uğramamıştın. her mevsim başka bir güzelliği olan bu yeri görsen bence çok seversin. bir de, çocuk kalbi sana ait biri yaşıyor orada, belki onu da seversin.

çocuk kalpli

lakin şöyle bir sıkıntı var, sen benim vietnama gittiğimi nerden biliyorsun? diyebilir.  diğer bir yandan da onun aklına bu fikri sokabilirim. birini en zayıf yerinden vurmak gibi oluyor, seyahat etmeye aşık birine gel michigan’a gezelim yazıyorsun ama bir önceki kart zaten bana hayal kurmayı öğrettin, seninle karda oynamak istiyorum diye gitmiş olacak. ikinci de michigan’a gel diyor işte, bak bu da başka bir hayalim, diyor.

ama vietnam olayı hala sıkıntı. hayır gece gündüz onu stalkladığımı düşünecek ona üzülüyorum. bir kere birinden rica edip, instagram fotoğraflarını istedim, o da elimde patlayacak. neyse, geçmişte yaptıklarıma sayarım artık.

kartlar da kendi konseptini oluşturmuş oldu böylelikle. onunla ilgili, tüm hayallerim çocuksu kartpostallar üzerinden gidecek.

bence güzel olacak…

mutlu geceler,

çocuk kalpli