wintersong.

robot elektrik süpürgesi hakkındaki olumsuz yorumlarımı geri alıyorum. alet, beyaz gürültü tanrısı çıktı. o evi temizliyor, ben de onun gürültüsünde ruhumu temizliyorum. odada çalışırken, öyle bir huzur basıyor, beni öyle tatlı bir uykuya zorluyor ki anlatamam. annemler gitsin, odamda şarjı bitene kadar döndürüp, uzun uykulara dalacağım. tozu da iyi alıyor. michigan, türkiye kadar kirli ve toz kaldıran bir yer değil ama alerjik astımım olduğundan azıcık toz da olsa hasta ediyor beni. zaten kış başladığından beri bir iyi olamadım. ya sinüslerim, ya boğazlarım ya da alt solunum yolum, bir şekilde yatağa düşürüyor beni. yeterince derdim yokmuş gibi bir de bunlarla uğraşıyorum. bir an önce bağışıklık sistemimi güçlendirme ile ilgili çalışmalarım olacak çünkü haftada 4 gün çalışmam gerekiyor artık.

senden önce de müzik dinlerdim ama en güzel şarkılar sen hayatıma girdikten sonra çalmaya başladı.

çocuk kalpli

bugün 3.05 mesajı jeneriklik gol gibiydi yine. yine film repliği gibi bir 3.05 düştü denmiş. çok mutlu etti beni bu yorum ama bu 3.05’ler çocuk kalplinin arkadaşı için yazılıyor biliyorsunuz değil mi? bunları alıp, kopyalayıp, bir yerlere yapıştırdığınızda, benim de sizi alıp, kopyalayıp, bir yere yapıştırasım geliyor. o kadar açık konuşayım. kız çocuğu 3.05’imi birkaç gün önce tweet olarak instagram’da gördüm. bir iki kelimesi değiştirilmişti. benim yayınladığım gün, bloğumu 40 kişi ya okudu ya okumadı ama benden kopyalanan tweet’i 50.000 kişi beğenmişti. kimse almasın, yazdıklarımı kopyalamasın demiyorum ama aldıklarınızın yanına çocuk kalpli yazın parantez içinde yani o kadar zor değil. bu 3.05’leri kartpostal olarak arkadaşıma göndereceğim bir de ben. düşünsenize gönderdiğim şeyleri google’a yazıp o çalınan tweetleri okuyormuş. daha üzüldüğüm bir şey daha olamazdı sanırım bu hayatta, çünkü bu mesajların yazılışı, kendini yazdırışı, aklın ve hayal gücünün çok ilerisinde bir yerden alıyor ilhamını. en basit tanımıyla büyü diye bir şey varsa bu hayatta, büyü bu mesajlar. bazen rüyadan gelip, yazdırıyor kendini, bazen de hayatın içerisinden çıkıp bir anda akla düşüyor.

arkadaşımın büyüsü de olabilir. bazen diyorum ki, onu bu kadar sevmemin nedeni, kimsenin göremediği yerlerde bana en çok benzeyen insan oluşu olabilir mi? görünen özelliklerimiz farklı ama ya görünmeyen özelliklerimiz aynıysa? ya hiç konuşmamışsak bunları?

sadece rakamlar üzerinden değil bazı şeyler. 13 haziran veya 31 temmuz’dan çok daha önemli şeyler var aslında.

mutlu geceler,

çocuk kalpli