is this a dream?

evreşe yolları hakkında ne derler bilirsiniz. dardır. bugünlerde bu şarkıyı josh’a armağan etmeyi geçiriyorum içimden. gerçekten becca’nın dediği gibi oldu, aseksüel olduğumu duyduğundan beri, bir farklı davranıyor artık.

“evreşe yolları dar, dar, bana bakma benim yarim var.”

bense odaklanma ve unutkanlık problemleri çekiyorum. çok basit şeyler aklıma gelmiyor. bugün çalışma arkadaşlarımdan birinin ismini unuttum. bu adamla her sabah 10 saniyelik bir muhabbetimiz vardır. naber, nasıl gidiyor, iyi senin nasıl, benim de iyi. ama bugün adamın adı aklıma gelmedi. ya james ya da jack. hangisi olduğunu hatırlayamadım (hala bilmiyorum, tüm gün birinin ona adıyla seslenmesini bekledim anlayabilmek için) hep böyle küçük detaylar var. çok basitler ama hatırlayamıyorum bir türlü. ekt’nin geçici olumsuzlukları olmalı ama olumsuzluklarından çok olumlu yanlarının etkisini de görmeye başladım ben. her zaman kullandığım ilaçlar ilk günkü gibi etki yapıyorlar. antidepresanım yeniden mutluluk veriyor, uyku ilacım da uyku. derin, huzur veren uzun uykular içindeyim birkaç gündür. annemle uyumam da yardım ediyor bu huzura tabi. kardeşimin de gelmesi büyük moral oldu. donmuş göllerin üzerinde geziyoruz beraber:

2D034456-5661-4645-B025-7799420E70F9

canım senin olsun…

çocuk kalpli

aslında yanımda annem yatarken astral seyahat yapmam mümkün değildi. yanımda biri varken yapamam normalde. ama huzur içinde gezdiğim uykularımdan birinde kısa da olsa arkadaşımla konuştum dün gece. bana çok üzüldüğünü söyledi. çok üzgündü o da. önemli değil dedim ona, ilaçlarım işe yaramıyormuş zaten bak, iyi oldu hastaneye yatıp, ekt aldığım, üzülme hiç boşa. o da, seni üzmek istemedim ama maddi bir şeyi kabul edemezdim, dedi. canım senin olsun, dedim. sonra uyandım not alabilmek adına. 3.05 işte bugün, bu rüyayı anlattı.

kalbinin de alacağı olsun, onca güzel mesaj yerine kutunun içindeki 3100 dolarlık çeki fısıldamış arkadaşıma. o kutunun içinde oyuncak ayılar da vardı halbuki, çocuk kalpliyi simgeleyen ayıcıklar bunlar, bir de pijamalar.

twitter’da evde yemek yerken paylaşıyorlar ya gençler “sana lüks restorandan story atamadığım için üzgünüm, ben buyum işte, seni seven gariban anadolu çocuğu” diye.

ben de böyle:

“sana ciddi şeyler gönderemediğim için üzgünüm, ben buyum işte, seni seven küçük kız çocuğu”

ne yapayım. buna aşk, buna sevgi diyorum. bu kadarım. istese de istemese de, beğense de beğenmese de buyum. dünyam bu, hayatım bu, doğrularım bu. ona sevgiyi sadece böyle ulaştırabilirim. elimden gelen bu. utanmıyorum bunun için çünkü olduğum şey bu. ben de bunu seviyorum.

arkadaşıma söz verdiğim daha iyisini yapacağım. yeniden kalemi kağıdı elime alacağım. bundan sonraki hayatım ona kartpostallar göndererek geçecek. birkaç gün önce, ne yazacağım ki diye soruyordum kendime. tabi yaşadıklarımın ufak da olsa kırgınlığı da vardı hala üzerimde. ne mi yazacağım? her gün yazdıklarımı. her gün aslında bir kartpostal yolluyorum ben kalbine. nerdeyse her gün 3.05’te buraya gelip kalbine bir mesaj gönderiyorum. daha önce çok yazıldı, neden bu bloğu arkadaşınla paylaşmıyorsun, belki o zaman her şey değişir diye. bilmesi kadar bilmemesini istediğim tonlarca şey varken bu imkansız. zaten ona verdiğim an, kendim de tıkanırım, daha yazamam. ama düşündüm de, neden en sevdiğim 3.05 mesajlarını ona kartpostal ile göndermiyorum?

ilki hazır bile…

snowwallpaper

“hiç hayal kurmam sanıyordum, sonra karşıma sen çıktın”

bu kartpostal bir hayali anlatıyor demiştim daha önce. ama eksik olan bir şey vardı sizinle paylaşmadığım. otistik çocuklar hayal kuramaz. benim hiç hayallerim olmadı bu yüzden. hayatım boyunca hiçbir şeyi hayal etmedim, hayal edeceğimi de düşünmezdim. sonra arkadaşım girdi hayatıma. hayal kurmayı öğretti bana. onun yanında olmayı hayal edip durdum hep. çünkü hep uzaktaydı, hep bir yerlere gidiyordu ve ben onu çok özlüyordum.

biz kartopu oynamadık hiç. muhtemelen oynamayacağız da ama eline alınca bu kartı, otistik bir çocuğun onu her şeyden çok sevdiğini ve onun için hayal bile kurduğunu bilmesini istiyorum.

bu, ona söz verdiğim, daha iyisi mi bilmiyorum ama dediğim gibi, elimden gelen bu işte. kartpostallar yağdıracağım ankara’daki posta kutusuna. hatta adının ve adresinin yazıldığı zarflardan bastıracağım.

işte öyle, bugün itibarı ile yeni heyecanlara atılıyoruz arkadaşımla.

mutlu geceler,

çocuk kalpli.