tasvir-i şikayet.

tarih 24 ocak 2020. şu an kimse beni yorganımın altından çıkaramaz. geldiğimiz gün dışarıda soğuktan donmamızın sonucunda, ateşler içinde yatıyorum. hastaneye gitmem lazım ama gidecek gücü kendimde bulamıyorum. sistemden en son kullandığım ilaçlara refill istedim. hala cevap gelmemiş. nyquil var şu an elimde sadece, o da zaman kazandırıyor anca, iyileştirmiyor. eninde sonunda hastaneye gitmek zorunda kalacağım.

arkadaşımın geri dönen hediyesi şu an türkiye’den amerika’ya gelen bir füze gibi haneme doğru ilerliyor, yarın veya pazartesi bana teslim edileceği bilgisi geçildi. bunun altından kalkıp kalkamayacağımı bilmiyorum. sanki ekstra sakinleştirici alsam bile nöbet geçirecek kadar canım yanacakmış gibi hissediyorum. kendimi, sürekli üzülmeyeceğime kodluyorum ama öyle olmuyor, kitapta yazıldığı gibi, öyle planlandığı gibi ezbere çekilmiyor acılar. ah a. ah, nerede görülmüş noel hediyesinin geri döndüğü. ya öldürürsen bu sefer beni…

“buruna bak da etkilenme, kafdağında pencere”

annemler de geliyor. anneme konuyu anlatsam, kurtulurum aslında ama arkadaşımdan nefret eder bu sefer, %1 bir araya gelme ihtimalimiz varsa, o da orada biter. annem çok seviyor arkadaşımı, nefret etsin de istemem ayrıca. zaten geldiği uçağa bak. 31 ocak 10:30’da 3101 sefer sayılı uçakla geliyor. bu çocuk kalpli için sıradan bir bilgi değil bildiğiniz gibi. felaket bağıra bağıra ben geliyorum diyor.

Screen Shot 2020-01-24 at 20.18.32

nasıl altından kalkacağımı bu sefer gerçekten bilmiyorum.

istifa edecekken, tüm ofisin sorumluluğunu üzerime aldım. daha çok para kazanmak güzel bir şey ama düşündükçe bunun da altından nasıl kalkacağımı gerçekten bilemiyorum. başka bir işim daha var üstelik. göçmenlik dosyalarımda problem olmasın diye o işi de yapmak zorundayım.

“yeni güne nispet yapar gibi çökünce rehavet
yaradılışta istiare var, rüyada keramet
inadının neticesi, eğer koparsa kıyamet “

saklandım yorganımın altına, derin uykulara attım kendimi…

ama çok da huzurlu değilim orada da. sürekli kabuslar görüyorum. bazen arkadaşımla ilgili olan rüyalarımın çıkmamasına o kadar seviniyorum ki, çünkü rüyalarım, başka konularda da yalan söylüyor bana. mesela üniversite’deki erkek arkadaşım hala beni seviyor, ilk arkadaşım hala beni seviyormuş güya. bana sıkıntı oluyor bu sevgiler, çünkü hiçbirini artık istemiyorum hayatımda. terler içinde uyanıyorum. ohh rüyaymış diye seviniyorum uyandığımda. rüyalarım da hislerim gerçek hayattakinden daha hassas. içerisinde bulunduğum tüm anı hissederek yaşıyorum. bu sevgilere cevap da veriyorum o rüyalarda. bunları hissederek uyandığımda çok kötü bir ruh hali içine giriyorum bu yüzden.

“ama üzülme, yine süzülme çünkü sen bitanesin”

emanuel, italya’ya gelmem için nisan ayında yapılması gereken bir aktivite davetiyesi yollamış. şu an vizem olmadığı için imkansız ne yazık ki avrupa. başvursam alabileceğimi de sanmam çünkü yeşil kartımın süresi dolma aşamasında, koşullu olanı kalıcı olana çevirme aşamasındayım şu an, bu süreçte bana hiçbir avrupa ülkesi vize vermez. hatta haziran ayına kadar hiçbir ülkeye gidemeyeceğim muhtemelen. yurtdışına çıkabilir damgası alabilmem için yeşil kart koşul kaldırma evraklarımın uscis’e ulaşmış olması ve kabul edilmiş olması lazım. haziran ayına kadar kabul edilir umarım çünkü ailemin yazlığında zaman geçirmek istiyorum.

yaz güzel bir şey. bunu gerçekten kışı yaşayınca anladım. şu an heryer kar altında burada. sanırım soğuk bir duş almaya ihtiyacım var, çok kötüyüm şu an. eşim de çok kötü. bu çin’den gelen virüsü almamışızdır umarım. bu tür virüsler uçakta çok iyi tutunuyorlar.

“sana sitem serzeniş değil, bu tasvir-i şikayet”

mutlu geceler,

çocuk kalpli