keyfi yolunda, aşkı sonunda.

michigan’a efsane bir giriş yaptıktan sonra salya sümük hastayım yine. eşim de hasta. mahvolmuş durumdayız. güya ikimiz de yarın işe başlayacaktık. çok zor. benim iş durumum daha esnek ama onunki değildi. onun için daha kötü oldu. ben aslında bugün öyle kızgın gittim ofise, arabada iyice kafama koymuştum istifa etmeyi, çünkü josh sesli mesajında “bu dünyada kosta rika’da eşiyle romantik tatil yapamayan insanlar var” gibi bir ifade kullanmıştı. bu ne cüret! diye kendi kendimi doldurdum yolda giderken. ama bildiğiniz gibi çocuk kalpli böyle durumlardan bir de özür dileyerek çıkan biri. gene öyle oldu. josh’un yanına gittiğimde, şu halime bir bak, bu şekilde ofise geldim, gerçekten bu kadar önemli miydi diye kızdım ilk. üstüm başım rezil, dün düştüm uçaktan inerken, kıyafetlerim kir oldu. saçım yağlı, birbirine karışmış, spor ayakkabılarım dün gece kara batmış eve giremediğimizden, içi vıcık vıcık su. gerçekten ne bu kadar önemli olan diye kırıcı oldum. gel kahvaltıya gidelim, orada konuşuruz, dedi.

meğer benim ardımdan tüm ekip dağılmış. çalıştığımız kuruluş küçülmeye karar vermiş iş olmadığından, sadece yarı zamanlı insan çalıştırmaya karar vermiş. maaşlar da buna bağlı azalınca kimse kalmamış tabi ofiste. josh perişan durumda. insanlara da kızamıyor çünkü insanların banka kredileri, çocukları var. kimsenin 4000 dolardan aşağıya çalışabilecek durumu yok. benim var. böylelikle aldım yine tüm sorumluluğu. bana en zor zamanımda elini uzatan kişiye ben de elimi uzatmış oldum böylelikle. maaşıma da biraz zam aldım. kandırdı beni bir şekilde. hatta bir waffle’a bağladı işi.

IMG_4294

aslında olay çıkarmam lazım. çünkü hep kandırıyorlar beni. güya ben sadece gönüllü olup en basit işleri yapacaktım. tek bir basit iş yapmadım bugüne kadar. kabul ettim ama sağlık durumumu da söyledim. kötü bir noel geçirdiğimi ve ardı ardına nöbetler yaşadığımı anlattım. voice mail’ine bu yüzden çok kırıldım, dedim.

becca ile yazın bir konuşmamız var. sakın josh’a aseksüel olduğunu söyleme, kedi gibi evinizin önünden ayrılmaz, kamp yapar orada diye uyardı beni. niye yapayım ki böyle bir şey, dedim. sen kesin yaparsın, o sana sormasa bile bir yerde ağzından kaçırırsın, buna adım gibi eminim, yine beni dinlemeyeceksin, dedi.

gerçekten de voice maili’ne kırıldığımı söyledikten sonra romantik bir tatil geçirmediğimizi çünkü romantizmin ne olduğunu bile bilmediğimizi, gerçeğinde aseksüel olduğumuzu, ağzımdan kaçırdım.

aziz petrus mesih isa’ya bağlı olduğunu söyledikten sonra isa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, horoz ötmeden beni üç kez inkâr (Markos 14:30) edeceksin” der. ertesi gün petrus isa’ya ihanet eder, işkence görmeye başlayınca mesih isa’ya inanmadığını 3 kere tekrarlar ve 3. kere inkar ettiğinde, horoz öter.

bu anı sonuna kadar yaşadım. becca’nın sözü aklıma geldi. ahh dedim ne yaptım, topla şimdi toplayabilirsen. açtığım konu, josh’un oldukça ilgisini çekti tabi. anlamaya çalıştı ilk, empati yapmayı denedi ama başaramadı herkes gibi. sonra belki başkası ile denemelisin gibi bir yorum yaptı ki ben zaten ne zaman söyleyecek acaba bunu diye bekliyordum, bir an hiç söylemeyecek gibi gelmişti. biri ile denediğimi, çocuğun, ertesi gün bana ettiği küfürleri anlayabilmek için google’da aramalar yapmak zorunda kaldığımı anlattım. neden evlisiniz ki o zaman dedi, ailemizle yaşayamayız bu saatten sonra bu yüzden evliyiz, dedim. eşimi çok sevdiğimi, gayet mutlu olduğumuzu ısrarla üstüne basa basa birkaç kere söyledim. gene de bu konuşmadan zevk aldı gibi geldi ama olan oldu artık.

tabi gene birkaç gün off aldım. işimin tek güzel yanı bu zaten. oldukça esnek. bir de başka bir işim daha var artık. ona da başlamayı geciktirdim.

şu an hakkımda en hayırlısı bu zaten. bloğu yazmadan önce arkadaşımdan dönen kargonun usps’deki durumuna bakmak istedim. kargo kayıp yine. 13 ocak’ta amerika’ya yönlendirilmiş ama sonra bir daha haber alınamamış. tamamen kaybolsa hiç sorun değil hatta keşke öyle bir şey olsa ama kesin annem burdayken ulaşır bana o kutu. sonrasını da hayal edemiyorum şu an.

bir kere daha boyumdan büyük işlere kalkıştım. kendime o kadar kızgınım ki. yazın yaşadıklarımdan hiç ders almadım, yine olan olmayan her şeyimle arkadaşımın yanında olmaya çalıştım. pişman değilim ama mutlu da değilim yaptığım şeyden. sürekli canımı acıtıyor benim. ama yine josh’un yanına kızgın gidip, kavga edememem gibi, tek fotoğrafı ile tüm dünyam değişiyor.

ohh ne güzel çaldım fotoğraflarını. tüm blokelerin öcünü aldım böylelikle. bir yılda nerdeymiş ne yapmış hepsinden haberim var artık. canıma değsin.

mutlu geceler,

çocuk kalpli