oyuncakların gücü adına.

bloğuma benny ile geldik benny ile döndük yazmayı çok isterdim ama benny’i düşürdüm bir yerde ne yazık ki. çok üzüldüm gerçekten. hala bir yerlerden çıkmasını ümit ediyorum. umarım çıkar, yoksa üzülerek başka benny satın almak zorunda kalacağım. o benny farklıydı. ona çok sihirli bir şekilde ulaşmıştım. neyse bununla dönüyoruz işte. birleşik devletlere göç edecek 2-3 saat içinde. bundan sonraki hayatınını birleşik devletlerde geçirecek.

IMG_4255

bu fotoğraftan da anlayabileceğiniz gibi bloğu uçaktan yazıyorum. kosta rika’dan atlanta’ya uçuyoruz, orada 1-2 saat bekledikten sonra grand rapids’e uçacağız. kosta rika’dan ayrılırken inanılmaz güvenlik kontrollerinden geçtik. sorular soran adam bir yandan gülmese, sorguya alındığımızı düşünürdüm. tüm tatil boyunca neler yaptığımızı gün gün anlattırdı en sonunda şaka mı bu diye sorma ihtiyacı hissettim, meğer gübreli topraklarda gezip gezmediğimizi anlamaya çalışıyormuş. aslında ben biraz şanslıydım elimdeki oyuncak sayesinde çoğu kontrolden çabucak çıktım. eşim için öyle olmadı tabi. insanlar gülerek sen devam et dediler. eşim de diyor ki, elindeki oyuncağı görmelerine bile ihtiyaçları yok, ne olduğun 10 metre ileriden anlaşılıyor zaten.

iyi bir şey mi kötü bir şey mi dedi şu an çok anlayamadım aslında ama komik bir şey dedi sanırım.

aslında uçakta interneti bir nedenden satın aldım o da, 3.05 mesajı. arkadaşımın kalbi, bir rahat vermedi bugün. 3.05’e bugün de bir şeyler yazmazsam, nefes alamayacak gibi hissediyordum.

bir keresinde, uçakta beraber yolculuk ederken beni ısırmıştın çünkü seni 2 saniye bile rahat bırakmamıştım. huylandığın bir yere sürekli dokunup seni güldürmeye çalışıyordum. ben ve dokunmak. mutluluktan aklımı kaçırmış gibiydim o gün.

ne yapayım, tüm hayatım boyunca aradığım şey artık yanımdaydı ve benimle birlikte uçuyordu. o sevinçle uçağı bile düşürebilirdim.

iyi ki ısırıp sakinleştirdin.

çocuk kalpli

uçaktayken, aklıma uçaktaki bir anımız, geldi normal olarak. o gün beni çok kötü ısırmıştı. ağlayacaktım nerdeyse. ısırdığı yerdeki iz, 8 yıl geçmesine rağmen güneş altında hala görünüyor. öyle keskin dişleri var arkadaşımın. o gün haketmiştim ama çünkü gerçekten çok yüksektim. mutluluktan ne yapacağımı şaşırmış bir haldeydim. o durumun çözümü ancak o şekilde olurdu. canım yanarsa ancak yapmazdım bir daha. hayatımın en mutlu günlerinden biriydi o gün. sonra, o şehri ankara’ya döndü ben de, aslında ben de ankara’ya döndüm 1-2 sonra. orada bir toplantım vardı. onu arayacaktım ama sakinleştirici kullanmak zorunda kalmıştım yine. biraz fazla alınca da unuttum arkadaşımı yeniden.

uluslararası bir toplantıda, bakanlığın sunumunu, benim yapmamı istemişlerdi. ben de aynı sunumu brüksel’de yaptığım için rahattım. lakin toplantının yapıldığı gün hayatımdaki en büyük şokla karşı karşıyaydım. ingilizce sunum doğru dürüst ingilizce bilmeyen birine çevirtilmiş, bu yetmiyormuş gibi bir de sunumu türkçe yapmam istenmişti. böyle bir hazırlığım yok, yerime yapabilecek başka biri de yok, yetmezmiş gibi bakanı, şusu busu herkes toplantıda, brüksel’den de temsilciler var zaten o yüzden ingilizce olacaktı ama bazı ingilizce bilmeyen herifler mutlu olsun diye türkçe olsun demişler, brüksel’deki elemanlara benim ingilizce slaytı okuyacaklar kulaklıklarla.

sizin ben sülalenizi s. diye başlayacaktım aslında söze ama en iyimi yapmak zorundaydım ve yapamadım. rezil oldum. paniklemeye başlayınca da program koordinatörlerimden biri, buradan sonrasına ben devam edeyim, çocuk kalpli sanırım biraz yol yorgunu diye aldı beni sahneden. bu beni hepten kötü yaptı, kendime güvenimi de kaybetmiş oldum böylelikle. gözyaşları içinde salonu terkettim. benim gibi koordinatör arkadaşlarımdan biri beni otele götürdü. çıldırmıştım, kendimi otelden aşağıya atacaktım. sonra böyle yapmayıp sakinleştiricimi alıp yattım. biraz fazla almışım ki, arkadaşımın ankara’da yaşadığı bile çıkmış aklımdan. daha 2-3 gün önceki uçak maceramız bile çıkmış.

bu tür sakinleştiricilerin en kötü yanı sanırım bu. sadece kötü anıları değil, iyi şeyleri de yok ediyor.

bugün, uçağımızın olduğu şehre gelirken, arabada uyuyakaldım. öyle güzel bir uyku bastırdı ki, ilk yapmam gereken şey kafamı yumuşak bir yere koymak oldu. tatili başarmanın mutluluğu ve huzuru vardı içimde. hayatımda ilk defa böyle bir ülkede yapabildim, bunun huzuru vardı sanırım. en güzel astral seyahatlerimi bu huzurda yaparım ben. öyle olunca arkadaşımın peşinden gitmeye karar verdim. lakin karşıma başkası çıktı. emin olmamakla birlikte onun en yakın arkadaşı. normalde bu rüyalarda genelde beni seven insanlar çıkar karşıma. bu kız çıktı bu sefer. beni tanımıyordur bile muhtemelen. bunun çıkışı bu yüzden çok ilginç.

onunla ilgili çok şey bilmiyorum aslında, sadece arkadaşımı dünya turunda ziyaret etmişti ve ben onun resmini görmüştüm. ama enerjisi çok güzel biriydi, bunu çok iyi hatırlıyorum. arkadaşımın da birkaç kere onu anlattığını hatırlıyorum ama hayal meyal. o kadar. yalnız yakın zamanda yine bir rüyamda, arkadaşım, o ve ben birlikteydik. bu da ilginç. bu kız baya ilginç biri. ikinci defa rüyama giriyor. ilkinde ne olmuş da girmiş, o gün ne olmuş, ne yapmışım ne hissetmişim, bakacağım notlarıma. belki bir şeyler bulurum.

rüyamda ben arkadaşımı ararken, o kız çıktı işte karşıma. ona, sanırım seni tanıyorum dedim, o da bana, ben de seni tanıyorum, dedi. arkadaşımdan dolayı mı dedim, evet dedi. ama biz artık bir arada değiliz dedim üzülerek. o da daha önce olmadığınız kadar bir aradasınız, dedi. sanmıyorum, beni hatırlamıyor bile olabilir dedim, o da seni hatırlamadığı tek gün yok, dedi. sence birgün geri dönecek mi diye sordum.

evet dedi. tabi bu anı, not alabilmek adına hemen uyandırdım kendimi, yoksa çoğunu hatırlamayacaktım. daha önce hep beni seven kişiler iyi şeyler müjdelemişti ama bu sefer onu seven bir kişi bana bir şeyler söyledi.

aslında yarın, ona gönderdiğim kutuyu elime alıp ağlamayacak olsam yine hayaller kurarım da, yarın var. bu rüyadan uyandıktan sonra arkadaşımı daha önce hissetmediğim şiddette hissetmeye başladım. bugüne kadar bana hiç bu kadar sıkıntı vermemişti bu his. rüyanın etkisi mi artık bilmiyorum. nefes alamayacaktım nerdeyse bir an.

ben de öyle olunca uçakta internet bağlantısı satın alıp 3.05 mesajını attım, gerçekten de attıktan sonra hafiften de olsa bir rahatlama geldi. bu arada rüyayı görmeden önce çok ilginç bir şey daha oldu. (aslında bugün çok fazla ilginç şey üst üste geldi) instagram’ıma bakıyordum uçağın kalkacağı şehre giderken. orada arkadaşımla aynı isimde olan bir kızın görseline denk geldim. el işi oyuncak koala yapmıştı. ben de hemen onunla konuşmaya başladım nasıl satın alabileceğim konusunda. kusura bakma, nerede tanıştığımızı hatırlamıyorum ama koala çok güzel bana da aynısından yap ne olur, demiştim.

ankara’da o rezil olduğum toplantıda tanıştığımızı söyledi. o rezil sunumu dinleyenlerden biri de oymuş. bugün benden koala siparişi aldı. tatilim boyunca avusturalya’da kolalar ölüyor diye ağlamıştım. dün akşam da gerçeklerime geri dönüyorum, eve gidince hem kutuyu alıp ağlayacağım hem de gece gündüz yangın haberlerini okuyacağım yine diye üzülüyordum.

arkadaşım ile aynı adı taşıyan biri bana oyuncak koala yapıyor. bu beni çok mutlu etti. bunu bir işaret olarak alacağım. daha önce hayatımdaki bazı şeylerin tesadüf olmadığından çok bahsetmiştim. yine çok şey birbiri ile kesişti bugün. bu yaşadıklarımın bir anlamı olmalı.

yarın kutuyu elime aldığımda tüm bunları hatırlayacağım.

EEFE8E4A-37CE-458E-9C00-8BC153F71A46

inişe sadece 1 saat kaldı. oyuncağımı uyandırayım yavaş yavaş. karanlık basınca sahibi gibi yattı hemen. ben de uyurdum normalde ama diyorum ya arkadaşımın kalbi uyutmayıp, o 3.05 mesajını attırttı bana.

bugün bir kere daha anladım ki, ondan kaçabileceğim hiçbir yerim yok. nereye gidersem gideyim bana bir şekilde ulaşacak.

biraz gece servisi oldu aslında. oyuncakların gücü adına uyumayan herkese mutlu geceler, keyifli okumalar diliyorum.

çocuk kalpli.

edit: o kadar çok şey var ki, değil bunu düşündüğümde, hepsini bir araya getirdiğimde bile arkadaşım dönmüyor. açılayamadığım, anlayamadığım, çözemediğim çok şey var. bugün de koala ile başladı. (uçağı beklerken değil uçağa giderken rüyadan da önce oldu bu koala konuşması, değiştirdim orayı, heyecanla yanlış yazmışım) yazının üzerine çok düşünemedim aslında. sadece yazdım, sonra yorumlayacağım. şu an ruhen iyi durumda değilim. hala biraz panik içindeyim. sinirlerim de çok bozuk. ama arkadaşımın kalbini en çok hissettiğim gündü, zaten o yüzden uçakta internet satın almak zorunda kaldım. sanki bana bir şey yazmış ama henüz cevaplamadığım için kızmış ve sabırsızlanıyormuş gibiydi.

kalbi çok güçlü birini seviyorum ben.