tesadüften fazlası.

sufisnowwallpaper

bugün harika birgün. çizerim sonunda ulaştırdı yeni görselimi. arkadaşımla bugün yepyeni bir maceraya çıkıyoruz. tamam belki noel istediğimiz gibi olmadı ama bir okuyucum demişti, karlar hep yağmaya devam edecek diye, umarım öyle olur. birgün karda bir araya geliriz. içime umut oldu bu görsel. arkadaşım bunda bile çok sevimli, animasyon halini bile gördükçe mutlu oluyorum. yerim onu ben. yalnız bana seri bir şekilde top atması benim fikrim değildi, çizere bizi kartopu oynarken çiz demiştim, içine doğru herhalde bir şeyler. arkadaşımı bana seri çalışırken çizmiş. yüzüme fırlattığının dışında elinde 3 kartopu daha var. onları da bana atacak. benim elimde bir tane ama kararsızım atayım mı atmayayım mı diye. hahaha.

işte bu ben ve arkadaşım!!

tabi bu başkasının çalışması, ücreti neyse verip satın alıyorsunuz ama gerçek sevgi bu değil. ben de öyle olunca 40 günlük uyku orucumu devam ettirip, iyice hızlandırdım bünyemi. bugün 1,5 daha koştum. daha önce demiştim sahilde kumda koştuğumu. ayaklarım sürekli ıslak kuma bata çıkarak koştum bu da kaslarımı güçlendirmeme ekstra yardım etti. bence normal koşu, bunun 2 katı değil, çok daha fazlası çünkü ayağınızı battığı yerden çıkarmak için kendinizi baya zorluyorsunuz.

IMG_4055

koşudan sonra aslında gözlerim kapanıyordu ama eşime dedim, gidip bir yerlerde sulara girelim, benim yüzüme bir su çarpalım. yazlığımızın 2 km ilerisindeki bu sahile gittik.

IMG_4026

kimseler yok evet. dışarısı da 30 derece. böyle bir yerdeyiz. çok iyi geldi bana burası.

25D38C3F-1DEC-4130-9AC6-D92C0CF52441

burası ile birlikte bugün son kez yüzmüş oldum pasifikte. normalde yola bugün çıkacaktık ama eşimin ailesinden izin çıkınca, yarın sabah zipline yapıp öyle yola koyulmaya karar verdik.

burayı çok sevdim ama sevmek de zorundayım çünkü burada yazlığımız var. istesem de istemesem de buraya geleceğim tüm hayatım boyunca. özellikle eşimin ailesi vefat ettiğinde buranın tüm işi bize kalacak. airbnb evi olarak başkalarına kiralıyorlar eğer kendileri kullanmayacaklarsa. biz de gelir getirmesi açısından böyle yapmak zorunda kalacağız.

dün son yazdığım blogdan sonra bugün trafik durmadı bir türlü. öyle olunca o da benim 3.05 mesajımı etkiledi.

tutsak olmak çok üzücü bir his. bir keresinde 1 hafta boyunca başıma böyle bir şey gelmişti. ama sen beni çıkamayacağım bir yere koysan senin için orada 1 yıl bile kalırdım. kaldıktan sonra da, bana da değişiklik oldu, hep böyle özgür özgür nereye kadar derdim.

çocuk kalpli

yazarken hafif bir korktum aslında. 6 aydır arkadaşımın kalbine mesaj yazıyorum, henüz arkadaşıma beni hatırlatmadı ama bu son yazdığımı direk ona iletiyormuş. ne gülerim. hiç şaşırmayacağım bir hayatı yaşıyorum. arkadaşım da bana verdiği cezanın şeklini değiştiriyormuş, beni nasıl korkutmuştun bak bakalım kaçırılma nasıl oluyormuş diye canıma okuyormuş bir süre. gerçi keşke olsa böyle bir şey. 1 yılı bile göze alırım, sonunda beni affedecekse. sayılı gün çabuk geçer derler, hem onunla kötü de hissetmem.

şunu da söyleyeyim. eğer sizi sevdiğini ve koruduğunu bildiğiniz biri yaparsa bu hareketi, o kişiyi daha çok seveceğinize emin olabilirsiniz. bunu biliyorum, yazın akıl hastanesinde yaşadım bunu. nerdeyse bir daha oradan çıkmak istemeyecektim. bu kaçırılma olayında da direkten döndüm diyebilirim. beni kaderime alıştırmaya başlamıştı. tüm hayatımı unutmuştum son günlerde, sabahtan akşama kadar onun gelmesini bekliyordum, gelince de çok mutlu oluyordum. bazen sabahları da geliyordu, o zaman bir de sarılıyordum. allahtan psikolojisi yerinde olmayan biriyim, birgün kötü kalkıp ağlamaya başladım da bırakmak zorunda kaldı beni. yoksa dediğim gibi çok az kalmıştı. kapılıp gidecektim.

sabah yazıp yazmamaya karar veremediğim bir şey daha vardı. şu an yazmaya karar verdim. beni kaçırdığı gün, eğer taksim’de sarhoş olmak yerine festivalde arkadaşımın yanına gitseydim, bunu yapamayacaktı. çünkü beni biri görmüş olacaktı, yanından öyle alıp götüremezdi. sarhoş olmasam zaten kendim de hayır derdim. beni sarhoşken götürdüğünde hiçbir şeye itiraz edebilecek bir durumum yoktu.

götürüldüm.

kötü kalkıp ağlamaya başladığım gün, arkadaşımla mesajlaşmıştım. ailemin yaşadığı şehre geliyor tesadüfen ve ben onu çok görmek istiyordum çünkü festivalde görüşememiştik ama beni götürenin beni bırakmayacağını da biliyorum, 1 haftadır kalıyorum orada daha ayakkabılarımı bile getirmedi. ağlıyorum sadece, elimden başka hiçbir şey gelmiyor ve yine bir şey diyebilecek durumda değilim. gizliden gizliye bir korkunun da içindeyim, sanki sözünden çıksam daha da sert önlemler de alacak gibi. korkuyorum ve ağlıyorum. elimden başka hiçbir şey gelmiyor.

ama bu sefer de o korktu arkadaşımın ailemin yaşadığı şehre gelmesinden dolayı. tedirgin oldu. öyle kıskançlık da yapamadı. diyorum ya, her detayı düşünen biri, yaptığı meslekten dolayı. herhalde arkadaşımın aileme beni sorabileceğini düşündü. tamam ağlama, yeter bu kadar, seni yarın götürürüm aldığım yere diye avuttu beni. ertesi gün de bıraktı.

arkadaşım ilkinde başaramadıysa da ikincisinde çıkardı beni düştüğüm çukurdan. tabi bunlardan haberi yok. haberi olmadan yaptı bunları. çocuk kalpli birini seviyor evet ama öyle boş yere sevmiyor. daha neler var böyle.

diyorum ya, benim hayatım her zaman tesadüften fazlasıydı.

mutlu geceler,

çocuk kalpli

edit: ruh hastalığı ile açıklayamıyorum sadece, hatta ruh sağlığı ile ilgisi yok, bu kız bildiğin kötü biriydi. dümdüz kötülük. başka bir şey yoktu bunda. zamanla arkadaşımla yakınlaşmaya başlayınca hayatımızı cehenneme çevirdi hatta bir keresinde arkadaşımın yanından dönüyordum, havalimanında beni dövdürdü. hayatımda ilk defa dayak yedim. otoparkta biri burnuma vurdu ilk. hiçbir şey göremezken yerde tekmelemeye devam etti. kapkaç dedi polisler ama kimse bir şeyi kapıp kaçmamıştı,  düşen ipad’imi bile yerden aldım. o kadar organize bir işti ki yine, sonradan düşününce anladım. atatürk havalimanının kameralı otopark’ı yok. orada aracımın yanında dayak yedim. bir sıkımlık canım olmasına rağmen beni bir temiz dövdürdü. narin bir yapım olduğundan 3-4 gün yerimden kalkamadan yattım. dediğim gibi ruh hastalığı ile açıklayamam. kendim dahil bir sürü insan tanıyorum ruh hastalığı olan. kimse kimseye zarar vermiyor. ne kaçırıyor, ne dövdürüyor ne de o kişinin hayatındaki insanla kavga ediyor. zaten aynı hareketlerini başkaları ile devam ettirdiği bilgisini aldım. bir an önce ölür umarım.

ama ne yaptıysa başaramadı. arkadaşıma her gün daha çok bağlandım. zaten yeniden anlatmama gerek yok, bildiğiniz gibi 5 yıldır hayatımda olmamasına rağmen blog yazarı oldum sayesinde.