this isn’t over.

“baba ne yaptın? elim kolum yerinden kalkmıyor, 2 saattir de ishalim, senin ben yapacağın işin” diyerek yazıyorum bu bloğumu. kendime çok hızlı nazar veren biriyim. gün itibarı ile ne güzel kendi reçeteme döndüm, ek sakinleştiriciler almayacağım artık diyordum dün kendime. 1-2 gün yine almış misali yatarak geçecek gibi görünüyor.

bugün becca ile yazıştık biraz. kutunun henüz gelmediğini ama tuhaf bir şekilde hiçbir mailin de ofise gelmediğini söyledi. ben de eşimin maili durdurduğunu, eve dönünce kutuyu yine kendimin kucaklayacağını söyledim. sonra ne yapacağımı sordu kutuyu. dedim bu sefer de afrika’ya yollayacağım, dönecekse bir de oradan dönsün. hiç dokunmayacağım kutuya, sadece üzerindeki adresi değiştireceğim.

çıldırdı tabi. belki de yenilgiyi kabul etme zamanı gelmiştir artık, dedi. ben de yenilmeye doyamadığımı söyledim.

mağlubiyetlerin en güzelisin. 

çocuk kalpli

bugünkü 3.05 mesajım bu diyaloğun üzerineydi. şimdi buradan da baya tepki gelecek ama bu kargo çok ilginç şeyler yaşadı. sistemden kayboldu, kabul edilmedi denildi, geri dönüyor denildi sonra bir anda alakasız bir şekilde dağıtıma çıktı. tamam arkadaşım beni bloke etti ama sanırım eve hiç gitmedi o kargo. çünkü sonrasında “aranılmadı” diyerek kargo ofisinde bekletildi. kabul edilmese hiç bekletilmezdi. yani biri gelip alsın diye beklediler. arkadaşım gidip almadı evet ama arkadaşım evde yoktu ki? belki de annesi gidip bir kargo alamayacak kadar meşguldü vs.

ne olduğunu bilmiyorum ama arkadaşımla konuşamadığım için sağlıksız elimdeki tüm bilgiler.

normal kargo ile etiyopya’ya göndereceğim şimdi. gerçi nasıl yapacağımı yine bilmiyorum. adres diye bulduğum şeyi paylaşmayı çok isterdim şu an. yollamak istiyorum çünkü neyin daha iyisini yapacağımı bilmesini istiyorum. sosyal medyadan hiçbir şey yazmayacağım bu sefer. hatta ömrüm boyunca hiçbir sosyal medya hesabına bir daha bakmayacağım bile. sadece 1 yıl sonra yeniden karşısına başka bir posta ile çıkacağım. planım bu.

kargo normal posta ile gideceği için dönmeyecektir bu sefer. aslında türkiye’ye de böyle yollamayı çok isterdim ama gümrük vergisi muhabbeti yüzünden nasıl olsa her şekilde imza atılması gerekecekti. buna imza gerekmeyecek.

ne düşünür bilmiyorum ama kızsa bile, en azından o gün aklına gelmiş olurum. en iyi planım 1 yıl sonraya. planımı uyguladığımda 6 yıl geçmiş olacak bizimle ilgili. beni tamamen unutmasından çok korkuyorum. bu yüzden arada dayak da yesem bu tür çıkışlar hakkımda en hayırlısı. ama dediğim gibi ömrüm boyunca bir daha sosyal medya hesaplarına mesaj atmam. bir daha bloke ettirmeyeceğim kendimi. hem onu kendi öfkesinden korumak zorundayım hem de kendim bir daha hasar almamalıyım.

bugün bir şeyi daha farkettim. o gün, ona, ilk mesajı attığımda da nöbet geçirdim. ilk önce whatsapp mesajı göndermiştim. daha bloke gelmeden bayıldım ben. uykum geldi sandım ama bildiğin bayıldım. yatağın üzerinde olduğumdan uyuduğumu düşündüm. uyandığımda bloke etmişti sonra bir daha nöbet geçirdim ama o hiçbir şey yapmasa bile geçirecek potansiyelim varmış zaten onu anlatmaya çalışıyorum. daha yazarken düşüp bayıldım ben.

durumu emanuel’e yazdım ama. onun dediğine göre hareket edeceğim. hayır yollama derse yollamam. onun hislerine güveniyorum. becca’yı da seviyorum ama o olaya biraz daha duygularını katıyor gibi geliyor. daha ruhani bir yaklaşım gerek bana. bu da emanuel.

gideyim biraz havuza gireyim. bugün hiçbir şey yapmadan bitmesin bari.

okuyan herkese mutlu geceler,

çocuk kalpli