frior.

dün sıcağı ile algılayamamışım ama bu sabah uyanınca farkettim ki, çok sağlam hasar almışım. vücudumun acımayan yeri yok. bir de bu yetmezmiş gibi sabahtan beri eşimin babasının fırçasını yiyoruz. biz olayı söylemeyecektik ama komşumuz o korku dolu anlarımızı görmüş, eşimin babasına, tüm çıplaklığı ile anlatmış olanları. babası ben size başka sahile gidin demedim mi diye canımıza okuyor şu an. meğer sörf yapmaya çalıştığımız kıyı çok tehlikeliymiş.

kadının dediğine göre gülerken kendimizi kaybetmişiz gerçekten ve dalgada yüzmeyi bilmiyormuşuz. sörf dalgalarında normal bir şekilde yüzmeye kalkarsanız, kıyıdan daha çok uzaklaşıyormuşsunuz. ben hem normal bir şekilde yüzmeye çalıştım hem de sörf tahtası elime bağlı olduğundan istediğim gibi hareket edemedim. böyle olunca da kendime yardım edemedim, uzaklaştım da uzaklaştım. eşim de panikle başka hatalar yaptı. o ufak çocuk kurtardı hayatımızı. paralel bir şekilde kayalara doğru yüzmemizi önerdi. kıyıdaki diğer insanlar dalgalardan kaçıyordu çünkü ard arda çok büyük dalgalar geliyordu o an. sadece o çocuk yardım etti. bugün sahilde onu bulup yemeğe götüreceğiz.

eşimin babası ismini bilmemi istemediği bir ilaç verdi az önce yine. kas gevşetici dedi ama dediğim gibi ismini söylemedi. normal olarak bana hiç güvenmiyorlar ilaç konusunda. uyku yapacak bir şey olduğu kesin. bence son tweet’imde paylaştığım gibi maymunları seyrediyorum. dünkü “no more monkeys jumping on the bed” çocuk şarkısını söylememin nedeni bu maymunlardı. normalde iş yerinde aktivitelerde çocukları eğlendirmek için kullanıyoruz bu şarkıları. tweet’i sildim kalitesi çok düşük olduğundan dolayı. kendi bloğuma ekledim:

kötü oldu bu sörf olayı, çünkü cuma günü arkadaşımın gittiği şehirlerden birine, onun yaptığı aktiviteleri yapmaya gidiyordum. 3 günlük büyük bir plan yapmıştım. içinde bungee jumping bile vardı. dünkü sörf kazasının ardından eşimin ailesi de bizle gelmeye karar verdi, normalde sadece eşimle gidecektik. şimdi onlar da geliyorlar. orada hiçbir şeye izin vermezler kesin.

bizim gibi olduğunuzda ne yazık ki annenizin babanızın sözünden çıkamıyorsunuz. benim durumum eşimden daha da kötü, ailem dışında da bir sürü insanın kontrolü altındayım. ancak bu şekilde hayatta kalabiliyorum. böyleyken bile dün ölüyordum. hayatımdan çıkan insanlar bile bazen benim için endişeleniyorlar. ilk arkadaşım mesaj attı birkaç gün önce. sen noelimi, yeni yılımı sektirmeden kutlardın, bu yıl boş geçtin, sana bir şey oldu değil mi yazmış. yılda iki üç kere konuşuyoruz. anlamış bir şey olduğunu. zaten hisleri inanılmaz kuvvetlidir bunun. geçiştirdim tabi konu arkadaşım olunca. konuşmak istemedim. biraz rahatsızdım dedim.

biraz.

ama iyi geldi buraya gelmek. uzaklaşmak iyi geldi. yeniden başlamak için harika bir yerdi kosta rika. cuma günü buradan ayrılıp, la fortuna’da yapacağımız 3 günlük gezinin ardından birleşik devletlere geri döneceğiz. artık bir işim daha var. şimdiden çok heyecanlıyım. eşim de işe geri dönüyor. olanlar karşısında üzülmenin, düşünerek kötü hissetmenin kimseye yararı yok. bundan sonra da nöbet geçirirsem bir iki gün yatıp hiçbir şey olmamış gibi devam edeceğim. doktora da gitmek istemiyorum artık. zaten bir doktorum da yok şu an. sağlık sigortamın ödeme yaptığı tek doktor beni artık istemiyor. haklı da. bize yazmaması gereken ilaçları gidip polise teslim ettik.

uykum geldi. hatta ölüm gibi çöktü şu an uyku üzerime. yastığımı alıp hamaktaki yerimi alayım. uyandığımda havuzun içerisinde zaman geçiririm. yüzme havuzu değilmiş kondomuzun havuzu. içine girip serinleme havuzuymuş. oturma yerleri var içinde. sıcaktan kaçabilmek adına yerinde bir aktivite. ayaklarım ve ellerim buruşana kadar kalıyorum içinde.

IMG_3799

uyudum…

çocuk kalpli