ice rink.

bazen sadece anneniz için devam edersiniz. bugün anneme söz vermiştim, dışarı çıkıp bir şeyler yapacağıma dair. hala çok şey yapmış sayılmam ama en azından tüm gün uyumadım. şehir merkezine gidip biraz dolaştım eşimle.

gerçi uyanmak için en kötü günlerden biriydi. şu an yoğun sakinleştirici altında olmasam ortalığı yıkmıştım. daha önce hiç bu kadar masum hayvanın, bir arada, acı çekerek öldüğünü hatırlayamıyorum. kardeşim sakinleştirmeye geldi ilk, karbonmonoksitten öldüğünü, acı çekmediklerini anlatmaya çalıştı, sonra videoları görünce yandıklarını anladı ve o da sakinleştirici olmaya gitti. annem ikimizi de avutmaya çalıştı sonra, eğer size bir şey olursa kim yardım edecek masumlara diye kandırdı bizi. bana, kim bakacak sincaplarına diye sordu, kardeşime ise köpeklerini…

annem bu tür durumlarda en iyisidir ama bugün bu konuşmalardan sonra, haberleri izleyip, bizden çok ağlamıştır kesin.

masumların ölmesi kadar insanı acıtan bir şey yok…

kötü şeylerin tek iyi bir yanı varsa, o da: kendisinden önce gelen kötü şeyi unutturmasıdır. üzülecek yeni bir şey bulduğunuzda eskisini unutursunuz. bana böyle oluyor en azından. birden aklımdan çıktı gitti, noel boyunca yaşadıklarım. artık sadece ölen hayvanlar vardı. olayın dışına çıktığımda ise bazı şeyler görülmeye başladı. içindeyken anlayamamıştım ama gözden kaçırdığım bir şey vardı.

nöbet geçirdiğim ilk yazışmanın sonunda yardıma ihtiyaç duyduğumu yazmıştım ve konuşmayı terketmiştim. 7 saat sonra uyandığımda beni hala bloke etmemişti. (iyi olup olmadığıma emin olmak istedi) sonra bir şeyler yazınca etti ama yine biraz haketmiştim sanırım.

her zaman biraz hakederim…

tabi asla söyleyemem ona o gün olanları. konuşma arasında nöbet geçirip, beynimden sıvı aktığını ve bu şekilde kalkınca çıldırdığımı anlatamam. yani bu olay da haneme eksi olarak yazıldı. emanuel’in benim için bir lafı vardır, doğru yere hep yanlış yollardan gitmeyi denersin, diye. haklı sanırım. iyi bir şey yaptığımı düşünürken bir bakıyorum bir sürü yanlış şey yapmışım gene.

noel’de kalbimi kırmamalıydı yine de. bunca olan biten şeyden sonra, noel’de gelebilecek cesareti bulabilmişsem, beni kırmamalıydı. her gün olurdu ama noel olamazdı. noel’de kalbimin kırılmasını haketmemiştim. kimse haketmez.

noel’de kimse üzülmemeli…

beynim çok hasar aldı bu sefer. rüya mı gerçek mi ayırt edemediğim şeyler var şu an. doktorumu arayıp randevu tarihini değiştirdiğimi gördüm rüyamda ama gerçek hayatta da bunu yapmam gerekiyordu. algım bozuldu. sinirlerim de bozuk. kabus görüyorum hep. sabah yazdığım blogda, arkadaşım hakkında hiçbir şey bilmiyorum, demiştim. sonra uyudum biraz. rüyamda birisi arkadaşıma kötü davranıp, vuruyordu. bu kişi erkek arkadaşıydı sanırım. çok kötü hissettim kendimi. rüya diyip avuttum kendimi ama illa dövmesine, vurmasına gerek yok biri üzüyor, canını acıtıyor da olabilir. rüyaların sağlıklı kötü bir yorumu olacaksa genelde böyle denir. ama dediğim gibi sinirlerim çok bozuk. şu an sadece kötü şeyler düşünüyorum.

böylelikle “canı sağolsun” noktasına geri döndük yine.

seviyorum ya, ne yapayım…

mutlu geceler.

çocuk kalpli.