ocak 27, pine rest

çıkamadım. annem de öğrendi burada olduğumu. kızmadı ama. sadece iyi olmam ve buradan bir an önce çıkmam için dakikalarca konuştu benimle. her şey iyi olacak, elbirliği ile düzelteceğiz, seni alıp dönmeyeceğim türkiye’ye, korkma çık bir an önce oradan, dedi. bugün becca geldi. görevi gereği odama kadar girebiliyor. çok uykum var, yarın konuşabilir miyiz, dedim. sadece…

ocak 26, pine rest.

hayallerim gerçek oldu ve pine rest’e geri döndüm. harika hissediyorum. dün son yazımdan sonra kutu evime ulaştı. geldiği gibi içerisinden sadece yazdığım zarfı ve çeki aldıktan sonra çöp kutumuza attım. böyle yaparsam canım yanmaz sandım. sonra mutfaktaki bulaşıkları yıkamaya başladım. önce bir iki damla aktı. hayır ağlayamayacağım diye tuttum kendimi. sonra ağlayacağımı anlayınca bıraktım bulaşıkları….

geçmişi değiştiremezsin, ondan ancak ders çıkarırsın.

çaresiz bir şekilde kutunun bana döneceği güne uyandım. belki de hayatımın son günü. michigan’da kış ama ailemin yaşadığı şehirde bahar sayılabilecek bir hava var. belki de o gün bugün. olan olmayan her şeyimi ortaya koyarak 5 yıl önce bitmiş bir şeyi tamir etmeye çalıştım. olan şeylerim ise, birkaç ayı ve noel pijaması. kutuyu açtığımda bunları…

tasvir-i şikayet.

tarih 24 ocak 2020. şu an kimse beni yorganımın altından çıkaramaz. geldiğimiz gün dışarıda soğuktan donmamızın sonucunda, ateşler içinde yatıyorum. hastaneye gitmem lazım ama gidecek gücü kendimde bulamıyorum. sistemden en son kullandığım ilaçlara refill istedim. hala cevap gelmemiş. nyquil var şu an elimde sadece, o da zaman kazandırıyor anca, iyileştirmiyor. eninde sonunda hastaneye gitmek zorunda…

keyfi yolunda, aşkı sonunda.

michigan’a efsane bir giriş yaptıktan sonra salya sümük hastayım yine. eşim de hasta. mahvolmuş durumdayız. güya ikimiz de yarın işe başlayacaktık. çok zor. benim iş durumum daha esnek ama onunki değildi. onun için daha kötü oldu. ben aslında bugün öyle kızgın gittim ofise, arabada iyice kafama koymuştum istifa etmeyi, çünkü josh sesli mesajında “bu dünyada…

hoşbulmadım.

tatil daha kötü bitemezdi, dün yaşadıklarıma gerçekten inanamıyorum. dün gece michigan soğuğunda kapıda kaldık anahtarımızı kaybettiğimizden dolayı. gece eve taksiyle geldik ve valizlerimizi indirdik. taksi gitti. biz de evimize girmek için yola koyulduk ama anahtarımızı aradığımızda bulamadık. sonra diğer anahtarı komşumuz gayle’e bıraktığımız aklımıza geldi ama sorun şu ki gayle de evde yoktu ve bir…

oyuncakların gücü adına.

bloğuma benny ile geldik benny ile döndük yazmayı çok isterdim ama benny’i düşürdüm bir yerde ne yazık ki. çok üzüldüm gerçekten. hala bir yerlerden çıkmasını ümit ediyorum. umarım çıkar, yoksa üzülerek başka benny satın almak zorunda kalacağım. o benny farklıydı. ona çok sihirli bir şekilde ulaşmıştım. neyse bununla dönüyoruz işte. birleşik devletlere göç edecek 2-3…

bye bye costa rica.

son günümü boş geçirmemek adına, öğle uykusunun ardından, gidip yağmur ormanlarında biraz daha dolaşıp, ıslanmaya karar verdim. tabi nasıl bir ıslanmak, hani normalde görünmeyen bir giysimiz ıslanır ya, o türden. mistico arena adlı yağmur ormanı parkına gittik. burada ünlü asma köprüler var. doğası, yeşili inanılmaz güzel. yalnız şöyle bir şey daha var, tropikal iklim demek,…

your mind.

sadece 1 gün arkadaşım gibi davrandıktan sonra bugün yine yorganım altında uyukluyorum. tüm gün de uyurum kesin. uyku orucunu da bozmuş oluyorum böylelikle. kesinlikle yeniden deneyeceğim ama. önce lunesta’yı 3mg’dan 1’e indirmem gerek, dayanmak mümkün değil bu dozda. aslında biraz hastayım, bunun da bu uyuklamaya etkisi var. dünkü yağmurda çok ıslandım. yanımda kalın bir şey…

la fortuna.

tüm gün yağmur ormanlarında gezip dolaştıktan sonra, şu an kazaya uğramış bir şekilde yatağımda uzanıyorum. saat akşam 5.30 ama en fazla yarım saat daha ayakta kalabilirim muhtemelen. ölesiye yorgunum, ölesiye yağmur yedim ve kafam da aşırı karışık. 12 maymun filminin sonu gibiyim şu an. belli değilim. ama otele dönüp yatağımı gördüğümde biraz da olsa huzur…

çocuk kalpli’nin noel hediyesi sizce yeniden arkadaşına gitmeli mi?

yağmur ormanları hakkında söyleyebileceğim tek şey var. sürekli yağmur yağıyor. dün geceden beri bir saniye bile durmadı yağmur. bugün hayatım boyunca ıslanmadığım kadar ıslanacağım muhtemelen. son gördüğüm rüyadan sonra birbirinden karışık duygular içindeyim. yıllarca ölmeyi bayılmak zannetmişim. rüyamda nasıl bir şey olduğunu gördüğümden beri iyi değilim. iyi hissetmiyorum. ama bu rüya, bir şeyleri yeniden düşünmeme…

stay.

dün gece öyle bir rüya gördüm ki, hayatıma normal devam edebilir miyim artık, gerçekten bilmiyorum… 40 yaşına bile ulaşamadan, bir bahar günü ölüyorum. çok kişi yok cenazemde ama olanlar çok ağlıyor. en son annem terk ediyor mezarımı. rüyalarda içinde bulunduğum ortamın duygularını hissettiğimi söylemiştim. çaresiz hissediyorum annem giderken, annem beni burada mı bırakıyor gerçekten diye…

tesadüften fazlası.

bugün harika birgün. çizerim sonunda ulaştırdı yeni görselimi. arkadaşımla bugün yepyeni bir maceraya çıkıyoruz. tamam belki noel istediğimiz gibi olmadı ama bir okuyucum demişti, karlar hep yağmaya devam edecek diye, umarım öyle olur. birgün karda bir araya geliriz. içime umut oldu bu görsel. arkadaşım bunda bile çok sevimli, animasyon halini bile gördükçe mutlu oluyorum. yerim…

yılın 16. günü.

bugün daha çok dışarı çıkardım kendimi. bu sahile gidip, yüzdüm orada eşimle beraber. buraya gittik çünkü sadece sabah koşusu ile annemi kandıramamıştım. bak her gün koşuyorum diye fotoğrafımı çekip yolladım sabah. 1 haftadır 30 derecenin üzerinde sıcaklıktasın, bırak bronzlaşmayı yüzün bile kızarmamış diye, bir güzel azarladı yine beni. beni seven insanlar çok kızıyor uyumama. sadece…

balkızın aşkıymış gerçek olan.

çocuk kalpli’nin güne, facebook’taki muhabbet kuşları gruplarını gezerek başladığını biliyor muydunuz? bazen ido tatlıses’in sen klibini de izliyor gülmek için. gülmekten karnıma ağrılar giriyor, dansa ayrı şarkının sözlerine ayrı gülüyorum. ama daha çok muhabbet kuşları gruplarındaki kuşları izleyerek mutlu oluyorum sabahları. bu sabah kızdım, çünkü yine favori muhabbet kuşu grubumuzu kapatmış facebook. ya manyak mısınız,…

bittim ben.

an itibarı ile ölü bir çocuk kalpliyim artık. dün annem aramıştı uyurken, tek gözü açık bir şekilde, kas gevşetici aldım uyuşuk bir şekilde uyuyorum diyerek kapatmıştım. bir önceki gün ek sakinleştiricileri bıraktım demiştim. yalan söylediğimi düşünmüş. kalktı geliyor. kardeşimi ikna etmeye çalışıyorum şimdi, sen de gel, bu benim canıma okur amerika’da diye. evliliğim bitmese bari….

this isn’t over.

“baba ne yaptın? elim kolum yerinden kalkmıyor, 2 saattir de ishalim, senin ben yapacağın işin” diyerek yazıyorum bu bloğumu. kendime çok hızlı nazar veren biriyim. gün itibarı ile ne güzel kendi reçeteme döndüm, ek sakinleştiriciler almayacağım artık diyordum dün kendime. 1-2 gün yine almış misali yatarak geçecek gibi görünüyor. bugün becca ile yazıştık biraz. kutunun…

frior.

dün sıcağı ile algılayamamışım ama bu sabah uyanınca farkettim ki, çok sağlam hasar almışım. vücudumun acımayan yeri yok. bir de bu yetmezmiş gibi sabahtan beri eşimin babasının fırçasını yiyoruz. biz olayı söylemeyecektik ama komşumuz o korku dolu anlarımızı görmüş, eşimin babasına, tüm çıplaklığı ile anlatmış olanları. babası ben size başka sahile gidin demedim mi diye…

no more monkeys!! jumping on the bed.

bugün benim için büyük gündü, dünkü dinlenmenin ardından bugün tüm gücümü sörfe harcamaya karar vermiştim. çok heyecanlıydım. eşimin babasının sörf tahtasını kullanacağımı sanıyordum tabi. heyecanım biraz da bundandı. sonra tam sahile gidecekken babası bunlarla geldi. (çocuklar için sörf tahtası- boogie board) sadece karnınızın üzerinde sörf yapıyorsunuz. moralim çok bozuldu ama beni seven insanları kırmamak adına…

yılın 12. günü.

çok yorgun bir çocuk kalpliyim bugün. çünkü hem dünden daha çok koştum hem de koşarken kum sinekleri tarafından ısırıldığım için antihistaminik kullanmak zorunda kaldım. alerjim var sinek ve böcek ısırıklarına karşı. ama zirve yürüyüşüm devam ediyor. bugün tam 2 katı koştum. ama sonrası maalesef böyle bitti: ağlara takılan balık gibi yapışmışım hamağa. eşim de bulunduğun…

çocuk kalpli’nin kosta rika notları.

bu sabah uyandığımda kendimle ilgili fark yaratmaya ve hayatımla ilgili bir şeyleri değiştirmeye karar vermiştim. öyle de yaptım. 6’da kalkıp, hem yürüyüş hem koşu yaptım. öyle çok koşamadım ama başlangıç için fena değildi. kumda koştuğunuz normal koştuğunuzun yarısıdır denir. ilk gün yarım km koşmuş oldum böylelikle. sabah 6da kalkıp yürüyüş yapmak ve sonrasında denize girip…

wolf moon eclipse.

gökyüzüne bakıp, yeryüzündeki halimi sorgulayan biri olmadım hiç ama bizi etkilediklerini biliyorum. güneşi gördüğünüz gün ile görmediğiniz gün, ruhunuz nasıl değişime uğruyorlarsa, güneşten yansıyanlar da ruhunuzu o kadar etkiliyor. ben buna inanıyorum. daha önce tüm yıl boyunca ikizler, yengeç, aslan burçlarının güçlü yıldızlara çok yakın olacağını ve özellikle bu burçların yeniden doğacağını ve kendileri büyük…

yılın 10. günü.

eğer sıcakla soğuk arasında bir tercih yapmam gerekirse her zaman soğuğu tercih ederim. bu yüzden kondomuzun hemen yanındaki bu sahilde yüzmek için sabah 6, akşam 6 gibi saatleri seçeceğim. eğer evdeysek, diğer saatlerde ise uyumayı planlıyorum şimdilik. bir önceki bloğumda bahsettiğim kuşların sesi o kadar iyi geliyor ki ruhuma, altında öyle güzel dalıyorum ki uykuya….

nosara.

liberia’da bir gece geçirip, dinlendikten sonra kondomuzun olduğu nosara semtine geldik. güzel bir yere benziyor, bahçede bir sürü battal bey var (kuş) hiç durmadan ötüyorlar:ben de onların altına uzanıp uyudum biraz. buradaki favori aktivitem bu olacak kesin:gece yatacağım yatağım da fena değilmiş. eşimin ailesi de burada olduğundan bana çocuk odasındaki yatak kaldı. eşim biraz büyük…

tatilci benny.

benny’i hatırlarsınız, seyahat etmekten çok hoşlanan bir oyuncak kardeşimiz kendisi. özellikle sıcak yerlere gitmeye bayılıyor. çocuk kalpli de bunu kendisine biraz heyecan getirsin diye yanında taşıyor her seyahatinde. çünkü çocuk kalpli tatilden de, seyahatten de nefret eden biri. bildiğiniz gibi çocuk kalpli, kendi yatağında, sevdiği pijamaları ile uyumayı seviyor. kosta rika’da uyuyacağı yatakta, rahat uyuyup…

with you.

uyanamıyorum bugün. uyanmak da istemiyorum. avusturalya yangını hakkında okuyup okuyup ağlayacağım için, kalkmayı erteleye erteleye akşama kadar geldim. gücüm bazı şeyleri tamir etmeye yetmiyor ne yazık ki, yaratılış bakımından böyle şeyleri kaldırmam pek mümkün olmuyor bazen. 5 tane sakinleştirici etkisi altında olmama rağmen hala gözüm doluyor. ben hayatımda bundan daha can yakıcı bir felaket görmedim….

hayatta senden vazgeçmem, hayatta vazgeçmem senden.

bugün dünyadaki en zor işlerden birinin, noel dekorasyonlarını toplamak, olduğunu farkettim. hele ki çocuk kalpli biriyseniz, kendinizi ağlamamak için zor tutuyorsunuz. çok üzüldüm bunları toplarken. tadını tam çıkaramadık gibi geldi ama sonra daha iyi düşününce, kötü noel diye bir şey olmadığını farkettim. yani çok kötü noel yok en azından. noel ne olursa olsun mutluluk veren…

ice rink.

bazen sadece anneniz için devam edersiniz. bugün anneme söz vermiştim, dışarı çıkıp bir şeyler yapacağıma dair. hala çok şey yapmış sayılmam ama en azından tüm gün uyumadım. şehir merkezine gidip biraz dolaştım eşimle. gerçi uyanmak için en kötü günlerden biriydi. şu an yoğun sakinleştirici altında olmasam ortalığı yıkmıştım. daha önce hiç bu kadar masum hayvanın,…

yılın 5. günü.

şu an tek bir dileğin kabul olacak ama sonra öleceksin deseler, avusturalya’daki yangının dinmesini ve hayvanların kurtulmasını dilerdim. ya da son tweet’ime yazdığım gibi, keşke birleşik devletler pasaportum şu an elimde olsa, atlardım giderdim gönüllü birliklere katılmak için, orada başıma ne gelirse gelsin hayvanları tek tek kurtarmayı denerdim. bu sabah yine “bu hayatta ne işim…

öyle güzel ki…

dün gece yine rüyamda geçmişe gitmiştim. 2 yıl önce antalya’da bir koşu anımın içinde buldum kendimi birden. 2018 yılının mart ayında, antalya’daki anatolia yarı maratonuna katılmıştım. 21 km uzunluğundaki bu maratonu tamamlayamayacağımı düşünüyordum. çünkü 10 km’den sonra bariz bir şekilde düşüyordum. yine koşardım da 3 saatte başaramazdım. 21 km’yi 3 saatte tamamlamanız gerekiyor madalya almak için….

no brain detected.

bugün itibarı ile bir beynim yok. dün gece eşime, doktora gittiğim gün aslında bir daha nöbet geçirdiğimi itiraf etmek zorunda kalınca, o da doktorumu aradı bu sabah. doktor da ilk iş olarak yazın bize yazdığı 90 adet clonazepam’ı sormuş, eşim de polise götürdüğünü söylemiş. nedeninin becca olduğunu duyunca adam çıldırmış haliyle. bundan sonra oturun, onunla…