bugger off!

bridget jones filminin ilkinde bir sahne vardır. bridget jones’un noel’den önce kalbi kırılır ve kapıya ilahi söylemeye gelen çocukları “bugger off” diye kovar. şu an çocukları bekliyorum. saat 7 gibi geliyorlarmış bizim sokağa. gerçekten böyle bağırmayı düşünüyorum.

insan biyolojisi tam bir gizem. kargo’nun bana geri döndüğünü anladıktan sonra, ne kadar iyi olacağım diye kendimi inandırsam, yatağa öyle yatsam da, öyle olmadı. halbuki yazın yarı zamanlı akıl hastanesinde bana tavsiye edilen en önemli şey: bir şeylerin üzerine yatıp uyuyup, yarın düşünmekti. öyle yapacaktım, planım buydu. çünkü noel’di ve yılda bir kere noel’di, tüm yıl bu zamanı bekliyordum. bir şey olmamış gibi davranmaya çalıştım elimden geldiğince. başarmış gibiydim de. dün gece eşim her zamanki gibi ilaçlarımı verip yatırdı. gece alakasız bir şekilde çok kötü bir koku ile uyandım. tek düşünebildiğim, tüm bu yaşadıklarım yetmiyormuş gibi, bir de kokarca, sokağımıza kokusunu mu bıraktı diye sızlandım 1-2 saniye ama uykum çok ağırdı, uyumaya devam ettim. bilmeyenler için şunu söyleyeyim, bu hayvanın geçtiği yer 2 hafta kokuyor bu kokuyu bıraktığında, öyle ağır ve kötü bir koku. ben bu hayvanın kokusunu bıraktığı yerden bir kere geçtiğimde ikinci de yolu değiştiriyorum. çünkü arabanın içine bile siniyor o koku. mideniz bulanıyor birkaç gün.

sabah eşimin sarsması ile uyandım. psikolojim o kadar kötü bir durumdaki, beni öyle sarsınca, ev başımıza yıkılıyor sandım. meğer çalar saatimi duymuyormuşum. haftanın ilk 3 günü 6.30’da çalar saatim. genelde eşim duymaz çünkü her zaman 6.30’dan önce kalkar, o uyanmasın diye çaldığı ilk saniye kapatırım. daha önce yazmıştım, ses konusunda çok hassasız. ben bazen (ama bazen) yan odadaki kol saatinin tıklamasını bile duyabiliyorum. eşim de öyle. eşimin beni öyle sarsmasının sebebi ise yatağa kusmuş olmam. kustuğum şeyler ise yemek değil. beynimden sıvı gelmiş.

yine nöbet geçirmişim..

daha önce de çok geçirmiştim ama hiç beynimden sıvı gelmedi, kendi kusmuğumda boğulurmuş gibi olmadım en azından diye, seviniyordum. dün gece bu da oldu. sabah hastaneye gidip durumu rahatlatacak bir şeyler olduğumdan beri yatağımdan çıkmadım. şu an her gün kullandığım ilaçlarımı almak için uyanmış durumdayım. bugün işyerinde noel kutlamamız vardı. aslında krizden sonra aşırı yorgun oluyorsunuz ama yürüyebilir, bir şeyler yapabilirsiniz. gitmedim.

yıkıldık…

ben, annem, eşim, becca ve eşimin ailesi. en çok becca ama. çünkü kendini suçluyor. ne onun ne başka birinin günahı var aslında. epileptik nöbetler geçirmeme sebep olan ilaçlar, aynı zamanda geçirmemem için veriliyor. psikiyatrik ilaçların hiçbir işe yaramadığını belki duymuşsunuzdur. doğru. gördüğünüz gibi yaramıyorlar.

eşim yarın seni kucaklayarak ailemin evine götüreceğim, noel’imize hiçbir şey olmayacak dese bile noel’imize baya bir şey olmuş durumda. ek olarak kosta rika’ya gidişimizi de 1 hafta erteledik. yeni yılın ilk günü gidiyorduk, 8’ine erteledik, umarım o gün gidiyoruzdur, o bile kesin değil. vücudum o kadar hızlı toparlamıyor ve daha da çok nöbet geçirebilirim. çünkü diyorum ya, ilaçlar işe yaramıyor. geçirmemek için tüm yuttuğum o ilaçlar, işe yaramadı. işe yaramıyor.

becca’nın, çocuklarının ve benim, noel depresyonunu hafif geçirmem için bir planı vardı. 26’sında bizde bir daha noel kutlayacaktık. 28’inde gelin, dedim. realistik değil. üzülmemesi için öyle dedim. kendini çok hırpalıyor şu an. alakası yok. öyle üzüldüm ki, öyle bir acı yaşadım ki, elimizdeki sakinleştiricileri teslim etmeseydik ya da hastaneye gidip yardım alsaydım bile yine geçirirdim.

öyle geliyor…

o da şok içinde. böyle bir şeyi hiç beklemiyordum, beklesem seninle birlikte yollamazdım o hediyeyi, buna gerçekten inanamıyorum, diyor. başka bir cümlesinde ise, seni sadece korkutmak istemiştim, iznin olmadan asla pinerest’e kapatmazdım, ihtiyacın olacağını biliyordum bu ilaçlara ama sık sık olmasını istemiyordum, diyor.

alsaydım bile yine geçirirdim becca, üzülme lütfen, uykum var diyerek yorganın altına saklanıyorum. o da gidiyor. muhtemelen yarın sabah yine gelir.

bazı yılları hiç yaşamamış gibi hissediyorum. 2019 hiç yaşanmadı sanki. noel’i de seneye kutlarız artık. becca’dan başka ne olduğunu bilen yok. daha önce kızkardeşimin düğününde de mutluluktan nöbet geçirmiştim, şimdi de noel için fazla şey yaptık ve aşırı heyecanlandım sanılıyor. tek diyebileceğim ise umarım annem inanmıştır buna. aslında hiç söylemeyecektik anneme ama bu sabah bu durumlar yaşanırken saçma sapan bir şey daha oldu. erkek kardeşimin eşi, çocuğuna “şuayip” diye seslenmeme kızıyormuş, bu yüzden annemle kavga etmişler. çocuğun adı “şuayip” değil, komik olsun diye böyle sesleniyorum. kendi aralarında çözememişler, whatsapp aile grubumuzda kavgayı devam ettirmişler. böylelikle iki kardeşim de dahil olmuş kavgaya. tabi benim whatsapp’a bakacak bir durumum yok. hayatım kaymış durumda. telefonumda yaklaşık 100 tane bildirim gördüm sabah ama açmadım bile hiçbirini. belli bir şey olduğu, bir kavga edildiği ama diyorum ya benim hayatım kaymış durumda. annem de benden haber çıkmayınca anlamış bana bir şey olduğunu. o kadar yazıya nasıl sakin kalabildin, diye beni görüntülü aradı. öğrendi tabi her şeyi.

kızın derdine bak. benim için diğer üzücü bir haber de bu oldu. çünkü anladım ki, kardeşimin eşi, memnun değil bu kendi aramızda oynadığımız çocuk oyunlarından. hayat ne acı. ben, onun, kardeşimden 8 yaş büyük olmasını hiç kötü yorumlamamıştım. kardeşim aşıktı ona sonuçta. onunla mutluydu. ama görülen o ki, o bizim küçüklüğümüzle yapamamış.

yazık.

1 saat uyanık kalayım dedim ama beynimin acısı başladı. baş ağrısı değil bu. net bir şekilde acı. ön lob acıyor. belki bir ihtimal gücümü toplayıp yarın gece noel arifesinde ayaklanırım. çünkü noel arifesi bunu hakediyor. belki noel’de uyurum ama arifesinde mutlaka kalkarım. o gecedeki sakinliğe ihtiyacım var şu an.

arkadaşımla ilgili tek şey yazayım. en son kriz geçirdiğimde gidip sarıldığım gibi yine rüyamda ona gidip sarıldım. baya sarıldık. bu sefer onun da sarılası varmış gibiydi. iyi oldu.

sanırım onarmaya başlamış oldum yine böylelikle…

Screen Shot 2019-12-05 at 09.10.55

mutlu geceler,

çocuk kalpli