nearer my god to thee.

tarih: 2010 aralık. yer: ankara

arkadaşımla o zamanlar hep starbucks’ta otururduk. o noel mutsuzdum çünkü o sırada önem verdiğim kişiye (13 mayıs’ta doğan arkadaşım) bir noel kutusu göndermiştim ve beni sallamamıştı. gerçi buna sonra çok pişman oldu. o zamanlar çok küçüktü, algılayamamıştı ona, o sırada verdiğim değeri sanırım. benden 6 yaş küçüktür andrea. ben çok üzülmüştüm ve bu durumu arkadaşıma anlatıyordum. o zaman bana neden hediye almıyorsun, demişti.

tarih: 2019 yer: grand rapids.

arkadaşıma aldığım hediye gitmesi gereken sürede ulaşmadı. panik içinde uyandım bu sabah. kargonun nerede olduğu bile belli değil. gece yatmadan önce usps’e mail atmıştım, onlar da kargonun türkiye’de olduğunu söyledi. noel yoğunluğu nedeni ile henüz işleme girmemiştir, gümrükte bekliyordur, bu şikayeti çok alıyoruz son zamanlarda türkiye ile ilgili, dediler. kargonun zamanında ulaşması için 92 dolar ödememiş olsam tamam da, böyle olunca ne bileyim, insanın bir deliresi geliyor.

IMG_2896

bu arada, o gün, bu ödemeyi limiti 3100 dolar olan kredi kartımla yaptım. bu kartı ilk kez arkadaşıma hediye yollarken kullandım. aslında istemedim bu kartı çünkü paypal credit’i aktif bir şekilde kullanıyordum zaten, başka kredi kartım da vardı ama paypal müşteri hizmetleri temsilcisi, iyi bir anıma denk getirip ikna etti beni bir şekilde. %4 cashback’i vardı, mantıklı geldi o an. bonus gibi bir şey bu cashback. 100 dolarlık ürün alıyorsanız 4 dolar bonus alıyorsunuz demek. kartı kabul ettikten 3 gün sonra elime ulaştı. bir baktım limit 3100 dolar. dedim, bu kartın bana bu şekilde gelmesinin bir nedeni var. yani bu kartı bir daha kullanır mıyım onu bile bilmiyorum. o gün kullandım.

dün akşam haftalık toplanmamız vardı arkadaşlarımızla. noel olunca uzadı da uzadı. tabi ben gece uyumayınca geliyor bana gelenler. bakışlarım, ifadem, kafamdaki düşüncelere göre şekilleniyor. becca anladı bendeki bu durumu, dayanamadı, kenara çekip ne oluyor diye sordu sonunda. dedim, iyi değilim, kargo ulaşmadı. sanırım ek sakinleştiriciye ihtiyacım olacak yoksa noel’de nöbet geçireceğim, dedim. çok kızdı tabi. deli oluyor bu ek sakinleştirici olayına. gerçekten sakinleştiriciye ihtiyacın varsa seni yine pinerest’e kapatabilirim, noel’i orada sevdiklerinle geçirirsin, dedi. ulan ben şöyle bir cümleyi kimseye kuramam bu hayatta. resmen kuyruğumu sıkıştırmak zorunda kaldım. sonra üzüldü ama bunu söylediğine, cumartesi gecesine kadar bekleyelim, o zamana kadar sakin kalmaya çalış, o zaman da böyleysen ben gelip veririm sakinleştiricini, noel’i böyle karşılamana izin vermem merak etme, dedi. pazartesi günü büyük bir noel kutlaması düzenliyoruz çocuklara, haftalarca bunun için uğraştık, kendimiz de hediyeleşeceğiz, o gün orada olmam gerek, becca bunu biliyor. zaten salı günü noel arifesi, çarşamba da noel. yoksa gene kıyameti koparırdı bu ek sakinleştirici olayına. o sırada bende gittiğimiz evdeki noel ağacına bakıyordum ve bu süsü gördüm:

IMG_2884

sonra arkadaşımın da dünya turundan bana böyle bir koyun getirdiğini hatırladım. çok ilginç bir şekilde bunun noel süsü olduğunu farkedememişim. o an aklıma geldi. içime ümit doldu birden. noel olduğunu biliyor sonuçta. bana bu noel süsünü alan kişi beni noelde kırmaz, o kutuyu geri yollamaz, kötü biri değil ki diye bir rahatlama geldi ama tabi kutunun ulaştığını varsayıyoruz bu cümlede. kutu şu an nerede belli bile değil. bu sabah kalkıp ilk elime aldığım şey kendi koyunum oldu. gün ışıyınca, kendi noel ağacıma takacağım.

IMG_2894

diğer bir yandan noel’e hazırız. gerçi dün doğru dürüst paketleyemediğim hediyeleri tekrar düzenleyeceğim. tüm yeteneksizliğimi konuşturdum resmen. şu hediyeye bakıp içimden geçen tek şey anasını s. böyle işin oldu. of.

IMG_2870

sonra hediyeleri çantalara koymaya karar verdim. biraz da olsa topladı gibi ama ben mükemmeliyetçi biriyim, kendimi biraz tanıyorsam bugün buna en az 2-3 saat daha harcarım.

IMG_2880

dün bu telaşlar arasında gidip becca’nın çocuklarına hediye aldım ama. noel’den sonraki depresyonu atmak için bizim evde bir kere daha kutlayacağız. jubilee ile lazarus’a oyunlar aldım. umarım benimle oynarlar.

IMG_2865

dün, garmin saatimin sarj kablosu geldi. isabet oldu sanırım, şu an nabzıma bakabiliyorum. çok hızlı atıyor, umarım günün devamında sakinleşirim. yazarak aslında biraz rahatlamaya çalışıyorum. bu arada, yazım hataları ile virgüller aracılığı ile benimle dalga geçen sevgili insanlar, ben bu yazıları, bir solukta hızlı hızlı yazıyorum bu anksiyete olayından dolayı. sonradan düzeltiyorum genelde. mesela geçen dün doğum günüme 13 haziran 1894 yazmışım, bir kişi de gelip demedi ki ya sen vampir misin, 1894’te nasıl doğdun. oluyor yani hatalar. bazen uykulu oluyorum, o anlarda da çok hata yapıyorum. bu hafta hep hastaydım zaten. olmasını isteyeceğim en son şeydi noel’de hasta olmak. bu yıl başıma bir bu gelmemişti, bu da gelmiş oldu.

ama çevremdeki birçok kimse için de kötü bir yıl oldu 2019. sadece ben değilim. dün kuaförüm mesaj attı, eşi ölmüş, saç randevumu iptal etti normal olarak. 1 hafta önce burada sevdiğim bir arkadaşımın genç yaşta babası öldü, 1 ay önce yine sevdiğim bir arkadaşımın kardeşi öldü, yine yılın ortalarına doğru bir çalışma arkadaşımızı kaybettik hatta onunla aynı zamanda bir de mülteci bebek öldü. yıla zaten babaannemi kaybederek başlamıştım. bir iş nasıl başlarsa öyle gider derler, öyle oldu sanki.

kendimi nasıl sakinleştireceğimi buldum. sincap evine oyuk açtıracağım gün ışır ışımaz. önce kedi, köpek kapısı yaptırmayı düşündüm ama sonra buraya en az yarım metre kar yağacağını ve o deliğin karda kapanacağını farkettim. böylelikle daha yüksek bir yere oyuk açmaya karar verdim. ama bir türlü hastalıktan vakit bulamadım. bugün hava da biraz ısınacak, belki uzun bir yürüyüşe de atarım kendimi sakinleşmek adına.

şu an  noel şarkıları dinlemem lazımken içimde titanik batırıyorum. dinlediğim şarkıya bak!! allahım çok kötüyüm bu sabah!!!

offfff.

çocuk kalpli