december 20th.

cuma günü saat öğlen vakitleri, grand rapids.

kargo’nun türkiye’ye ulaştığını öğrensem de, yine de rahat edemedim hatta daha çok heyecanlandım. çünkü kargoya bir gümrük bedeli çıktı ve araştırdığımda bunun son karar olmadığını öğrendim. yıllarca devlet kurumlarıyla önemli evrak alışverişim olduğu bir iş yapıyordum türkiye’de. bu sayede bazı tanıdıklar edindim ama sanıyorum, hayatımda ilk defa bugün, bunu kötüye kullandım. kutuyu işleme alan kişi, içindekiler hakkında bir fiyatlandırma yapamamış gibi görünüyor şu an. yani şunu yazınca da sanki binlerce dolarlık hediye gönderiyormuşum gibi oldu, halbuki alakası yok. valla bana soracaklar amerika vatandaşı olurken, iki ülkenin vatandaşı olacaksın ama bize bağlı olmanı istiyoruz, olur musun, cevap veriyorum olurum. o kadar bıktım ben türkiye’den. (bunu kimse gönülden yapmıyor bu arada, formalite bir soru vatandaşlık görüşmesinde, kızgınlık ifadesi göstermesi amacıyla yazdım)

well.

eşim sabah uyanır uyanmaz odama gelip bu telaşın ve bu telefon trafiğinin nedenini sordu tabi. ilk söylediği şey, dün gece ilaçlarını saat 12’de aldın, sabah 5’te nasıl kalktın, oldu. iyi değilim, çok heyecanlıyım, çok yükseğim nolur üzerime gelme, bir şey sorma, diye göndermek istedim. kabul etmedi. çok uzun zamandır nöbet geçirmedin, her şey harika gidiyor, noel’deyiz, yeni yıl kutlayıp, tatile gidiyoruz, dönüşte ikimiz de yeni işlere başlıyoruz diyince zihnimde direk bu çalmaya başladı:

becca kızıyor, yarına kadar beklememi istedi, benzo almayayım, çıldırıyor diyince doktorunu arayalım o zaman, o karar versin böylelikle becca bir şey diyemez, dedi. aradık, kendisine ulaşamadık, onun yerine hemşiresine ulaştık. hemşirelerin de ilaç yazma yetkileri var burada. psychiatric nurse, deniyor. ben doktora ulaşıp sizi ararım dedi. az önce size yeni bir reçete yazdık. doktorunuz lunesta’yı 3mg’a çıkarıp bu akşam erken yatmanızı istiyor, dedi. 3mg ciddi bir rakam. 1mg ile 2mg arasında çok bir fark yok ama 3mg aldığımda yumruk yemiş gibi olurum kesin. bu tür ilaçlar manuel araba vitesi gibidir. 1 ve 2’de hızlanır ama 3’te yol alır. bir benzo kadar sakinleştirecektir ve tabi annem bunu duyarsa çok sevinecektir! umarım 3’e çıktığımda her şey iyi gider ve 2’ye dönerim. 3 çok fazla.

gidip reçeteyi alacağım birazdan. sonra da 3.05 mesajını yazar uyurum. yarın da umarım daha sakinleşmiş bir şekilde kalkar, noel’e tam anlamıyla ayak uydururum. bugün noel fotoğrafı çekecektik, arkadaşlarımıza dağıtmak için. onun yerine, ben kendim dağıldım gibi gözüküyor. kaldıramadım bu heyecanı. kendimi, yine boğulacağım denizlere atıp, kurtar beni tanrı, sular boyuma ulaştı diye ağlamaya başladım.

“Kurtar beni, ey Tanrı, Sular boyuma ulaştı. Dipsiz batağa gömülüyorum, Basacak yer yok. Derin sulara battım, Sellere kapıldım”

iyi değilim. ilaçlarımı alabilecek durumda bile değilim. geçen gün eczaneye gittiğimde her zaman ilaçlarımı veren kadın, o gün bana gülmedi. bu tavrı hem beni kötü hissettirdi, hem de cesaretimi kırdı. sonuçta psikolojik ilaç alıyorum. kötü hissettim kendimi. neden bunu yaptı bilmiyorum. ama kötüyüm. kötü olduğumu ve kötü bir gece geçirdiğimi ben penceremdeki sincap izlerinden anlıyorum. artık şuna eminim: bu hayvanlar ben iyi değilken sürekli gelip, bana bakıyorlar. fıstık sadece camda değil, alt katta da oluyor. hatta alt kata daha çok döküyorum. camı unutuyorum çoğu zaman. gelip bana bakıyorlar…

IMG_2897

öyle işte. sıkıntı büyük.

çocuk kalpli.