13th december.

tüm gün kalbim düzensiz attı. bana yeniden bu heyecanı, yeniden bu mutluluğu yaşattığın için, çok teşekkür ederim. bu işin sonu benim için kötü bitecek olsa bile, seni çok seviyorum. 

çocuk kalpli

hem 3.05’te bu mesajı, hem de arkadaşımın kutusunu gönderdim. çok heyecanlı ve mutluluk verici bir an oldu benim için. pek istemese de becca için de öyle oldu…

yemek sonrası beraber posta ofisine gitmeye karar vermiştik. saat 1.30 gibi türk restoranından ayrıldık. o arabasız gelmişti, benim arabamla dönecektik. bir süre gittikten sonra yol üzerinde trafik sıkıştı, geçer diye bekledik ama bir türlü ilerlemedi trafik. 10 dakika sonra ileride kaza olduğunu öğrendik telefonumuza düşen mesaj sayesinde. ne ileri, ne geri gidebiliyoruz. 30 dakika sürer en kötü dedik, yok ilerlemiyor, ben artık çıldırmak üzereyim. becca halimi görünce endişelendi tabi, 5’e kadar açık posta ofisi yetişiriz diyerek sakinleştirmeye çalışıyor. bende artık söylemek zorunda kaldım bu hediyeyi 3.05’te göndermem lazım diye. 31 sayısı ve ona olan inancımı duyduktan sonra şoka girdi tabi. bir yandan da gülerek pinerest’i mi arasam şu an, ihtiyacın var sanki, diyor.

zaman geçtikte ben daha çok endişeleniyorum. 2.50 gibi yol açıldı ama ben saatte 100 km’nin üzerinde bir hızla gidiyorum. becca ölüyor yanımda korkudan, 15 dakika kaldı ve ben daha posta kutusunun üzerine arkadaşımın adını ve adresini yazmamışım. ambulans’tan hastaneye hasta yetiştirirmiş gibi, postaneye girdik ama öyle bir girişimiz var ki, onlara saldırıyoruz sandılar. utandı becca. neyse, aceleden ellerim titreyerek kutunun üzerini yazıyorum ama sonra dedim kadına, sen bunu okuyamazsın ben sana bir de telefonda yazayım sen oradan bak sisteme gir. neyse, tam 3.02’de tüm işlemleri bitirdi kadın, ödeme istiyor. 3 dakika daha bekleyebilir misiniz diye sordum. anlamadı. ya inancıma göre tam 3.05’te göndermem gerekiyor, dedim. kadın yahudi misiniz diye sordu. becca çıldırdı artık, hayır ben protestan kilisesinde pastörüm diye gülmeye başladı, sonra kadına dönüp allah aşkına bunu da kutulayıp arkadaşına gönderin ben bıktım bundan, dedi.

tam 3.05’te gönderdik. sonra eve gelip noel baba balonlarımı çalıştırdım. bir balonlar kalmıştı dışarıda son iş. onu da yaptık:

08F8CD41-882D-41F6-8DAA-B642A31FBDE6

hiç unutamayacağım, komik bir gün oldu. bu kutuyla birlikte arkadaşıma bir şey daha vermeye karar verdim. bloğumun adının yazdığı zarfı sandığıma koydum ve “arkadaşıma” kısmını ekledim bloğuma. eğer kutu geri dönerse, hazır olsun istedim bir şeyler sanırım. ne olacağını, ne yapacağımı kestiremiyorum şu an.

ilginç bir şey daha oldu. bloğumu yazdan beri takip ediyorsanız, yazın arkadaşıma 31 temmuz’da gönderdiğim kartpostal’ın, bir saat çalıştırılması eşliğinde gittiğini okumuşsunuzdur. o saat en son arkadaşım hayatımdayken çalışmıştı. 31 temmuz günü saat 3.05’te tekrar çalıştırıldı. ben 2 gün önce elektronik saatimin şarj kablosunu çöpe attım yanlışlıkla. salondaki kutuları toplarken onlarla birlikte geri dönüşüme gönderdim. elektronik saatimi kullanamıyorum 2 gündür. bu sabah uyandığımda bir yere yetişmem gerekiyordu ve arabayı kullanırken, koluma bakarak saati görmeliydim. bu 31 temmuz’da çalışan saati taktım. çünkü başka saatim yok. (hala kolumda şu an)

böyle de bir şey oldu. neyse ben gideyim noel’in tadını çıkarayım. aslında üst solunum yollarımda sıkıntı var ama ölsem de gidip, eğlenip, gezip, tadını çıkaracağım. şurada noel’e 11 günümüz kaldı.

okuyan herkese mutlu geceler,

çocuk kalpli.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.