the christmas present.

birazdan, galatasaray, şampiyonlar liginde paris saint germain ile karşılaşacak. bu sene çok kötüyüz, tahmin ediyorum 6 gol daha yeriz. normalde ne olursa olsun izler, sonunun benim için ek sakinleştirici ile bitmesini göze alırım da, noel ruhumu bozmak istemiyorum bununla. tuhaf bir şekilde yanımdaymışsın gibi hissediyorum bu noel. bunu futbol ile bozmak istemiyorum. birazdan dışarı çıkıp, yakınımdaki noel süslerini görmeye gideceğim. sonra da, eve gelip, en sevdiğim kurabiyelerimi yanıma alıp, noel teması ve noel müzikleri eşliğinde saatlerce video oyunu oynayacağım. 

keşke hiç izlemesem zaten futbol, seni fenerbahçeli gördüğümde çok soğumuştum. bu futbol bana 3 yıl kaybettirdi seninle ilgili. sırf fenerbahçelisin diye vazgeçmiştim senden. ne gerizekalı insanım ya, düşündümde şimdi.

çocuk kalpli

3.05 mesajında söz verdiğim gibi çıkamadım aslında. tam evden çıkmaya hazırlanırken eşim uyardı sakın atma kendini dışarı diye. uyardığı zaman -10 dereceydi. şu an da -15.

IMG_2505

öyle kaldım evde. ama izlemedim maçı, başka şeylerle uğraştım. arkadaşıma göndereceğim kutunun içindekileri bir seferde çıkarabilir miyim diye baktım çünkü normal posta kutusuna koymuştum, cuma günü özel olarak göndereceğim. bu kutu ile olmaz, özel posta kutusuna koy diyebilirler. (umarım demezler)

IMG_2490 2

hazır bununla uğraşmışken, bir okuyucumun uyarısı üzerine arkadaşıma bırakacağım zarfı da yazmaya karar verdim. birkaç gün önce bir kağıda kurşun kalemle çizmiştim zaten ama sadece çalışmaydı, daha güzel bir karta yazarım diye düşünüyordum. sonra bir kerede yazmaya karar verdim, kurşun kalemin üzerinden gittim dolma kalemle…

IMG_2499

sonra yanayana koyup, atkımla fotoğraflarını çektim. karışık duygulardı. bir yanda noel hediyesi, diğer yanda öldükten sonra arkadaşımın eline geçmesini planladığım zarf.

yan yana gelince oldukça karıştıran duygular bunlar…

yazdım ama birgün hiç sebepsiz bu zarfı alıp çöpe de atabilirim, neden yazdım bilmiyorum, dediğim gibi bir anda yazmaya karar verdim ve yazdım. sanırım bloğumda ona seslenen bir sayfa daha açacağım. birgün ölürsem ve eline geçerse kesinlikle üzülmesini istemediğimi belirtmem gerek. üzülsün diye yazmıyorum sonuçta. zaten çoğu zaman gülerek yazıyorum. kolonya cumhuriyeti filmi gibi bir hayatım var. filmi izlediğimde hiç gülmedim ama sonradan düşününce çoğu şey komik geldi. benim hayatım da böyle. yaşarken komik gelmiyor ama sonra yazarken kahkaha attırıyor insana.

yorucu birgün oldu. her çarşamba işe gittiğimde her şeyin hallolmuş olmasını hayal ediyor, tüm haftasonumu huzurla geçireceğimi düşünüyorum ama şu ana kadar bir kere bile böyle bir şey olmadı. zaten kendi I-751’ime de kafayı bozmuş bir durumdayım. bugün sabah josh ile muhabbet ediyorduk. yeşil kart ile ilgili durumumu anlatınca, sen bir de cumhuriyetçilerin nefret ettiği bir organizasyonda çalışıyorsun, bu da var, diyince paniğim 10’ken 100 oldu. beni öyle görünce dur sakin ol ben bir çözümünü düşündüm aslında, dedi. (oturmuş bunu düşünmüş, ben işten eve geldikten sonra josh’u hiç düşünmüyorum bile, aklıma bile gelmiyor josh!) babasının otomotiv fabrikasında, traktör parçalarının da kalite kontrolü yapılıyormuş. sen ziraat mühendisi tarım makinaları mezunusun, günde 1-2 saat gidip son kontrolü yap, tam senlik, tam mükemmeliyetçilik gerektiren bir iş, dedi. o öyle diyince, çok mutlu oldum çünkü ben de biraz daha fazla çalışmaya karar vermiştim zaten. böyle yaparak aynı anda iki işte çalışmış olacağım. daha çok vergi veren bir yurttaş olacağım. vergi verdiğim işlerden biri de cumhuriyetçilerin sevdiği türden olacak.

yarın iş görüşmesine gideceğim. bilmiyorum kabul ederler mi, çünkü bazen nöbet geçirdiğimi ve devamında en az 1 hafta yattığımı bilmeleri gerek, tabi kullandığım ilaçları da, josh oldu bil diyor ama ben emin değilim, hayal kırıklığına uğramamak için şu an olumsuz düşünüyorum, olmayacak gibi düşünüyorum.

diğer yandan da eğer olursa, ilk defa diplomamın tam karşılığı bir işte çalışmış olacağım. annemi hep üzerler, mezun olduğu bölümde iş bulamadı, gitti yabancılarla çalışmak zorunda kaldı, diye. yabancılarla çalışmak dedikleri de avrupa komisyonu’na bağlı olarak çalışmak. öyle gerizekalılar.

nese, dışarı çıkamadım ama oyun odasına inip, noel kazağımın ve kurabiyelerim eşliğinde biraz oyun oynayayım.

okuyan herkese mutlu geceler,

çocuk kalpli

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.