ugly sweater.

bugün de noel süslemesi yapamadık çünkü değil süsleme yapmak, yerimden kalkıp, noel ağacını sulayacak kadar bile halim yok. bugün az çalışır, kendimi daha az yorarım dedim ama yine olmadı. birkaç gündür işler çok kötü gidiyor. bugün, dün her şeyi yoluna koyduk nasıl olsa edasında gittim, yine bir ton şey çıktı. nasıl olsa ayın 16’sına kadar ofise dönmeyeceğim diye diye son gücüme kadar harcadım, hala çıktığımda bazı şeyler net değildi.

ayın özellikle 13. günü tüm gün boş olmayı ve o günün tadını sonuna kadar çıkarmayı istiyordum. çünkü aynı şekilde planladığım 31 temmuz gününde, nerdeyse tüm gün yatağımda ağladım. dünyanın en güzel duygularından ve heyecanlarından biri, sevdiğiniz insana hediye yollamak.  lakin ne oldu tahmin edin, o gün daha önceden planladığımız bir görüşmemizin olduğu ortaya çıktı.

eş yolu ile green card aldığım için, süresi 2 yıllıktı. 2 yılı doldurduktan sonra koşulu kaldırıp, 10 yıllık olanını veriyorlar. nisan 2020’de 2 yıl doluyor ama 3 ay önceden evraklarınızın ulaşmış olması gerekiyor. öyle büyük bir işlem değil aslında ama ben yine durumumu zora soktum, sağlık koşullarım nedeni ile. sağlığınızın kötü olması nasıl bir sıkıntı diyeceksiniz, cevap vereyim, eğer sağlık koşullarınız kötü ise green card sponsorunuz size iyi bakamıyor demektir. aslında alakası yok, eşimin babası eğer evden çıkarken yatağımı toplamamışsam, ardımdan odama girip odamı toplayan biri ama işte bunu kanıtlamamız lazım. bir de detain durumum var, tabi yarı zamanlı da olsa akıl hastanesi yardımı. yani durum ciddi aslında. ocak ayında kosta rika’dan gelir gelmez hemen türkiye’ye gidebilirim çünkü sonrasında ülke dışına çıkamayabilirim bu muhabbet yüzünden.

neyse işte 13 aralık günü 9’da avukatla randevum var. bugün sekreteri gereken belgelerin listesini mail atmış. ofis de biraz şehir dışında ama olsun öğlen 12’ye kadar döneriz diyorum kendi kendime ve bunu dedikten sadece birkaç dakika sonra gelen mail:

EC05AE9C-9C61-46E3-BC3A-4B6CB820C604

“ayın 13. cuma günü zeytin’de saat 12’de yemeye ne dersin? bu sefer benden.” rebecca.

dün ben sormuştum ona zeytin’e gidelim mi diye. ayın 13.’de kesinlikle istemezdim ama çocuklu bir anne size ne zaman vakit ayırıyorsa, onun dediği zamana uymak zorundasınızdır. o hediyenin heyecanını birlikte yaşarız artık ne yapalım. hem dua da eder belki gidip arkadaşıma ulaşması için. bugün eve dönerken hediyeleri koyacağım kutuyu alıyordum posta ofisinden. sakın normal olarak gönderme noel hediyesiyse, şubat’a kadar geçmez eline arkadaşının, dediler. mecbur hızlı servis kullanacağım. bu servis sıkıntı çünkü evde biri yoksa kapının önüne bir kağıt bırakılıyor, o kağıtla posta ofisine gidiyorsunuz almak için. kutunun vardığı gün annesi evde yoksa, beni sıkıntılı günler bekliyor demektir. aldı mı almadı mı, ulaştı mı ulaşmadı mı, gece gündüz takip numarası ile kontrol eder, deliririm burada artık. neyse becca iyi oldu, o gün yardımına kesinlikle ihtiyacım var bu koşulları düşündüğümüzde. hem arkadaşımı da seviyor. ilk başta çok kızsa da, bir süre sonra o da arkadaşımı hiç tanımadan sevmeye başladı ve benimsedi. zaten dua da etmiş onun için.

aslında sert görüntüsünün altında çok komik biri becca. ben daha ilk mailin şokunu yaşarken ikinciyi attı.

“az önce evinin orada durdum, sanırım biraz erken geldim, üzgünüm. tabaklarını evin kapısına bıraktım…”

algılayamadı beynim. tabakları evin kapısına? evin kapısına? kapı? ev! yere konmuş tabaklar!!! yaaaaaaa!!!!

gerçekten “yaaaaaa” diye bağırdım içimden. çünkü geldiğimde karşılaştığım manzara böyleydi:

IMG_1757

tabakları gerçekten yere koymuş. bir daha sağlığım hakkında tek bir yorum yapsın, bu tabakları yere koyuşunu ona yapıştırmazsam ne olayım. bisküvili pasta yaptığım favori tabağımı yere koymuş. attım direk. o tabakta bir daha pasta yapamam ben. ama işte komik biri dediğim gibi. bugün görüşemedik çünkü başka bir birimde görevliydim, kanada’ya gideceğimi düşündüğü için sanırım uğramak istemiş. beni bulamayınca da tabakları yere bırakıp gitmiş. eşim de evde yoktu, böylelikle pasta yapmayı en sevdiğim tabağımı kaybetmiş oldum. canım benim.

her yıl noelde giymek için başka bir noel kazağı veya sweatshirt’ü alırım. oldukça çoklar. lakin en çok ilk seninle giydiğimi seviyorum. ya da seninle birlikte giydiğim için en güzeli o.

sanırım ikincisi. çünkü seninle her şey çok güzel…

çocuk kalpli

bugün 3.05 mesajımda bu kazaktan bahsetmekteydim:

IMG_1763

bu benim en sevdiğim noel kazağım. buna ugly sweater (çirkin kazak) deniliyor. ben çirkin olduklarını düşünmüyorum aslında. bence keşke yılın tüm zamanları insanlar böyle şeyler giyse ama sadece noel zamanı giyiliyor ne yazık ki. bu kazağın öyküsü yine bloğumun üst görselimdeki 2014 noel gecesine dayanıyor. o görselin gerçeğinde bende bu kazak var, arkadaşımda da benzerinin kırmızı olanı. tahmin ediyorum o gece için ben bir yerden buldum getirdim bu kazakları. çünkü tam benlik bu iş. kesin ben almışımdır. başka kazaklarım da var ama en çok bunu seviyorum. bunu giyince içinde çok mutlu oluyorum. sanırım nedeni, ilk arkadaşımla giymiş olmam ve hayatımın en güzel gecesinden hatıra olarak kalması. arkadaşım yine sihirini katmış bu kazağa. önceki senelerde de bu kazağı giydim ama neden bu kadar sevdiğimi bilmiyordum. bugün anlamış oldum. çok sevdiğim “yalnız bir opera” şiirinde şöyle bir söz geçer:

“zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır”

öyle oluyor gerçekten. ağustos’un 13’den beri yazmaya başladığım 3.05 mesajları, aldığım yeni rüya günlüğü, arkadaşımla çıktığım yeni yolculuk, hayatıma her gün yeni bir heyecan getiriyor. her gün başka bir şeyi hatırlıyor ve yeniden anlamlandırıyorum.

bugün de kazaktı işte…

okuyan herkese mutlu geceler.

çocuk kalpli.

 

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.