titanik.

“mutluluktan delirebilirim. geçen sene çok eğlenememiştim malum nedenlerden dolayı. şimdi sağlıklıyım ve tadını sonuna kadar çıkaracağım!”

aynen, varınca mesaj at…

hastalıktan yıkılıyorum. mutsuz değilim ama. bu sabah kar küresinde gibi uyandım. dün gece fırtına çıktı. şaka gibi bir yerde yaşıyorum. dün gece gökgürüldürüyordu. kışın gök mü gürülder? fırtına sonrası kar yağmış. en son paylaştığım yazıdan sonra yorgan döşek yatıyorum. hatta az kalsın ölüyordum bu sefer. o gün noel ağacı kesmeye gittiğimizde çok üşümüştüm ama biraz da benim hatamdı, yani sen michigan’da yaşıyorsun değil mi? yani burası türkiye değil artık, ne kadar sevmesen de üst üste giyinmek zorundasın. bir de hava durumu uygulamalarına bakmadan dışarı çıkamazsın. bu net yani. kalın giyinmedim ve hava durumuna bakmayı unuttum yine ben.

o gün yine nemli soğuk vardı ve ben en son nemli soğukta hastalanmış, daha yeni iyileşmiştim. aslında ağacı kesip döndükten sonra çok üşüyordum ve buz hokeyi maçına gidemezdim ama tam 1 yıldır bekliyordum ben bu teddy bear toss aktivitesini, yılda bir kere yapılıyor, kaçıramam yani. buz hokeyi maçı tabi buz erimesin diye soğuk oluyor ama diyorum nasıl olsa 10 dakika içinde grand rapids griffins gol atar, ayıları fırlatır döneriz.

IMG_1640

ama gol öyle erken gelmedi. kanada’nın takımlarından biri olan manitoba moose ile oynuyoruz. kanada buz hokeyinde amerika’ya karşı çok sert ve acımasız oynuyor, oyun iki dakikada bir duruyor bu yüzden. oyuncular tekme tokat kavga ediyor. 2 saat geçti gol bir türlü gelmedi. bu arada moose’lar 4-0 önde. umudumuzu da kaybettik iyice, kötü oynuyoruz, bir ara artık dönelim dedim. çünkü çok üşüdüm. yanımdaki çocuk da geldiğinde zıplıyordu o da uyumaya başladı. aileler çocukları ile geliyor bu aktiviteye, herkes çocuğu ile gelmişti. biz kendimizi götürdük tabi.

IMG_1639

sadece ayı atılmıyor, doldurulmuş tüm oyuncaklar kabul ediliyor ama en çok ayı tabi.

IMG_1647

oyunun bitmesine 10 dakika kaldı ama artık ben umudumu kaybettim golün gelmesine. oyunun sonunda fırlatacaklar ayıyı ve bu 10 dakika, top sahada zaman, yani en az 30-40 dakika daha bekleyeceğiz demek, tam gitmeye karar verdik neyse gol oldu.

çok mutlu oldum ayıyı fırlatınca, yüzlerce ayının aynı anda sahaya atılması anı beni sevinçten delirtiyor. koşa koşa çıktık oyundan, eve gidip sıcacık yatağıma girmenin hayalini kuruyorum yolda, o an çok hasta olacağımı anladım da bir umut geceyi soğuk algınlığı ilaçları ile geçirirsem belki iyi olurum diye düşünüyorum. eve geldik. arabayı park ederken ne görelim. odamın camını açık unutmuşum. en son havalansın diye açmıştım, evden çıkarken kapatmayı unutmuşum. eve bir girdik ev buz gibi. termostat, evin ısıtma sistemini durdurmuş bir yerden serin hava geldiği için. ben artık öldüğüm için odama çıktım. camı kapatıp, tüm battaniyelerimi üst üste koyup yatacağım. eşim evi ısıtacak nasıl olsa.

yani normalde şöyle bir manzarayı görsem, sevinçten deliririm de ölmek üzereyim artık. sincaplarım camımdan içeri girmiş. onlara attığım fıstık poşetine ulaşmışlar, onu parçalamışlar, parti yapmışlar bir yandan yemişler, bir yandan dağıtmışlar. ben odaya girince de korkudan şaşırdılar ne yapacaklarını, odamdan çıkıp evin başka yerlerine kaçtılar. ben 2 tane gördüm ama bir tanesi de alt kattaymış. eşimle senkronize tepki verdik. alt kattan bağırıyor inanmıyorum eve sincap girmiş diye. sonra camı açık unuttuğumu söyledim. hayvanların dışarı çıkması lazım. yani aslında öyle kötüyüm ki, evin içinde sincapların gezip dolaşması umrumda bile değil ama hayvanlar strese girerler dışarı çıkamayınca, ölürler diye korkuyorum. mecbur evin tüm camlarını ve kapılarını açtık. kovaladığımızda evin dışına kaçsınlar diye.

titanik’in raporlarında şöyle bir ifade geçer “her şey bize karşıydı” yani o an kendimi titanik misali soğuk sulara gömülecekmiş gibi hissediyorum artık. her şey bana karşı. gitmem gereken yere bir türlü varamıyor gibiyim. üşüdükçe üşüyorum. hayvanlar da panik yaptı, bir türlü açık kapılardan dışarı çıkamıyorlar. biz hala kovalıyoruz.

ben artık dayanamadım, eşime pasladım. ilaçlarımla birlikte ağrı kesici ve ateş düşürücü alıp yattım. ama sinüzitlerimin ağrısından uykuya geçemiyorum. normalde uyku ilacımın beni 20 dakikada yatağa gömmesi gerek ama üşümekten ve ağrıdan uyuyamıyorum. dayanamayıp birkaç tane daha ateş dürücü ve ağrı kesici aldım. sonra dalmışım.

gece 3 gibi uyandım. kalbim o kadar hızlı atıyor ki hem yerimden kalkamıyorum hem de kalp krizi mi geçiriyorum diye uyumamaya çalışıyorum. onca battaniyenin altında yatmama rağmen üşümem de geçmemiş. eşime seslendim, geldi. ben ısınayım diye, evi öyle ısıtmış ki çıplak yatmak zorunda kalmış. termometreyi kolumun altına soktu, bir yandan da nabzıma bakıyor. korktun mu, kabus mu gördün ne oldu diye soruyor. ben kendimde bile değilim, uyuyor muyum yaşıyor muyum anlayamayacak bir haldeyim. ateşim ne kadar yüksekti bilmiyorum ama eşimin babasının geldiğini ve beni hastaneye taşıdıklarını hatırlıyorum en son.

bugüne kadar bir çok urgent care ziyaretim oldu ama daha önce hiç gözümü açtığım gibi bir odaya alınmamıştım. öğlene kadar orada yattım. penisilin yapılmış, uyandığımda popom dehşet acıyordu. başka bir şeyler de yapıldı muhtemelen. eve geldim, dün tüm gün yattım.

“şimdi sağlıklıyım ve tadını sonuna kadar çıkaracağım!”

çocuk kalpli’nin noel hakkındaki son sözleri bunlar. şu an yorgan döşek yatıyor. hala odamın, sincap istilasına uğradığına inanamıyorum. yatağıma bile çıkmışlar. dün gece yatağımın içinden fıstık çıktı. altında beni mi aradılar ne yaptılar.

öyle işte, az kalsın batıyorum titanik gibi. en kötüsü de işe gidemeyecek olmam oldu. yapmam gereken tonlarca şey vardı. hatta noel öncesi tatilimiz olan toronto’ya da gidemeyebiliriz belki. bir süre battaniyemin altından çıkmak istemiyorum. zaten çok güçsüzüm. kaldıramam şu an 5-6 saatlik bir yolculuğu.

şarkı paylaşmak istiyorum ama hastanede ne yapıldıysa şu an kafamda dişi yakarış dönüyor. şahan’ın bu işine hala gülüyorum. sanırım ilk işiydi. aslında artık şahan’ın işlerine gülmüyorum, recep ivedik çok itici ve salak geliyor artık ama dişi yakarışın özellikle ilk bölümüne karşı hala hislerim aynı. kafamda bu sözler dönüyor bu sabah.

nerden geldiğin belli değil…ne bir, konuşma orada…benimle konuşuyorsan başka biriyle konuşma…ne biçim insansın…adam olun ya…benimle bu davaları ayşegül hanım…

hahah offf yaa!! offf!!

okuyan herkese sevgiler,

çocuk kalpli

4 Comments Add yours

  1. Dora says:

    Uzahhaha Michigan’da yaşayan bir Türk’ün günlüğü.

    Liked by 1 person

    1. puercorde says:

      Yaşamayı deneyen diyelim biz ona.

      Like

  2. theking1907 says:

    Bir başka skecindede bu cengiz çocuğu sobanın üzerine koydu çocuktan dumanlar çıktı diyordu ahjkdhafshfwgsf

    Liked by 1 person

    1. puercorde says:

      “Yayında ve yapımda emeği geçen herkesin Allah belasını versin.”

      Like

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.