the christmas present.

birazdan, galatasaray, şampiyonlar liginde paris saint germain ile karşılaşacak. bu sene çok kötüyüz, tahmin ediyorum 6 gol daha yeriz. normalde ne olursa olsun izler, sonunun benim için ek sakinleştirici ile bitmesini göze alırım da, noel ruhumu bozmak istemiyorum bununla. tuhaf bir şekilde yanımdaymışsın gibi hissediyorum bu noel. bunu futbol ile bozmak istemiyorum. birazdan dışarı çıkıp,…

saturn.

her gün işten geldikten sonra yarım saat sincaplarımı izliyorum. o kadar mutlu ediyor ki beni bu hayvanlar, o kadar çekip alıyorlar ki beni bu ait olmadığım dünyanın içinden, kelimelerle anlatamam. kanada’da siyah olanlarından da gördüm, keşke onlardan da gelse bahçeme. sincap evimin dışını boyayamasam da, noel’e kadar, içindeki her yeri bitirmiş olacağım. şu an tek…

king puppet.

kanada’da harika bir haftasonu geçirdikten sonra mutlu bir şekilde evime dönüyorum. aslında daha çok kalabilirdik, eşimin toronto’da işleri de vardı ama hem kaldığımız otel çok soğuktu hem de benim aklım kendi işimde kaldı. gelmeden önce de sorunlar vardı, sonra başka şeyler de çıktı, bir an önce gidip çözüme kavuştuklarını görmek istiyorum. eşim birkaç gün sonra…

holding off christmas.

bir ülkeye gittiğinizde başkenti gezip dolaşmanız o ülke hakkında size çok şey söylemez. ne zaman ki taşrada bir yerde, biraz zaman geçirirsiniz, o zaman anlamaya başlarsınız o  ülkenin gerçek kültürünü. ben bugüne kadar kanada hakkında hiçbir şey bilmiyormuşum meğer. yıllarca kanada’yı amerika’nın kuzeydeki bir eyaleti olarak görmüşüm. (çünkü hep böyle insansız, alakasız, karlı yerlerine gittim…

toronto.

seni en çok bugün hissediyorum ve bu tarifsiz bir mutluluk benim için. en çok dışarıda ve sokaklardaymışsın meğer. gerçekten merak ediyorum, bu dünyada yokluğunda bile mutlu edebilecek böyle kaç kişi var? söz veriyorum, bundan sonra daha çok dışarıya çıkacağım… çocuk kalpli (toronto, kanada) 3.05 mesajında yazdığım gibi toronto’ya gittik bugün. yani çok ilginç, bir iki…

st mary’s.

her kanada’ya geldiğimde, michigan’ın aslında o kadar da soğuk olmadığına karar veriyorum. aslında kanada’ya girdiğimizde güzel bir günbatımı karşıladı bizi ama yemezler. soğuk burası. st mary’sde eski ingilizce hocamın otelinden yazıyorum bu satırları şimdi. içi victorian tarzı, sevimli küçük bir oteli var kendisinin : çok sevimli bir kasabaya benziyor st mary’s. bence burada toronto’dan daha…

where does the good go?

harika bir gün oldu. bugünün hakkını sonuna kadar verdim. eğer bir yere gideceksem, evde, noel için her şeyin tamamlanmış olması gerekirdi. hala yapılacaklar var ama büyük ölçüde bitti. en önemlisi ise arkadaşıma göndereceğim kartı yazmam oldu. dün silik kurşun kalemle üç tane kart yazmıştım, onlardan üçünü dolma kalemle yazarım hangisi güzel olursa onu gönderirim, dedim….

survey.

bu bloğu bildiğiniz gibi çok seviyorum. çocuğum sanki burası. o kadar önemli benim için. sizlerden gelen yorumları da çok seviyorum çünkü yaptığınız tüm yorumlar, bloğumu şekillendirmeye de yardım ediyor. hatta geçmişte okuduğunuz herhangi bir bloğu da siz okuduğunuzda yeniden okuyor, sizin sayenizde ben de geçmişe gidiyor ve bazı şeyleri yeniden hatırlıyorum. bugün gelen çok güzel…

ugly sweater.

bugün de noel süslemesi yapamadık çünkü değil süsleme yapmak, yerimden kalkıp, noel ağacını sulayacak kadar bile halim yok. bugün az çalışır, kendimi daha az yorarım dedim ama yine olmadı. birkaç gündür işler çok kötü gidiyor. bugün, dün her şeyi yoluna koyduk nasıl olsa edasında gittim, yine bir ton şey çıktı. nasıl olsa ayın 16’sına kadar…

noel ayı 3. gün.

bu yazıyı bu tren’in çıkardığı noel melodileri ve çufçuflamaları eşliğinde yazıyorum. aslında video da paylaşırdım ama ev çok dağınık, her yer kutu içinde. her gün yeni bir şey yapıyoruz, hayalimiz her şeyi bir günde bitirip tüm aralık ayı boyunca tadını çıkarmaktı ama öyle olmadı tabi ben hasta olunca. eğer bugün becca ile bozuştuktan sonra kapıyı…

sincap dünyam.

fotoğraf odamın çatıya bakan camı. dün ben uyurken yine camımım kenarında gelmiş bazı sevimli şeyler. fıstık yoktu dün. hasta olduğumdan dolayı koyamadım. fıstık olmadığı halde gelip bakmışlar bana. hasta olarak yatağımda yattığımda, hep söyler eşim, bu hayvanlar sana bakmaya geliyor diye. kar dün geceden beri yağıyor. bu ayak izleri ise geceden. bu hayvanlarla da ayrı…

titanik.

“mutluluktan delirebilirim. geçen sene çok eğlenememiştim malum nedenlerden dolayı. şimdi sağlıklıyım ve tadını sonuna kadar çıkaracağım!” aynen, varınca mesaj at… hastalıktan yıkılıyorum. mutsuz değilim ama. bu sabah kar küresinde gibi uyandım. dün gece fırtına çıktı. şaka gibi bir yerde yaşıyorum. dün gece gökgürüldürüyordu. kışın gök mü gürülder? fırtına sonrası kar yağmış. en son paylaştığım yazıdan…