kevin.

çocuk kalpli olmaktan hoşlanmadığım bir iki durumum daha vardır benim. 5 yaşındaki bir çocuktan bile beterimdir bu konuda.

ne hasta olmamamayı başarabilirim, ne de hastaysam iyileşebilmeyi…

çarşamba gününden beri üst solunum yolları geçmişim yüzünden çok şiddetli geçiriyorum soğuk algınlığımı yine. dün dişçiye gittiğimde ölmüştüm zaten, diyecektim hiç anesteziye gerek yok ben uyuyorum diye ama iki kişi aynı anda dokunuyor bana o işlem sırasında, en azından nitrous oxide alayım yine dedim ama ikisini de verdiler yine. en son hatırladığım teknisyenin yüzümü sevmesi. ciddi ciddi sevdi beni ya. kolumu da kaldıramadım. öyle sevdi bir güzel.

son zamanlarda eşimin tuhaf bir kriz yönetimi vardı benimle ilgili. beni üzecek, beni heyecanlandıracak, beni kızdıracak şeyleri ilaçlarımı verdikten 30 dakika sonra ben sakinleşmiş şekilde uykuya geçmek üzereyken söylüyor. birkaç günden beri becca’da bir tuhaflık vardı, benden sürekli bir şeyler saklamaya çalışıyor, bana üzülürmüş gibi bakıyordu. benim de içime eşi kyle’in kardeşi kevin ile ilgili bir sıkıntı olduğu doğmuştu. çünkü kevin da benim gibi sık sık epilepsi nöbetleri geçiriyor ve sonrasında birkaç gün komada kalıyor. dedim herhalde yine böyle bir şey oldu ama bu sefer daha zor iyileşecek, sıkıntıları olacak bir süre.

kevin bu sefer öldü…

dün akşam uykuya geçtiğim sırada bitkisel hayata girdiğini söyledi eşim ama yine de ağlamama engel olamadı. bugün de hiç uyanmak, uyandırılmak istemedim, eşime de yalvardım nolur evde gürültü yapma diye, uyandığımda hem kevin’a hem sinüzit ağrılarıma ağlıyorum çünkü.

amerika’ya ilk yerleştiğimde tanışmıştık kevin ile. facebook’tan fotoğraflarımı görmüştü, koşuya merak salmıştım o dönem, onları takip etmişti. bana en büyük arzusunun koşmak olduğunu söylemişti. ben de ona seni çekerim, beraber koşarız demiştim. böyle koşular var, engelli sandalyesindeki kişi ile koşabiliyorsunuz. kevin bedensel olarak engelliydi. sonra ikimiz de seri bir şekilde epilepsi krizi geçirmeye başladık ve bir daha görüşemedik. o öldü işte. becca da birkaç gündür köşe bucak saklıyordu bunu, uygun bir anı bekliyordu bana söylemek için, sonra eşime söyletmeye karar verdi.

o da kyle da mahvolmuş durumdalarmış. çocuklar da ağlıyormuş amcalarını kaybettiği için. büyük kızları jubilee birinin kaybetmenin nasıl can yakıcı bir şey olduğunu algılayabilecek yaşta. yanlarına gitmek istiyorum aslında şu an ama çok hastayım, bir de tüm bunlar yetmiyormuş gibi bu moralle sabah eeg’ye giriyorum. becca’ya moral amaçlı bir şeyler yazdım ama o halde bile hale benim için endişeli, bana bir iyilik yap yatağın içinden çıkma pazartesiye kadar yazmış. yarın eeg’n çekilir çekilmez yine eve dön, sakın buraya gelme diyerek de bitirmiş. canı burnunda şu an. bir de ben eklenirsem çıldırır diye düşünüyorum. ama üzülmemek, ağlamamak elde değil.

neyse, uyku saatim geldi yine. 20.30’da ilaçlarımı alıyorum. 9’a kadar sızmış oluyorum. sızmadan yazmak istedim.

huzur içinde uyu kevin…

çocuk kalpli.

fotoğraf: kevin, kyle ve lazarus.

64432392_2187210824711319_5481734113561935872_n

2 Comments Add yours

  1. Dora says:

    Çok üzücü, bir şeyler yazmak istiyorum ama ölüm olunca tıkanıyorum.

    Liked by 1 person

    1. puercorde says:

      Öyle oluyor. Noel öncesi çok kötü oldu. Nasıl kutlayacağız şimdi bilmiyorum.

      Like

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.