sleep tight.

oyuncakları çok sevdiğimden mi bilmiyorum ama ben de bazen kendimi oyuncak gibi hissediyorum. bugün terlemek amaçlı kırmızı pijamalarımı giydiğimde, yorganın altına sıkışmış sarı renkli bir noel ayısıydım sanki. uykuya dalana kadar öyle olduğumu da hayal ettim zaten. neyse ki uyumuşum. bir güzel de terlemişim, göl olmuş yatağım, amacım da buydu zaten, terleyip, rahatlamaktı çünkü yarın işe gitmek istiyordum. sonra böyle bir akşama uyandım:

7AB07AAD-A24A-4109-9BAA-DBCD42138612

gökyüzündeki bu pembelikleri ve morlukları görünce nedenini bilmediğim harika bir umut kapladı içimi. bir şeye seviniyorum ama neye seviniyorum inanın hiçbir fikrim yok. ama çok güzel bir histi içimden geçenler.

noel yaklaşıyor. ortalık, noel’in rengi olan kırmızı süslerle dolmaya başladı yaşadığım yerde. aklıma, kırmızının, en sevdiğin renk olması geliyor. sevdiğim her şeyin bir parçasısın sanki ya da herhangi bir şey, sen dokununca daha bir anlam kazanıyor sevmek için.

böylelikle noel’i sevmek için yeni bir sebebim daha var bugün..

çocuk kalpli

kırmızı pijamalarımla uyumadan önce atmıştım 3.05 mesajını. pijamaları giydiğimde aklıma geldi bu sözler. oyuncakmışım gibi geliyor demiştim ya, o an oyuncak olmak istedim gerçekten. kırmızı pijamalı bir oyuncak olsaydım keşke dedim. tüm hayatım boyunca, arkadaşımın yorganın altında onu beklesem, gelince de huzurla uyusam diye düşündüm. kırmızı olduğumdan çok severdi beni çünkü kırmızı onun en sevdiği renkti.

sonra da gerçek bir ayı olarak uyumuşum işte yatağımda. uyandığımda da bu yukarıda paylaştığım renkli gökyüzü vardı. noel ve arkadaşım, daha önce hiç düşünmediğim bir şekilde birleşiyor bu kırmızı renk üzerinden. enerjisi ile huzur buldum. gökyüzüm bile renklendi.

bazen eşin neresinde bu olayın diye soruluyor. cevap veriyorum, hiçbir yerinde. sizinkiler gibi bir evlilik değil bizimkisi. aslında evlenirken, bu evliliğin bizi, sizin yaşadığınız türden şeylerin kapısına getirmesini amaçlamıştık, hatta bir ara olmuş gibi kendimizi de kandırmıştık ama olmadı tabi hayal ettiğimiz gibi. beraber uyumayı bile beceremedik. ama bu ayrılmak için de yeterli bir sebep değildi çünkü çok iyi anlaşıyorduk ve beraber çok eğleniyorduk. hala da öyle. eşim her gün buzdolabının üzerinde arkadaşımı görüyor, hatta günde en az 10 kere görüyor. hiç sormadı bile. daha önce arkadaşımı bir iki anlatmaya çalışmıştım ama çok üzerinde durmamıştı. bizim dünyamızda kıskanmak yok. tabii ki böyle bir blog görse belki biraz gönül koyar ama onun dışında sizin düşündüğünüz türden tepkileri olmaz. üzülür sadece.

ben, o görse de üzülmem ama. yazmayı da bırakmam. bir parçam oldu burası. sanki ruhumun bir parçası burada yaşıyor. huzur buluyorum burada. hayatımın en sevdiğim en huzur veren köşesi oldu bu blog. yeni bir dünya kurdum burada kendime. arkadaşımın da içinde olduğu bir dünya. eylül ayında yeni bir yolculuğa çıkıyorum demiştim arkadaşımla. çıktım işte. dolaşıyorum içinde.

mutlu geceler,

çocuk kalpli

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.