now and not yet.

bu sabah güne eşimin babasının azarları ile başladım. dün eşimle zencefilli kurabiyelerden ev yapmıştık ve onu videoya almıştık. tabi kola şişelerini gördü babası biz o videoyu paylaşınca. sabahı zor beklemiş gelip canımızı sıkmak için. hayır hastaneye moral ziyaretine gideceğim, moralim de yerle bir oldu sabah sabah. bir şey de diyemiyorsun, karşındaki insan seninle çocuğu gibi ilgileniyor sonuçta, gerçi çocuğunu da bir kamyon azarladı yanımda. sonra evdeki kolaları da topladı gitti.

öyle sabah sabah belamızı bulduk eşimin babasından…

hastane ziyaretine gittim bir şekilde. becca çok şaşırdı ve sevindi beni gördüğüne. sanırım yine sürekli uyuyup, ekstra sakinleştiriciye ihtiyacım olacağını kurmuştu kafasında. şaşkın sözlerinden bunu anlayınca, anlaman zor biliyorum, seninle ben farklı dünyaların insanıyız, senin dünyan ile benimki çok farklı, çocuk dünyamı anlayamıyorsun, 2 çocuklu bir annesin sonuçta, diye anlatmaya çalıştım.

zaten şu “seninle ben farklı dünyaların insanıyız” lafını ne zaman, nerede söylesem hep pişman edilmişimdir. yine öyle oldu…

çocuk dünyanı sandığından daha iyi anlıyorum, dediğin gibi 2 çocuklu bir anneyim, evde senin gibi iki çocuk kalbiyle daha yaşıyorum, hepinizin gözleri aynı, bu yüzden sen her kırılıp, hayata küstüğünde onların canı acıyormuş gibi üzülüyorum, dedi.

dağıldım tabi. daha önce hiçbir annenin böyle bir gözle diğer çocuklara bakabildiğini düşünmemiştim. sabah iyice karıştı böylelikle…

belki de anne olmanı beklemeliyim. belki de kucağına bir çocuk kalbi aldığında anlayacaksın beni. sorun değil. yaşıyorsam senin için hala burada olacağım. hiç üzülmemiş hiç kırılmamış gibi, ilk günkü sevgiyle ve heyecanla, etrafında dolaşacağım…

çocuk kalpli

sanırım bir umuda ihtiyacım vardı. becca’nın bu sözleri beni yine arkadaşıma götürdü. eğer bir çocuğu olursa belki arkadaşım beni anlayabilirdi. aslında hiç anlamamış olma ihtimali yoktu ama gene de tam ulaşamamıştım bence ben ona. bir çocuğun kalbini kucağına alırsa kalbi gibi aklı da beni hatırlar sonunda diyerek bir hayale daha düştüm yeniden. ama öyle korkutan, öyle uzak bir hayal ki şu yazdan sonra. bu 3.05 mesajını girerken 2-3 kere sildim, ya buna inanırsam ve yine hayal kırıklığına uğrarsam diye ama sonra girdim bir şekilde…

burada hep olumsuz şeyler yazıyorum ama bir umuda inanmaya yazdığınızdan daha çok ihtiyacım var. inanmasam bile peşinden gidebileceğim bir şeyim olmak zorunda. aslında o kadar çok şey var ki, gerçek mi bilmiyorum ama yalan olduğuna da inanamıyorum ve bir şeyler “hayır gidemezsin” veya “dur gitme” der gibi sürekli farklı insanlar üzerinden karşıma çıkıyor. bu insanlar ruhani kişilerse bir de, söyledikleri şeyler beni delip geçiyor. işte bu oldu yine becca böyle konuşunca.

ona yazın yazdığım mesajda, onun, benim elimden tuttuğu gibi çocuğunun elinden tutmak istediğimi, çocuğuyla oynamak istediğimi yazmıştım. zaten bloke ettiğinde en çok kırıldığım yer bu oldu. tam buradan kırıldım. tam buradan paramparça oldum. bir çok şeyi iyileştirdim yazdan beri ama çocuk kalbimin kırıldığı bu yer hala ilk günkü gibi acıyor.

öyle kolay bir hayal değil yine tabi. evlenir mi onu bile bilmiyorum. özgürlüğüne aşırı düşkün, uzun süre biri ile aynı evde aynı şeyleri yaşayabilecek türden biri değil. o giden biri, gitmeyi seven, yollarda olmayı seven biri ama belki dener evlenmeyi, belki bir çocuğu olur ve o zaman çocuk kalpli’nin bir şansı daha olur belki. bilmiyorum. yazarken kendim de inanmıyorum aslında, evlenmek isteyen insanın şu an afrika’da ne işi var diye. ne işi olduğunu da yazayım, sadece o kıtayı gezmedi baştan başa. orayı da aradan çıkarması lazım. yani öyle biri ki, bugün gelip ona deseler ki al sana şu kadar para, git dünyayı bir tur daha dolaş, bir tur daha dolaşır, hatta bir tur daha dolaşabilmek için ona verilen paranın hepsini harcamamaya çalışır.

bir yanda uyumayı seven biri, diğer yanda ise bu…

farklı dünyaların insanıyız yazardım da, bugün itibarı ile bu cümleyi de hayatımdan çıkardım artık. bu cümleye son tepkimi bir anneden almış olayım.

bugün, eşimin babasının azarından sonra gidip daha iyi bir elektrikli diş fırçası aldım. pille çalışanın darbe vuruşu sadece pil ilk takıldığında çok iyi. plakları sadece ilk gün çok iyi temizliyor. bayadır farkındaydım da dişçim de söyleyince artık emin olup gidip bundan aldım:

IMG_1207

artık diş ipi de kullanacağım. meğer floasing teknolojisi de gelişmiş, öyle kimse iple uğraşmıyormuş, bayadır kıl testeresi gibi bir alet kullanıyorlarmış.

perşembe günü öndeki 3 dişim yeniden takılacak. umarım öndeki dişlerim ile ilgili son işlemdir bu artık. o gün de canım yanacak kesin çünkü geçici olanları çıkarmak için yine kesme işlemi yapacak. böyle düşününce korku filmi gibi geliyor ya. neyse gidip yeni fırçamı deneyeyim bari. umarım eskisinden çok daha iyi bakarım dişlerime. kola içmeyi tamamen durdururum.

mutlu geceler,

çocuk kalpli.

2 Comments Add yours

  1. Dora says:

    Becca ya Becca!! Ve Becca’dan sahibine uçan tekme, bu kadına deliriyorum, sana laf koymak için dünyada şahsımca, yıllarca çocuk kalpli gelsin de ona arafa laf çakayım diye beklemiş.

    Uykucu Şirin vs Gezgin Şirin. Sizin orman gergin. Bundan da uçan tekme yersin, zaten yemişsin de.

    Seviyorum lan bu hikayeyi ciddi ciddi. Umudunu kaybetme zate ya, işte bu ya!! Sen ki mucize insanı, iyice boşlamıştın bu işi, iyice bir kadercilik, ben ne yapayımcılık, sağlık olsunculuk çökmüştü sana. Kendine gel işte böyle ya.

    Şahsımca yüzük sahibini istiyor sahibi de yüzüğü. LOTR 1, LOTR 2, LOTR 3’den biliyoruz.

    Benim kafada kuşlar uçuşuyor…….

    Dora 👧

    Like

    1. puercorde says:

      Gelirsen buralara tanıştırırım. Ahahhaa Dora ya, sabah sabah gene sesli güldüm. Ama umuda bakar mısın, olmayan çocuk üzerinden.

      Emanuel yazın en kötü günlerden birinde şey demişti, bir şey olacak, ne olacağını bilmiyorum ama görürsün bir şey olacak demişti. Hayatımdaki en ruhani kişilik Emanuel. Tanıdığım insanlar içinde en saf, en temiz olanı ve bana en çok benzeyeni.

      Ben de rüyalarımda çok mutluyum arkadaşımla, kalkınca da kalbini hissediyorum, günün devamında hep benimle oluyor ama…

      Ama…

      Gerçeğe bir türlü yansımıyor bunlar. İnsan bir şeyi hayal etmeye cesaret edemiyor. Bazen ayna karşısında “ya benim çok ciddi sorunlarım var, ben şizofrenim galiba” derken bile buluyorum. Neyse ki Emanuel gibi insanlar var hayatımda, ölen erkek arkadaşım da rüyamda doğrusunu yaptın demişti.

      “Yüzük sahibine dönmek istiyor, yüzük bulunmak istiyor.” lakin sahibi yüzüğü takmıyor ne yazık ki.

      Bilemedim ama çok güldüm yorumuna.
      Öptüm çok,
      Çocuk Kalpli

      Like

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.