i don’t know!

hergün sabah 5-6 gibi kalkan çocuk kalpli, konu iş olunca bu sabah 7.30’da zor kalkıp, sürünerek işe gitti. dün ne kadar neşeli ve güneşli bir günse bugün o kadar bulutlu ve huzursuzdu. yine de çok içine girmek istemedim bazı şeylerin. tam rüzgarı arkama almışken, kötü şeyleri düşünmek istemedim. rüzgarı arkama almayı hem mecazi hem de gerçek anlamda yazıyorum. dün hızlı çekim yaptığımız anlarda kendimi video oyununa girmiş gibi hissettim bugün izlediğimde. rüzgar gerçekten arkamda gibiydi. dünden beri izleyip izleyip duruyorum bunu. o kadar hoşuma gidiyor ki bir video oyunu karakteri gibi hissedebilmek.

ve rüzgar diğer anlamıyla da arkamda. 29 temmuz’dan beri epilepsi nöbeti geçirmedim, 29 ağustos’tan beri de herhangi bir panikleme yaşamadım, dolasıyla ekstra bir sakinleştiriciye ihtiyacım olmadı. gönüllü de olsa çalışmaya yeniden başladım. yarı zamanlı akıl hastanesi gerçekten işe yaramış gibi duruyor. tabi arkadaşımın libya’dan ayrılması da azımsanmayacak bir şekilde yardım etti durumuma. geceleri huzur içinde uyuyorum artık. bugünkü 3.05 mesajıma dair birkaç şey yazıp yine böyle huzur içinde erkenden uyuyacağım sanırım. yıkılıyorum şu an.

bugün bir arkadaşımın kızı, en yakın arkadaşı onu terkettiği için ağlıyordu. onu teselli etmek için arkadaşının adını sordum. bilmiyorum ama o benim en yakın arkadaşım, dedi. sanırım yanında o kadar mutluydu ki arkadaşının adını sormak bile aklına gelmemişti. işte ben de böyle sevdim seni. kim olduğunun farkında olmadan. kim olduğumun farkında olmadan. hesapsız, kitapsız, küçük bir kız çocuğu gibi…

çocuk kalpli

becca’nın büyüğü jubilee, okuldan sonra iş yerimize geldi. ama nasıl ağlıyor. annesi meşgul o sırada, öğrenmiş okulda ne olduğunu, çok önemsemiyor, ilgilenmiyor onunla. annesi yüz vermeyince geldi bana ağladı. ne oldu, diyorum. çok kötü bir şey oldu diyor. ne kadar kötü, diyorum. o kadar kötü ki her şeyimi kaybettim, diyor. anlat hadi, diyorum. en yakın arkadaşım başkaları ile oynadı bugün, beni grubuna almadı, sonra da benimle küstü, diyor.

o an kalbime yine camlar saplanıyor ama toparlıyorum kendimi, dikkatini dağıtmaya çalışıyorum ağlamasın diye. adı ne diyorum arkadaşının, bilmiyorum ama en yakın arkadaşımdı, diyor. öyle bir yürekten “i don’t know but she was my best friend” diyişi var ki bırakıyorum kendimi ben de artık. sonra becca gelip ikimize de bağırıyor, sizin her şeye ağlayasınız mı var diye.

ben de o andan sonra gelip yazdım 3.05 mesajını.

öyle sevdim, seviyorum işte. benim de arkadaşım bana küstü, başkaları ile oynuyor ve ben ağlıyorum.

mutlu geceler,

çocuk kalpli.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.