dave.

nadir de olsa bazen sıkıcı pazar günü rutinlerimizi seviyorum. pazar günü sabahı aslında hep güzel başlar. kurabiyelerimizi alıp becca’lara gider çocuk sesleri eşliğinde kahvaltı yaparız. aslında ben kahvaltı yapamam, çünkü lazarus beni görür görmez, kendisini kucağıma aldırır ve evin içinde dolaştırır beni. daha önce bahsetmemiş olabilirim ama çok yakın olmasa da aslında becca bizim akrabamız. eşimin anneannesi ve becca’nın anneannesi kardeşler. bu durum uzaktan da olsa kuzen yapıyor onları ama kesinlikle ben amerika’ya geldikten sonra bu aile yakınlaşması başladı çünkü başına bela oldum becca’nın. ama seviyor gerçekten beni. hatta bazen o kadar yanlış yerlerde belli ediyor ki çok zor durumda kalıyorum.

becca bildiğiniz gibi kadın papaz. pazar günü yönettiği ayinlerden sonra çıkış kapısına giderek herkese geldiği için teşekkür eder ve elini sıkar. lakin sabah görüşmemize rağmen o selamlaşmada bana mutlaka sarılır. burada sıkıntı büyük çünkü becca ile yakın olmak isteyen çok kişi var. becca onların sadece elini sıkıyor. bana ise sarılıyor. hiçbir derdim yokmuş gibi bir de bu insanların olumsuz enerjileri ile uğraşıyorum.

her cemaat gibi, iyi görünmeye çalışan, göstermelik bir tanrı inancı olan bir sürü gereksiz insan geliyor kiliseye. iyi bir kilise değil o yüzden calvin kilisesi. kiliseye bağlı bir oluşumda aktif bir şekilde mültecilerle çalışıyoruz ve mültecilerimizin büyük bir kısmı afrika’daki ülkelerden geliyorlar. çoğu siyahi hristiyan. tüm mülteciler geldiklerinde bizim kilisenin bir parçası olmak istediklerini söylüyorlar. lakin 2-3 hafta sonra bir bakıyoruz kendi renklerinde insanların kilisesine gitmişler. çünkü kilisedeki bazı insanlar onları renklerinden dolayı kötü hissettiriyorlar. bakışları ve vücud dilleri ile taciz ediyorlar, belki farkında bile değiller ama kaçırıyorlar insanları. övmek için söylemiyorum mesela bu istanbul’daki katolik kilisesinde yoktu. vaftiz annem bile siyahi bir adamla evlidir. ama burada sorun işte. sevmiyorum hiç bunu.

kendi yaşıtlarım olanlarla cumartesi akşamları connections club adında bir oluşumumuz var. dün akşam 1 hafta önce annesi ölen arkadaşımız david’in evine taziyeye gitmiştik. david, genç yaşlarında, amerika’nın ırak’a işgali sırasında helikopterden düşüp omurgasını kıran bir deniz subayı. hayatı birgünde değişen ve geri kalan hayatında buna adapte olmak zorunda kalmış biri. omurgası kırıldığında eşi terkettiğinden, 30 yaşında annesinin evinin bodrum katına sığınmış da biri. dün akşam onu ziyaret ettik ama ayrılırken bana, sen kal eşinle sana göstermek istediğim bir şey var dedi, çaktırmadan. annesi ile ilgili bir şey göstereceğini düşünmüştüm. lakin evin bodrum katına indiğimde bambaşka bir dünyaya gelmiş gibiydim…

david tüm hayatı boyunca el yapımı askerler, şovalyeler, uçaklar, tanklar, kaleler yapan biriymiş. bodrum katında kolilerce oyuncak vardı yaptığı. deniz subayı olduğu için silahlar ve kılıçlar da vardı, tabi bir de askeri birlikleri temsil eden bayraklar. oyuncaklarının fotoğrafını çekmeme izin vermedi ama yaptığı katolik kilisesiyle 3 dakikadan fazla oynayınca “tamam bari bunun fotoğrafını çek” diye yatıştırdı beni.

IMG_0501

bu arada isteyerek yapmadım ama sol üst köşede belli olmasa da deniz subayı olduğu günlerden fotografı da ve madalyaları da bu karede yer aldı. ama dediğim gibi, kasıtlı yapmadım çünkü aklımı kaybetmiştim bu kiliseyi elime aldığımda.

IMG_0496

içini bile yapmış.bunu gördüğümde sana para versem bana aynısından yapar mısın dedim ama sadece kendim için yapıyorum, dedi. buna çok üzüldüm tabii ki. yine de david’in de çocuk kalpli biri olduğunu görmek, harika bir duyguydu.

seni seviyorum, dave.

birazdan bisiklet parkuruna gidip go pro’yu açık gökyüzünde deneyeceğim. birkaç ay önce, apple, kişisel erişim noktasını kaldırdı amerika’da. eğer kaldırmasaydı livestream yapabilecektim. şu an bu hizmet için aylık 10 dolar istiyor gsm şirketi. bir kere verelim dedik ama içinden çıkamadık çünkü aile planında tüm hatlarımız, eşimin babası yönetici, o da beceremedi ayarlamayı. kaldı öyle. bugün daha iyi bir video çekmeyi deneyeceğim. bu aleti alırken beni daha çok spor yapmaya teşvik etmesini amaçlıyordum. öyle oldu gerçekten. birazdan çıkıp günün hakkını veririm umarım.  pazar günümüze yeni bir heyecan gelmiş olur böylelikle.

sevgiler,

çocuk kalpli.

2 Comments Add yours

  1. neerdem says:

    Ahhh yaaa 😢😢😢 Brothers in Arms!!! Bakıyor devlet değil mi? Bakıcısı, maaşı var???

    Liked by 1 person

    1. puercorde says:

      Evet her türlü yardımı alıyor. Geçirdiği 4 ameliyattan sonra yürüyebiliyor, sadece dayanılmaz ağrıları oluyor dediğine göre. Beni tek üzen şey 5 yaşındaki başka bir çocuğun hayallerini gerçekleştirmeye çalışırken bu halde olması. Her erkek çocuğu gibi tanklarla, tüfeklerle, askerlerle büyümüş. Bu yüzden asker olmuş. Konu hassas olduğu için açmak istemedim ama anlattı o zaten. Birgün Irak’a gideceğini asla beklemiyormuş. Gemisinde arkadaşları ile Birleşik Devletler sınırları koruyacağını düşünmüş. Birgün emir gelmiş ve gitmiş, gittiği hafta da helikopterden düşmüş. Politika işte, sadece bombanın düştüğü yeri değil bombayı atanı da mahvediyor.

      Like

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.