$1000

bu sabah kendimi artık zorlayıp yataktan tamamen çıkmaya ve gün içinde bir kere daha içine girmemeye karar verdim. ilk iş olarak urgent care’e gidip serum desteği aldım, yarına da rezervasyon yaptırdım, yarın aynı saatte gelip bu desteği alacağım diye. böyle yapmak zorundayım çünkü çarşamba günü diş operasyonu geçireceğim. 3 diş birden takılacağı için lokal anestezi ile olmuyor, zaten olsa bile psikolojik olarak o kadar dayanamazsınız. ciddi bir şey bekliyor beni, yani.

bu diş olayı olmasa da zaten kalkmak zorundaydım çünkü annem ufak ufak sinirlenmeye başlamıştı. hazır kalkmışken iş yerinden istenen bazı evraklar vardı, onları da götüreyim bari dedim, dönüşte de telefonu değiştirir, dün beğenip de alamadığım sonbahar oyuncaklarından birini alır eve dönerim. gidip o oyuncağı almam lazım yani, alacağım onu.

şu ortadakinden bahsediyorum:

IMG_1011

iş yerine gittiğimde beni bir sürpriz bekliyordu tabi. birkaç gün önce josh’un sekreteri beni aramış, hastane faturalarımdan birkaçını istemişti, ben de vergi ile ilgili bir şey olduğunu düşünmüştüm. meğer değilmiş. gönüllü hizmet karşılığı alacağım paranın üzerine ortalama sağlık masraflarım da eklenebiliyormuş. alacağım para birden 1000 dolar oldu böylelikle. ben 500’e bile sevinmiştim halbuki. şimdi diyenler olacak, amerika gibi yerde 1000 dolar kazandığın için mi seviniyorsun?

evet. çünkü hiç bir şey yapamayacak durumdayken bu ufacık para benim için dünyalar demek. iyi olduğum şartlarda 10.000 dolar kazansam bu kadar mutlu etmez beni. aslında bu paraya şu an hiçbir şekilde ihtiyacım yok, eşimin durumu iyi, çocuğumuz yok, olmayacak, evimiz-arabamız kendimizin, tek kredi borcumuz yok ama hiçbir işe yaramama hissi o kadar kötü ki, paranız olsa da bir şey alamayacak kadar düşürüyor sizi bazen.

sevinç içinde bunları düşünürken kontratımla ilgili sayfaları okuyup imzalıyordum, son sayfayı çevirdiğimde ise josh’un imzasını gördüm. normalde prosedür olarak önce benim, sonra onun imzalaması gerek ama o imzayı çoktan atmış. işten ayrıldığım gün bana “biz kurumsal şirket değiliz” demişti. öyle olduğunu bu imza ile hatırlatmış bana. dağıldım. teşekkür etmek için odasına gittiğimde daha da dağıldım. çünkü bana “tüm hayatı boyunca insanlara yardım etmiş birine nasıl davranmamızı bekliyorsun” dedi.

o an bir daha anladım ki, yaptığımız tüm iyiliklerin karşılığı bir şekilde geri dönüyor bize. çoğu zaman hayal ettiğimiz veya tahmin edebildiğimiz gibi değil sadece. josh, uzun süre böyle devam etmemi istiyor, belki de üniversiteye geri döner sosyal hizmetler okursun, dedi. şu an yardım aldığım kuruluş bana burs imkanı da sağlıyormuş. ne kadar gerçekleştirebilirim bilmiyorum ama hayali güzel geldi. böyle saçma sapan bir üniversite geçmişim oldu zaten. gittim mühendis oldum, sonra sanki bir şirkette müdür olacakmış gibi işletme master’ı yaptım ama nerdeyse tüm hayatım boyunca yaptığım işle ilgili profesyonel tek bir şey okumadım. aslında bir ara açıköğretim fakültesi uluslararası ilişkiler programına kaydolmuştum ama iş yoğunluğum yüzünden sınavlarına bile gidemedim. bir de o bölümden mezun biri küçülttü o bölümü gözümde. 2013 yılında çalıştığım alanda birden bire avrupa birliği bakanlığı olmuştuk, sonra onlara her ilde bir birim kurulmasına karar verildi ve bu birimlerin başına, onca iş yükümüz olmasına rağmen biz getirildik. haftanın 1 günü valilikte bu birimde çalışanı eğitiyorum. ama nasıl bir eğitmek. hayatı boyunca yurtdışına çıkmamış, ingilizce bilmeyen birine avrupa komisyonunda işlerin nasıl yürüdüğünü anlatmaya çalışıyorum. yine de hor görmedim, en iyimi denedim. hatta saygı bile duydum, sonuçta açıköğretim üniversitesi de olsa uluslararası ilişkiler bölümü bitirmiş, gitmiş emek harcamış kpss’yi de kazanmış, memur olmuş biri. baya sevdim de ben bunu, bana çok temiz iyi bir insan gibi gelmişti başlarda. lakin birgün benim işlerimi çaldığını gördüm. aptal, benim projelerimdeki metinleri kopyalayıp proje başvurusunda bulunmuş. haberi yok, sistemde projeleri okuyup puanlayan kişilerden biri de benim! dünyam başıma yıkıldı. ona tepki verdiğimde de bir yolunu bulup beni valilikteki o birimimden kovdurdu. o yerin bana maddi bir kazancı yoktu ama manevi olarak beni çok sıkıntıya soktu o dönem. prestij kaybıydı benim için.

orada bitti işte benim için açıköğretim üniversitesi’nin uluslarası ilişkiler bölümü. burada aşağılamak için yazmıyorum lütfen yanlış anlaşılmasın, bu herifin yüzünden o bölüme isteğim kalmadı. onunla aynı şartlarda aynı ünvanı paylaşmak istemedim.

neyse, oyuncağı alacağım demiştim değil mi?

IMG_1066

işte ben şimdi mutluyum!

okuyan herkese mutlu geceler,

çocuk kalpli.

4 Comments Add yours

  1. neerdem says:

    Kuzum, kim diyor 1000 dolar kötü diye? Öğrenciler kadar kazanıyorsun ama şartların da onlar gibi amma velakain, sen public chargea giriyor mu bu benefitlerin ona dikkat et. Tüm bu hakettiklerin baktığın hayvanların yüzü suyu hürmetinedir amma çok fena bir gün seçmişsin yazını dolar isminde paylaşarak, gelir bunaltırlar seni şimdi vatan hayini diyerekten.

    Like

    1. puercorde says:

      Türkiye’deki şartları düşündüğümüzde hiçbir şekilde kötü değil zaten ama şu an mental olarak engelli hissediyorum, o yüzden 1 milyon dolar değerinde haftanın sadece 2 günü çalışacağım bu iş.

      Çalıştığım kurumda mültecilerin de vatandaşlık işlemlerini yürüttüğümüz için Public Charge’a dikkat ediyoruz. Kuruluşun kendi bütçesi, hükümetten bağımsız.

      Valla bir şeyler oluyor sanırım ama okuyasım gelmedi dün hiç, beni çok aşıyor o dünyalar.

      Çok teşekkür ediyorum.
      Sevgiler,
      Çocuk Kalpli.

      Like

  2. KuRti says:

    Ben olsam bu bölüme bir şans daha verirdim ç.k., içinde kalmasın, o hıyar yüzünden vazgeçme kaydın duruyorsa devam et Amerika’dan sınava giriliyor oradan https://www.anadolu.edu.tr/acikogretim/yurtdisi-programlari/kuzey-amerika-programlari

    Like

    1. puercorde says:

      Vay be, bu çok iyiymiş. Evet duruyor sanırım ama bir daha lisans okumak istemem sanırım bu yaştan sonra. Şu an yaptığım iş biraz daha sosyal hizmetler üzerine, şu an daha ağır basıyor. Aslında çok kısa sürede bir karar da vermem lazım çünkü kayıtlara az kaldı 2020 öğretim yılı için. Psikolojik olarak hazır mıyım bilmiyorum. Belki gelecek sene, 2021 için.

      Gene de bir şans daha verilebilir aslında Uluslararası İlişkilere. Toronto yakın bana, orada sınavlara gidebilirim.

      Sağol Kurtuluş,
      Çok mutlu etti beni bu yorumun!
      Sevgiler,
      Çocuk Kalpli

      Like

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.