october 5.

aynı gün içinde üçüncü bloğum ama canım sıkılıyor affedin. hastaneye gidip serum desteği alınca biraz da olsa yataktan çıkabilme gücü buldum bugün kendimde. sıcak bir duş aldım. nevresim takımlarımı değiştirdim. (umarım tüm mikroplarımdan arınmışımdır, fenalık geldi hasta olmaktan artık)

IMG_0945

annem zonguldak’takileri beğenince bir takım da burada kullanmam için almıştı. moral oldu bana bugün sermek. emmet’a da gitti renkleri. (cama iyi bakın emmet da orada)

IMG_0962

önden de böyle. bu üstündeki beyaz pike gibi görünen şey ağır battaniye. basınç yapıp sarılarak sizi sıkıştırıyor yatakta. anksiyeteye çok iyi geliyor, uykuya dalma süresini de kısaltıyor. türkiye’de bu işe neden girilmedi hiç anlamıyorum.

bazı şeyleri ikiye ayırmayı çok severiz ya, dünyada bir yolculukta bile mikrop kapıp hastalanabilecek, günlerce yataklara düşecek insanlar varken, bir de ülke ülke gezip soğuk algınlığına bile yakalanmayan birileri de yaşar bu yerde. arkadaşım dünya turuna gitmeden önce aslında biraz daha benim gibi biriydi. benim de aristokrat zamanlarım tabi. şimdi ben de öyle biri değilim ama o zamanlar farklıyım işte. bir havalar bir kendini bir şey sanmalar. bir şey sanıyorum kariyeri, takım elbise giymek hoşuma gidiyor o zamanlar. ama arkadaşım da benden en az 100 kat daha aristokrat. aynı komisyon altında farklı alanlarda çalışmamıza rağmen benimki onun yanında anaokulu aktivitesi gibi duruyor. iyi bir geliri var, oturduğu yer dikmen vadisi’nde, kapı komşusu konsolos, yani şu durumda sırt çantasını alıp kendini sokaklara atabilecek en son kişi bile değil.

ama gitti. döndüğünde de bambaşka bir insandı artık. giderken de seviyordum onu, o zaman da arkadaştık ama döndüğünde gözlerimi alamadığım bir hayranlıkla bakar oldum ona. harika bir şeye dönüşmüştü. giderken ve dönerken iki farklı insandı. tabi bunu da söyleyemedim ona. insanlar buraya yazacağına git ona söyle bunları diyorlar ama öyle olmuyor ki. korkular var her şeyden önce. acaba bunları söylersem ne düşünür var. bir de olayın dini yönü var. bazı sınırları geçmek istemiyorsunuz. aslında tertemiz bir sevgi ile dolusunuz ama, ama işte. gerçi son epilepsi nöbetimi geçirmeden önce attığım mesajda açık açık yazdım her şeyi. aşk değil, arkadaşlık değil, çocuk kalbimle seviyorum seni dedim. yine olmadı tabi. canı sağolsun ama…

ben bazen, hatta çoğu zaman, hep sonradan anlarım bazı şeyleri. o böyle biri değildir ama umarım birgün anlar ona olan son cümlelerimi, umarım birgün düşerim aklına.

neyse, uykum geldi. siz de yatmışsınızdır. hadi hep beraber rüyalarda buluşalım.

mutlu geceler,

çocuk kalpli

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.