departure.

uzak ülkelerde yaşayan insanlar için veda günleri hiç kolay değildir. özellikle iki aileniz varsa. eşimin ailesi de beni yolculamak için benimle birlikte geliyor bugün şikago’ya. çünkü eşim bana el salladıktan sonra oturup ağlayacak. dün akşamdan başladı zaten. o ağlayınca ben de ağladım. sonra geç saate kadar uyuyamadık beraber. öncesinde de annesi, bana sonbaharda evimin dekorasyonunda kullanmam için yeni bir oyuncak almış. ayrılırken elime tutuşturdu ve vedalaşmak için sarıldığında, duygusal bir sesle “lütfen geri dön” dedi. sonra eşim de ağlayınca tuzu, biberi oldu bu hüzünlü, ağlatan akşamın.

oyuncağı çok sevdim. sanırım bir yolunu bulup cadılar bayramı olmadan, mutlaka geri döneceğim.

IMG_8005

amerika’da dönemler vardır. sonbaharda, eylül ayından itibaren kasım’ın sonuna kadar turucu cadılar bayramı dekorasyonu ile süslersiniz evi. sonra kasım – aralık – ocak ayında noel süslerine döner her yer. şubat – mart – nisan itibarı ile paskalya için hazırlık yapılır. mayıs’tan eylül’e kadar da amerika’nın önemli günlerini kutladığınız, amerikan bayrağı temalı dekorasyonlar içinde bulursunuz kendinizi.

çocuk kalpli biri için eğlenceli şey aslında amerika’da yaşamak.

neyse gidip valizimi hazırlayayım ve son zamanlarımı emmet ile geçireyim. hayvanlar böyle uzun ayrılıkları bir şekilde hissediyorlar ve mutsuz davranıyorlar. bir de sincaplarım var, ben yokken beni unutur tamamen terkederler diye çok korkuyorum. çok alıştım onlara, evimin bir parçası oldular. giderlerse çok üzülürüm.

xmassketch2.png

buna karar kıldım, yapan kişi sabaha kadar boyamış olurum dedi ama boyamamış. muhtemelen tam ben uçağa bineceğim sırada boyamayı bitirmiş olur ve bana atar. bloğumun, yeni üst kısım görseli bu olacak. hatırlayamasam da hayatımın en güzel günü olduğu kesin. oyuncaklarım var, kıçımızda da sevdiğim türden pijamalar, günlerden noel ve arkadaşımlayım. ve bu gün gerçekten yaşandı.

kendimi iyice toparladığımda tekrar bu ana, astral boyutta zaman yolculuğu yapmaya çalışacağım.

keşke o ilaçları hiç kullanmak zorunda olmayan bir hayatım olsaydı. özellikle keşke xanax’a hiç bulaşmasaydım. en azından, bari bu muhteşem noel gününde kullanmasaydım.

bu hayatımın en güzel günü. arkadaşıma sövüyorsunuz ama o da bu anın bir parçası ve benim kadar çocuk. beni sevdiği için çocuk ve benim kadar içinde o anın.

hep hüzün değil benim için, hatta çoğu zaman değil. dün “allahın sopası” yok derken sanki onu suçlamışım gibi oldu ama ben kendi aptallığımın bedelini ödediğimden, bahsediyordum. onun başına bir şey geleceğini düşünürken, evrendeki en gerizekalı planlardan birini yapmıştım ve o beni durduğunda kendimi öldürmeye kalkışmıştım. sonra kötü bir kriz geçirdim. allahın sopası dediğim buydu. bu sefer kıçım değil, kafam kırıldı.

bir daha sövmeyin lütfen ama nolur, yani tüm gün bloğunda oyuncak fotoğrafları paylaşan birini çok kırıyor yazdıklarınız. ben arkadaşıma oturup gece gündüz sövmüyorum ki. size şikayet de etmiyorum. yazmak bana iyi geliyor, bu blog aracılığı ile onunla aramda sihirli bir dünya varmış gibi hissediyorum. sevdiğim bir yer burası.

okuyan herkese sevgiler, sizinle aynı zaman diliminde yeniden görüşmek dileğiyle.

çocuk kalpli.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.