a nice day.

sanırım hastanede geçirdiğim 10 gün işime yaradı. sabah eeg sonucumun kötü çıkmasına üzülmüştüm ama duygusal bir tepki vermek yerine, başka şeylere konsantre olup kafamı bir şekilde dağıttım. sonra öğlen doktorumun ofisine gittik konuşmak için, o da 1 ayda tamamen gitmezdi zaten, ilk önlemlerimiz geri döndü sadece hayatımıza, ancak 3-4 ay sonra yeniden iyileşme sağlarız, dedi. anlamı 1 kutu da olsa kola yok. akşam yatma saati 9.00 PM. telefon, televizyon ve bilgisayar en düşük kontrasta. lunesta tekrar 2mg, lamictal ise 300mg oldu.

sanırım çocuk kalpliler için kış uykusu vakti…

kardeşim lunesta’ya çok olumlu bakmıyor aslında ama günün yarısını uyuyarak geçirmemin, kış aylarında benim için en doğrusu olduğunu biliyor. bu daha az anksiyete atağı, okb ve panik demek. güneşin gitmesi ile depresyon bunları tetikliyor bende. bu arada lunesta’yı türkiye’deki imovane’ın muadili biliyordum ben, bir iki kişi sordu. değilmiş meğer. lunesta türkiye’de olmayan bir ilaç. nedenini bilmiyorum ama olmaması çok tuhaf. türkiye’de uykusu kaçan insanlara benzo grubunu vermek ne kadar doğru? lunesta direk uyku ilacı. dolaştırmadan, kafa yaptırmadan direk yatağa gömen bir ilaç. benzolar uyku yapıyor ama uyuşturucu madde içeriyor hepsi. bazı şeyler gerçekten yanlış türkiye’de.

neyse bunları düşünmek istemiyorum şu an.

evime gidiyorum. gerçi ilk tatile gidiyorum oradan evime geçeceğim ama çok heyecanlıyım. çok heyecanlanınca hiçbir şey yapamamak gibi bir huyum vardır benim. şu an sevinçten valizimi bile hazırlayamıyorum. her zaman yaptığım gibi son anda elime ne geçerse doldurup, bir çok şeyimi unutacağım muhtemelen.

annemler nereye gitmek istersin diye sorduklarında, hiç düşünmeden arkadaşım ile yüzdüğüm, kelebekler vadisi’ne gitmek istiyorum, diyorum. oraya ilk defa arkadaşımla gitmiştim. aslında geçen sene oraya eşimle de gittim ama hatırlayamıyorum, 1 gün öncesinde yine epileptik nöbet geçirmiştim. hatta bir de yamaç paraşütü yapmışız. ama bundan benim 1 ay sonra haberim oldu. o kadar yıkıcıydı o kriz de.

yamaç paraşütünü de orada ilk arkadaşımla yapmıştık. farklı paraşütlerde olsak da, onunla birlikte havadayken bir an bile rahat hissedememiştim. başına bir şey gelecek diye aklım çıkmıştı. halbuki ben de havadaydım.

bana göre, çok cesur ve güçlü biri ama öyle maceracı ki, her zaman 5 dakika sonra başına bir şey gelecekmiş gibi hissediyorum.

aslında başına bir şeyler gelen tek kişi benim. bu en başından beri böyleydi. yine o vadiye kayalıklardan inerken, onunla dalga geçtiğimi hatırlıyorum, spor hayatı olmadığı için bana göre çok yavaştı, çok yavaş hareket ediyordu. ben de onunla eğleniyordum. o sırada ayağım öyle bir kaydı ve düştüm ki, ona söyleyemedim ama kuyruk sokumum 3 gün acıdı. öyle süper oturmuştum popomun üzerine.

bana “allahın sopası” yok demişti, düştüğümde.

yokmuş gerçekten. özellikle bu yaz, bunu çok daha iyi anladım.

okuyan herkese mutlu geceler,

ve çocuk kalpli olanlara iyi yolculuklar!

çocuk kalpli.

Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.