final.

hastanedeki son günüm. sadece doktorlarımla konuşacağım bir gün olacak. ondan geç gideceğim bugün. ama gerçekten çok üzülüyorum oradan ayrılacağım için. sanki yapay bir anne karnı oldu orası benim için. hayattan kaçıp bir yere sığınmıştım, şimdi tekrar aslında olmak istemediğim hayatla baş başa kalıyorum.

akıl hastanesi diyince, sürekli bir odada kilitli olduğum düşünüldü hep ama ben gün boyunca toplantı salonu gibi yerlerdeydim, tabi onlar da kilitliydi ama bir yerden sonra umrunuzda olmuyor ki zaten bu kilit olayı. becca’nın beni buraya gönderirken amacı stres yönetimini öğrenmemdi. zaten hep diyorum ya başka nedenler de vardı, ben sadece arkadaşım için endişelenirken anksiyete krizleri geçirmiyordum, galatasaray gol atamayınca da düşüp bayılabiliyordum, yani panik halimi bir türlü durduramıyordum. hastanede bunun üzerinde çalışırken aslında duygu yönetimimi düzeltmem gerektiğini anladım ve onun üzerine çalıştık hep oturumlarda.

“take it easy” dedikleri şeyi öğrettiler. tepki ver ama hemen değil, üzerine bir uyu, kalk yeniden içinde değerlendiriri anlattılar. sadece kötü olaylar için değil iyi olaylar için de bunu yapmamı kodladılar.

güzel bir şey oldu demiştim. evet oldu. ama bu güzel şeyi bile bana öğrettikleri gibi yorumladım, birkaç gün üzerinde düşündüm. akıl hastanesine yattığımdan beri çok huzurluydum (tabi verilen ilaçların da bunda etkisi var) nerdeyse her gece arkadaşımın yanına gittim uyuduğumda. aslında zaman yolculuğu yapma gibi bir niyetim yoktu ama bazen istemeden de olsa 2 boyut geçebildiğimi yazmıştım. boyut 2’den zaman yolculuğu yapılan 3’e çok hızlı atlıyorum demiştim. 24 ağustos 2019 günü bunu yazdığım gece bir şey oldu.

“çok üzücü, çok hüzünlü bir yaz oldu yine. ama senin elinden gelen hüzünün, benim için her zaman başka bir tadı vardı ki zaten. yine de birgün anneni yeniden görürsem, bebeğinin beni çok dövdüğünü söyleyeceğim…”

rüyamda kendimi hiç tanımadığım bir yerde buldum ama nerede olduğumu anlamam o kadar uzun sürdü ki, bir yerden sonra ister istemez paniğe kapıldım. hiç tanımadığım sokaklarda, insan bulmaya ve diyalog kurmaya çalıştım ama bir türlü bulamadım. tüm ümitlerimi yitirdiğim ve uyanmayı beklemeye karar verdiğim an en sonunda bir kadın belirdi, bana doğru yürüyordu ve kucağında bir çocuk vardı. hemen ona doğru koştum, o da zaten bana doğru geliyordu. yanına ulaşınca o kadınla konuşmaya başladım, kaybolduğumu ve kafamın karıştığını anlatmaya çalıştım ama kucağındaki çocuğa hiç bakmadım, çünkü paniğe kapılmıştım. kadın bana sokakları tarif etmeye çalıştı ama o sırada çocuk birden ağlamaya başladı. kocaman yanakları olan, sevimli, beyaz tenli bir çocuktu. annesi birden adını söyledi, sus ağlama diye. o an öldüm ve cennete gittim sandım. bu benim arkadaşımdı! sonunda arkadaşımın çocukluğuna ulaşmıştım. annesine kucağıma alabilir miyim dedim, kabul etti ve arkadaşımı kaldırıp kucağıma aldım.

hayatım boyunca daha iyi hissettiğim bir an olmamıştı, dediğim gibi öldüm ve cennete gittim sandım birkaç saniye. bir süre önce kendime, onun çocuğuna hiç ulaşamayabilirim bari rüyamda geçmişe gidip arkadaşımı kucağıma alayım demiştim, denediğim günler olmamıştı ama o gece oldu sonunda.

sonra çocuk yüzüme doğru vurmaya başladı, annesine baktığımda birden kendimi, bebeğin beni çok dövüyor derken buldum. o an aman tanrım dediğimi ve der demez uyandığımı söyleyeyim.

işte bu rüya tamir etti sanki tüm yazı. çok acı çektim ama sonunda ben de huzur buldum sanki. tabi hala üzücü yaşadığım şeyler ama kötü bir şeyin, iyi bir şeye dönüşmesi diye tabir edilen durum gerçekleşti sanki. gerçekten öğrenmem gerekiyordu duygularımı ve stresli anlarımı yönetmeyi. tabi faturası hala ağır olacak, özellikle birkaç gün sonra türkiye’ye gittiğimde ailem tarafından sorguya alınıcam ve neyi nasıl açıklayacağımı neyi nereye bağlayacağımı düşününce şimdiden amerika’ya geri dönmek istiyorum.

bu akıl hastanesine yatma olayından sonra sabırlarının sonuna geldiler. kardeşimin düğününde epilepsi krizi geçirmemle başlayan süreç tam 1 yıl boyunca aynı şekilde devam etti. sürekli hastanelerdeydim, sürekli sakinleştirici almak zorunda kaldım, sonunda akıl hastanesine düştüm hatta bir ara bileğime kelepçeler bile geçti. o olaya da ayrı inanamıyorum, gerçekten gerekli miydi böyle bir şey. neyse özetle yaşamaya korktuğum her şeyi yaşadım ve onlara yaşattım. bu olaylardan sonra eşimden boşanmamı ve eve dönmemi istiyorlar. açıkça söylemiyorlar ama ben davranışlarından anlıyorum. babam emekli olduğundan beri yazlık bakıyor ve geçen gün bir yazlık beğendik, ufak bir odası var, orası tam senlik, güneş de alıyor, lila renk duvar kağıdı ile döşer sana harika bir oda yaparız diye, ağzından kaçırdı bile eve dönmemi istediğini.

tüm kardeşler evliyiz ve babam sadece bana oda bakıyor.

evliliğimden, “oyun bitti akşam oldu gel artık eve” diyerek çağırılıyorum. belki bu sefer de yırtıp amerika’ya geri döneceğim ama bundan sonra ilk olan şeyde bu evlilik bitecek. bunu anladım. evlenirken, mutlu olacağımı düşündüklerinden izin vermişlerdi zaten bu evliliğe, ilk karşı çıksalar da “mutlu olacağım” diye karşılarına çıkınca, tamam demişlerdi.

gelinen nokta ortada. aslında eşimle hiçbir sorunumuz yok. ama bu evliliğin bizi hayal ettiğimiz şeylerin kapısına getiremediği de çok açık. yine de bitmesini istemiyorum. gerçekten istemiyorum.

öyle işte son günüm, bugün gerçek hayata dönüyorum.

okuyan herkese kocaman sevgiler,

çocuk kalpli.

Anonim için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.