pine rest.

becca’ya bir ara beni istersen cam bir fanusa kapat demiştim, niye dedim ki acaba böyle bir şey. bugünden itibaren beni yarı zamanlı akıl hastanesine kapatıyor gerçekten. beklediğimden çok daha sert önlemler aldı, sadece pasaportla yırtamadım. dün akşam gelip konuştu benimle ve eşimle. sabahtan akşama kadar savaş haberleri okumanı istemiyorum, bir bomba düşünce de sakinleştirici almanın sorunu çözdüğünü düşünmüyorum, daha kalıcı bir çözüm lazım bize, ne zamandır kötüsün, elimden kayıp gitmene izin vermeyeceğim dedi.

benim adıma buraya rezervasyon yaptırmış bile. bugün beni alıp götürecek. ilginç bir akıl hastanesi oluşumu, tüm gün kreşe bırakılırmış gibi buraya bırakılıyorsunuz ve gün bitince yakınlarınız sizi gelip alıyor. tabi cam da olsa kapılar kilitli ve sabahtan akşama kadar gözleniyorsunuz ama gün boyunca doktorlar ve psikiyatri hemşireleri ile sorunlarınızı konuşup, grup aktivitelerine katılıyorsunuz. sadece bir iki gün ilaç verip yatırıyorlar çünkü herkes ilk gün kilitli bir yerde olay çıkarıyor. diğer hastalar da olumsuz etkileniyor bu durumdan. becca’nın tek amacı kötü bir haber aldığımda bunu kaldıracak kapasiteye gelmem ve sakinleştiriciye ihtiyaç duymamam, dolayısı ile epilepsi krizi geçirmemem.

annem, kardeşim ve eşim duyar duymaz kabul etti. zaten becca’ya hayır deme şansım yok, evime direk polisleri gönderip beni tam zamanlı bir akıl hastanesine gönderebilir isterse.

üzgün değilim, gerçekten ihtiyacım vardı. türkiye’ye gidene kadar kreşe gidermiş gibi düşüneceğim. ayrıca kapısının kilitli olması dışında kötü bir yer değil, günde 2 kere 30 dakika telefonla vakit geçirme hakkınız var. o zaman yakınlarınızla mesajlaşabiliyorsunuz.

güzelliyorum işte elimden geldiği kadar…

hala bir miktar can sıkıcı çünkü.

sevgilerle,

çocuk kalpli.