josh.

sabahtan beri uyanamıyorum bir türlü. kafamı koydukça uykuya dalıyorum. kısa bir süre önce, arkadaşıma ulaştırmam gereken sevginin, ancak emek harcarsam, peşinde yıpranırsam, acı çekersem, ona ulaşacağına karar vermiştim. bu yüzden gece yarısı 3.05’te kalkmaya ve normalde öğlen atacağım mesajı, uykumdan kalkarak, acı çekerek atmak istedim.

mesajdan öncesine gelince…

dün 13 ağustos olduğundan, tabiki gece yatmadan önce resmine bakıp astral seyahatte yanına gittim. onu görmeye, onunla konuşmaya ihtiyacım vardı, son olanlardan sonra bunu yapmaktan sürekli kaçmıştım. ona geri döndüm. birlikte yine zaman geçirdik ama ben ayrılmak istedim çünkü ona gerçek hayatta göndereceğim mesaj için gece yarısı 3.05’te uyanmam gerekiyordu. alarm sanki 3.05’te çalmamıştı ve ben tedirgin olmaya başladım bu saatte uyanamadığım için. beni öyle görünce arkadaşım, uyanmamalısın, bu uykuya ihtiyacın var, hasta olduğunu biliyorum, dedi.

ama ben uyandım ve mesajı gönderdim tabiki. sadece 1-2 saniye telefonumu elime alıp alt tarafı paylaş butonuna basacaktım. lakin öyle olmadı, o anın heyecanından sanırım, sabah ışıkları vuruncaya kadar uyuyamadım. kötü oldu. çünkü arkadaşımın rüyamda dediği gibi uyku çok önemli, sadece saati değil niteliği de önemli. bölünmemiş, aynı saatlerde yatırıp, aynı saatlerde kaldıran bir uykuya ihtiyacı var epilepsi hastalarının. sırf uykum bölünmesin diye şu an lunesta adında bir uyku ilacı kullanıyorum. ona rağmen kalkınca, dengem bozuldu. bu ilacı ilk kullandığım günlerdeki gibi uyukluyorum sabahtan beri.

eşim, gece neden alarmı kurduğumu sorunca bir arkadaşımdan mesaj gelmiş mi diye baktım dedim. o da, bayram özel programımız sona erdi, sınırsız kola çikolata ve geç yatış günleri bitti, akşam 10 olduğunda ben ve emmet da dahil, herkes yatakta diye güldürdü beni bu sabah.

ama güzel bayram oldu bana. hatta cumartesi günü şikago’dan michigan’a vapurla geçerken bira bile içtik. eşim gece hastanede kalacağımı söyleyince ağlamaya başlamıştım, o da hadi bira içelim ne zamandır içmedin, özlemişsindir dedi bana moral vermek için. iki bira söyledik ama içemedik. tadı çok kötü geldi. ben içmeyince eşim de elindekini denize döktü.

dün becca’ya mail atmıştım, onunla konuşmak istediğimi söylemiştim. o da, yakınlarda bir yere konferansa gideceğini ve eğer onunla gidersem çok mutlu olacağını, tren yolculuğunda bol bol konuşabileceğimizi iletmiş bana ama ben yarın yine de sabah uğrayacağım, bana kahve yap, seni görmek istiyorum diye cevaplamış. uykulu uykulu kalkıp bir de ona kahve yaptım ama mutlu oldum geldiğinde.

josh’la aranızda bir şey mi var, dedi. ben de, öncelikle josh kim diye sordum. şok oldu. direktör olan dedi. (white shoes) hayır nereden çıktı, sadece bir kere konuştuk ama adını bile şu an senden öğreniyorum dedim. dün telefonundan senin haftasonunda cleveland cavaliers şortu ve tişörtü ile göl kıyısında çekildiğin resmi bana gösterip, “çocukları ile bile gelse kabul ederim” dedi. ona resim atmadım, o resmi sadece instagram hikayemde paylaştım diyince, anladım zaten seni gizlice takip ettiğini ama uzak dur, o bipolar hastası, her sene 2-3 ay biri ile ilgilenir, onu üzer, hayatında sorunlara yol açar ve yılın geri kalan zamanında o kişi ile bir daha ilgilenmez, dedi.

kardeşimden biliyorum, böyledir gerçekten bipolar hastaları. 2-3 ay sevmeye, geri kalan zamanda nefret etmeye doyamazsınız. tabi ben kardeşim olduğu için her zaman alttan alabiliyorum hatta onun bu öfke dolu kırmızı halleri sayesinde ben huzurlu mavi bir insan olabildim. ama uğraşamam josh ile gerçekten. bana kendi derdim yetiyor. lakin o an kafama, geçmişe yaptığım zaman yolculukları sonrasında yazdığım bir blog yazım düştü, genç halim şu anki halime bunu söylemişti:

“bir adam var sana karşı çok öfkeli, attığın tüm adımları izliyor, onu hiç önemsemiyorsun ama o seni çok önemsiyor, sana kötülüğü olacak”

attığın adımları izliyor. öfkeli. 3 ay önce öfkeliydi evet. selam bile vermiyordu. adımları mı da takip etmeye başlamış. şimdi ruh hali değiştirdiği için neşeli ve sevgi dolu ama bu kısa süren mutluluğun ardından yine eski haline dönecek ve beni acıtacak.

senin ben şimdiden dünyanı s. josh.

işte öyle. tümüyle hayal dünyası değil astral yolculuklarım ama hangisi hayal hangisi gerçek hiç bilemiyorum. sanırım bazı şeyleri unutuyor kötü zamanlarımda beynim. mesela ben arkadaşımın gençliğine gittim, ben gerçek hayatta onun gençliğini hiç görmedim ki? ayrıca bana şu an arkadaşım hakkında moral veren tek kişi emanuel ve o rüyamda da bana aynı şeyleri söylemişti. tabi o bekle demişti, zamanı gelince demişti ama ben yine hızıma yenik düşüp atladım birden gelmeyen zamanın içine.

iyi haber, saat 31 temmuz’da 3.05’te çalıştı, diğer iyi haber ise ona o gün o saatte yolladığım kart ulaşmak üzere olmalı. o gün neden yaptığımı bilmeden yaptım ben bunları ama sanırım bir şeyler yine bana yardım etmiş o an. o gün yaşadığım sıkıntının tek sebebi arkadaşım değildi, bu bana yardım eden şeylerin gerçek olmadığını düşünmüştüm. ben zaten arkadaşıma 1 günden fazla hiç kırgınlık veya öfke duymadım. ama o gün asıl kırgınlığım inandığım dünyanın başıma geçmesiydi. burada çok azını yazıyorum ama yıllardır üzerinde çalıştığım şeyler bunlar. sadece astral seyahat değil çalışma alanım, bu seyahatlerin boyutlar ile ilişkisi, güneş sisteminin belirli tarihlerde boyutlara açılan enerji kapıları, bu kapılar üzerinden yapılan zaman yolculukları ile ilgili teorilerim var.

neyse, saat de çalıştı kart da gitti, sıra sanırım ben de. ama bunun için arkadaşım beni çağırmalı ve ben o güne kadar artık hiçbir şey yazmamalıyım. hiçbir zaman çağırmayabilir. bunu hayal kırıklığı görmek yerine, onun adına mutlu olmak diye yorumlamalıyım. demek benden daha çok seven birileri var hayatında ve onlarla daha mutlu diye düşünmeliyim. bu dünyada değilse bile öteki dünyada yeniden buluşacağımıza inanmalıyım.

tabi bu durumdan siz hiç mutlu olmayacaksınız, çünkü gece gündüz 3.05 mesajlarımla burada sizi bunaltacağım. gerçi geceyi çıkarmalıyım, hatta bunu arkadaşım dediği için yapmalıyım.

sarsıldım bir gece uykumdan uyanıp uyuyamayınca…

zaten iyi olmalıyım, olmazsam ondan haber alamayacağım. emanuel bana ondan haber getirmeyecek. ayrıca iyi olmazsam birgün çağırsa bile gidecek vaziyette olamayacağım.

o yüzden bu gece iyi uyuyup yarın fark yaratacağım.

okuyan herkese mutlu geceler.

çocuk kalpli.