weighted blanket.

emmet üşüyeceğinden, evi istediğimiz gibi soğutamadık ama ben yine de yattım ağır battaniyemle. kesinlikle benim gibi insanlar için yapılmış en doğru şeylerden biri bu ağır battaniyeler. keşke bir de sevişmeden cinsel rahatlamayı sağlayan bir ilaç bulsalar. bunu kardeşime dediğimde, kimsenin böyle bir derdi yok, insanların hayat amacı bu, bilim adamları da başka şeylerle meşguller, tek bir şansın varsa onu da madde bağımlılığı tedavisinde kaybettin, kullandığın yüksek dozlu antipsikotikler zaten olmayanı hepten bastırdı, dedi.

neyse, ben de büyük hayranı değildim zaten. benim tek hayat amacım, uyumak ve kaliteli uykulardan uyanmak. bu sabah öyle oldu. çok terlemişim ama battaniyenin altında güvenle ezilmişim uyurken. her yerinize sarılan, huzurlu, yumuşacık bir şey düşünün. işte bu, ağır battaniyeler. bu arada eşim 10 kg’lık almış, iyiki de öyle yapmış, daha fazlasının altında nefes alamayacakmışım.

IMG_7223

şu yastıkların dili olsa da konuşsa, onlar bile çok sevdiler bence… (hatta ayım da)

IMG_7222

bugün becca’ya mail atacağım. ona artık her şeyi anlatmak istiyorum. o da zaten bugünü, büyük bir sabırla bekliyordu. hala türkiye’ye gitmeme kadar yaklaşık 1 ay var, tüm zamanımı ve gücümü ona ve lazarus’a ayırmak istiyorum. bob evans’a kahvaltıya çağırırım muhtemelen. ikimiz de çok seviyoruz orayı. aynı burçtan olduğumuz için sanırım ikimiz de çilekli muzlu krep söylüyoruz. bayılıyoruz buna. akçaağaç şurubunu üzerine dökmeye başladığımızda bir süre sessizlik oluyor, konuşmuyoruz o an, sadece önümüzdeki bu şeyle ilgileniyoruz:

IMG_7145

birazdan uyuyan ayı kumullarına gideceğiz. hem huzurluyum hem de gücüm sanki yerine dönmüş durumda. 1 gece de olsa hastanede kalmak gerekiyormuş meğer. bu yaşadıklarımdan sonra lamictal’in dozu son sınırlara kadar artmış oldu. normal dozda güneş altında 1 saat yandığımda bile cildim alerjik reaksiyon veriyordu. dün doktorum 100 faktör kullan, bacaklarına bile sür dedi güneşe çıktığımda. 60 faktörle bile bembeyaz dolaşıyordum, şimdi hepten hayalete döneceğim.

neyse, geçti gitti işte…

okuyan herkese sevgiler.

çocuk kalpli.