7.31.2019 3.05 pm.

çok farklı hayal etmiştim bugünü. sevinç içinde, umut dolu, çocuk kalbim heyecandan deli gibi atarcasına düşlemiştim. en iyileşmeyecek yerimden kırılmış, yatakta göz yaşları içinde uzanırken değil..

bir daha geçirmeyeceğime yüzde yüz emin olduktan birkaç gün sonra epilepsi krizi geçirdim. bu sefer beynim de zarar gördü. 7 saat adımı bile hatırlayamadım. hastanede sürekli uykumdan uyandırıp adımı sordu eşim, en sonunda nerdeyim ben, ne oldu ki dediğimde eşim ağlayarak hatırladı sonunda dedi.

7 saat öncesine gelince… hatta ondan bir gece öncesine…

libya’da bir hastanenin bombalanmasını okuduktan sonra, hayatın çok kısa olduğunu, doğru zaman gelsin diye beklerken ona bir şey olabileceğini düşünüp, sonunda arkadaşımın yanına gitmeye karar verdim ve uçak bileti aldım. uçağım şikago’dandı. şikago’ya 3 saat bir mesafede yaşıyorum. ertesi sabaha aldım bu yüzden. eşim evden çıkar çıkmaz kaçacak şekilde geceden eşyalarımı hazırladım ve arkadaşıma geldiğimi söyleyen bir mesaj attım elimde kalan son instagram’la. sonra dua ederek yattım uyudum, yarın beni büyük bir gün bekliyordu, korkuyordum ama bir yandan da heyecanlanıyordum.

ertesi sabah oldu ve uyandım. arkadaşım mesajı almış mı diye baktığımda beni bloke etmiş olduğunu gördüm. mesajımda libya’ya geliyorum, hayatımı tehlikeye atacağım yazmıştım.

kırılmam, kızmam sanıyordum, zaten papaz arkadaşım emanuel de söylemişti böyle olacağını. lakin hesaba katmadığı bir şey vardı. ben bu konularda onun söylediği gibi fake atmazdım, cesurca korkmadan savaşır her zaman yüreğimi ortaya koyardım. cevabı bile beklemeden uçak biletini satın almıştım bile. tabi unuttuğum bir şey daha vardı. zaten zar zor tutunduğum bu hayata pamuk ipliği ile bağlıydım, normalde de herkes üzerdi beni, beni üzmek, üzebilmek çok zor bir şey değildi. telefonumu kontrol ettiğimde “git öl umrunda değilsin” dercesine bloke etmişti. bugüne kadar kimse ölümü layık görmemişti bana. en sevdiğimden duyunca bunu, bana ölmekten başka bir seçenek kalmadı. aslında başta sakin olmaya çalıştım, eşimi aradım, yardıma ihtiyacım olduğunu söyledim. ama o şehir merkezinde çalışıyordu ve arabasını otopark’a parketmişti,  arabasına ulaşıp oradan çıkması en az yarım saatini alırdı. telefonda beni sakinleştirmeye çalışsa da gelmesi daha uzun sürdü. eşim gelemeyince ben de bunu “kaderim böyleymiş” olarak gördüm. evimin yakınlarındaki tek yüksek binaya çıkıp kendimi atmaya karar verdim.

sonrasını hatırlamıyorum. eşim bana ulaşamayınca 911’i aramış. 911 beni bulduğunda evde hala kriz geçiriyormuşum. sonrası en başta yazdığım gibi. hastanede bu hayata dair tüm inançları yıkılmış, her şeyini kaybetmiş biri olarak uyandım.

daha önce hayata hiç bu kadar kırılmamıştım. inandıklarım başıma yıkılmamıştı. üniversitedeki erkek arkadaşım onur öldüğünde bile inancımı kaybetmemiştim. yarınlara, güzele, iyiye, doğruya olan inancım yerimdeydi onu gömerken.

ben dün öldüm. sadece arkadaşım öldürdüğü için değil, inandığım şeyler de öldüğü için. meğer kafamda yaratıyormuşum her şeyi. tüm rüyaları kendim kuruyormuşum. gün içerisinde hissettiğim dediğim şeyler o rüyaların zihnime etkisiymiş. kendi yaratttığım dünyadaki kişinin sözlerine kanmışım, onu benim yarattığımı farketmeden.

IMG_6408

fişte görüldüğü gibi tam 3.05’te postanede kartı gönderip saatimi çalıştırdım. bunu yaptım çünkü zamanı gelince sevgiye gideceğime söz vermiştim ve o zaman bu saat ile ilintiliydi.

gideceğim. bugün 31 temmuz. birazdan uykuya dalıp rüyamda ona gideceğim, sevgiye gideceğim. ama son kez. çünkü ona orda veda edeceğim ve bir daha seni görmek istemiyorum diyeceğim.

ne bu hayatta ne rüyamda, onu bir daha görmek istemiyorum…

yarın yeni bir ayın başlangıcı. hangi güçle bilmiyorum ama kalkıp tekrar başlayacağım. anneme söylemedik olanları. cesaret edemedik. hala 8 eylül’de istanbul’a geleceğimi biliyor. bugün korkumdan konuşamadım onunla. yarın da konuşamam muhtemelen. kimseyle konuşasım yok zaten. öğlen becca bana bakmaya geldi, uyuyor numarası yaptım.

hayata o kadar kırgınım ki, her şeye o kadar kırgınım ki, en çok da doğduğum güne kırgınım.

çocuk kalpli.