invocation.

hayatımın en heyecanlı günlerinden birine uyandım bu sabah. böyle olunca kahvaltı yapmak yerine iş vakti gelene kadar yorganımın altına saklanıp hayattan kaçmaya çalıştım uzun süre. tabi bunu farkeden eşim kahvaltıda yediklerimi hazırlayıp yatağıma getirdi ve onları bana yedirirken benimle yapabileceği en güzel konuşmalardan birini yaptı.

“bugün sonuç ne çıkarsa çıksın, benim için hiçbir şey değişmeyecek, hala yanında olacağım, tüm gücümüzle en baştan başlayacağız, eylül’de gerekirse seni kucağımda türkiye’ye götüreceğim, her şekilde evine gideceksin, 1 yıldır gitmedin, çıldırma noktasına geldiğini biliyorum, evine gideceksin, söz veriyorum”

gerçek mi bu diye sorduğumda değil mi ki diyerek yataktan beni kaldırarak kucağına aldı ve yüzümü yıkamam için banyoya götürdü. kucağındayken içim umut doldu birden. ne güzel bir adamla evliyim, herhalde hayatım boyunca yaptığım tüm iyiliklerin karşılığı bana eşim olarak geri döndü.

dün son yazımı yazdıktan sonra kendimi mi etkiledim bilmiyorum. rüyamda emanuel’in söylediklerini kanıtlarmışçasına arkadaşımın libya’da bir türkle konuştuğunu gördüm. bu yer libya gibiydi. ama herhalde kendimi etkiledim. ondan başka orada çalışmak isteyecek bir türk daha gelmemiştir bu dünyaya. ondan bir tane bile yoktur. sanırım astral seyahat yapmayınca rüyalarım bozulmaya ve bilinçaltının etkisine girmeye başladı. rüya aleminde kayboluyorum. ama buna ihtiyacım da vardı, aklıma sahip çıkamama noktasına gelmiştim. yolculuklarım beni öldürmeye başlamıştı. özellikle zaman yolculuğu yaptığım günlerde ruhen dünyaya dönemiyordum. ve bunlar eşime çok büyük haksızlıktı. yukarı yazdığım kadar güzel bir adam, bunları kesinlikle haketmiyordu.

suçlu hissediyorum…

uzun zamandır hiç ilgilenmiyorum onunla. bunu kendime söylemekten korkuyorum ama benim için bu evlilik iyice arkadaşlığa dönmeye başladı son zamanlarda. özellikle bana gereksiz güç kullandığı ve zorla ilaç içirdiği geceden sonra ilk defa boşanmalı mıyız acaba diye de düşündüm. o an yaptığı şey doğruydu ama bunu ellerimi tutup, hareketimi kısıtlayarak yapmak zorunda değildi. konuşarak da o içeceği bana içirebilirdi. neden yaptı ki bunu? çok güzel bir insan halbuki. çok güzel bir adam. neydi onu bu noktaya getiren. o da benim gibi mi düşünüyordu acaba, aynı evde yaşayan 2 üniversiteli arkadaş olduğumuzu farketmiş miydi?

birkaç gün önce bir arkadaşımızın aşklarının bitmesi üzerine eşiyle boşanmaya karar verdiğini ama çok iyi anlaştıklarından arkadaş kalıp aynı evde yaşayacağını duyduğumuzda ikimiz de birbirimize bakmıştık. bu sıradan göz teması aslında korktuğumuz şey miydi?

yatağın yanlış yerinden kalktım ve bu gece gireceğim eeg’yi düşününce gerildim sanırım. korkuyorum. çok korkuyorum hem de. sonuncusu iyi çıktığından beri psikolojik olarak biraz da olsa rahatlamıştım. eğer yine kötü çıkarsa, serin sulardan, gönül ferahlığından, huzurdan ayrılıp kendimi yine cehennemin ortasında bulacağım.

eşim kucağında götürse bile türkiye’ye, istediğim o büyük yolculuğa uzun süre daha çıkamayacağım. lütfen böyle olmasın.

çocuk kalpli.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.